Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 02. 06. 2007

Baskın Oran: "Ne dini cemaat ezsin bireyi, ne de devlet!"

Meral Tamer- Milliyet:
İstanbul 2. bölgede yaşayan ve oyunu verecek parti bulamayan sol seçmenlerin imdadına bağımsız aday
Baskın Oran yetişti


Dün sabah saat 11'e doğru Taksim meydanındaki Hill Otel'den içeri bir girdim ki, ana-baba günü. Asansörün önünde devasa bir kuyruk. Bizim toplantı teras katında, yani 9. kat. Anlayacağınız merdivenle çıkmak söz konusu değil. Gelen asansörlerden ancak 5'incisine kapağı atabildim. Yukarı çıktığımda anladım ki Taksim Hill Otel'deki olağandışı kalabalığın nedeni, bu seçimlerin ilk bağımsız sol adayı Prof. Dr. Baskın Oran. Teras katı da ana-baba günü; adım atacak yer yok; herkes birbirinin üzerinde. Aydın Engin, Lale Mansur, Tarık Ziya Ekinci, Mehmet Güleryüz, Osman Kavala, Mehmet Ural, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Melek Ulagay Taylan, Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, Tan Oral, Stella Ovadia, Tuğrul Eryılmaz...

Seçim kalabalığı
Basın dosyasında, Baskın Oran'ın İstanbul 2. bölgeden bağımsız adaylığına destek verecek olan 500 kişinin adları da yer alıyor. 
Son 2 gün içinde oluşturulmuş, önümüzdeki günlerde sayıları hızla artacak olan destekçiler arasında ilk gözüme çarpan isimler Prof. Dr. Şevket Pamuk, Oya Baydar, Rakel Dink, Pınar Selek, Rojbin Tugan, Ece Temelkuran, Tarhan Erdem, Deniz Türkali.

Ama Taksim Hill Otel'in teras katındaki kalabalık, bu adlarını saydıklarımdan ibaret değil tabii. Büyük bir gazeteci ve televizyoncu ordusuna ek olarak hiç tanımadığım, sanki sadece seçim kampanyalarında görebileceğim bir kesim de hazır ve nazır.

Baskın Oran'la merhabalaşıp el sıkıştığımızda verdiği ilk izlenim, sanki yolunu şaşırıp da tesadüfen o kalabalığın ortasına düşmüş gibi. Bir yandan gelenleri selamlarken, diğer yandan da masadaki bilgisayarı çalıştırmaya uğraşıyor. Serde hocalık var ya, seçim kampanyasıyla ilgili ilk açıklamasının ana hatlarını, mutlaka ekrana da yansıtmak istiyor. Aksilik bu ya, powerpoint huysuzluk ediyor, Oran pes etmiyor ve sonunda her şey istediği gibi oluyor...

Neden İstanbul?
Prof. Oran, ne dediğini bilen, meramını çok kısa ve net olarak ifade edebilen, kafası son derecede berrak biri. Etnik, kültürel, dinsel, cinsel, ideolojik, sosyo-ekonomik v.s. Türkiye'deki tüm temel ezilmişlik ve dışlanmışlık kategorilerinin sesi olmayı vaat ediyor.
Bütün bu kategorilerin harman yeri ve tam bir toplumsal laboratuar olduğu için, doğum yerinin İzmir, yaşadığı kentin Ankara olmasına rağmen, aday olmak için İstanbul'u tercih ettiğini belirtiyor.
Sağ olsun Baskın Hoca, iyi ki adaylığa soyundu. Böylelikle ben ve yakın çevrem, biricik oyumuzu gönül rahatlığıyla verebileceğiz.
Anadolu Yakası'nda oturan asistanım Özlem için de sorun yok. Çünkü ÖDP eski Başkanı Prof. Dr. Ufuk Uras da İstanbul 1. bölgeden bağımsız aday oluyor.
 

Baskın Hoca için dün Taksim civarında bir seçim bürosu kiralanması için kollar sıvandı. Seçim kampanyasını, Erdal İnönü'nün meşhur limon sıkma kampanyasının yaratıcısı Yorum Ajans'ın sahibi Mehmet Ural yürütecek.

ig

Demokrasi Manifestosu
Erdal Şafak-Sabah: Çok önemsediğimiz ve yazılarımızda sık sık referans aldığımız anayasa hukukçusu Prof. Dr. Zafer Üskül dün AK Parti'ye katıldı. Başarılar diliyoruz.

Üskül'ün Erdoğan'ın soldan bir başka transferi olan Ertuğrul Günayile birlikte AK Parti'nin "Seçim Beyannamesi"ni hazırlayacağı belirtiliyor. Bildirge "Demokrasi Manifestosu" olacakmış. Aslında "İkinci Demokrasi Manifestosu" denilseydi, daha doğru olurdu. Çünkü AK Parti'nin 3 Kasım 2002 seçimleri için hazırladığı beyanname de bir demokrasi manifestosuydu. "İlkeli siyaset", "Toplumsal barış", "Özgürlük", "Sivil toplum", "Barış" gibi kutsal kavramlarla süslenmiş o belgede seçmene bakın ne taahhütlerde bulunuluyordu: "Partimiz hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı olacaktır. 'Adalet mülkün temelidir' özdeyişinde ifade edildiği gibi, toplumda barışın, huzurun ve refahın sağlanması için öncelikle adaletin tesis edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde yaşanan krizlerin temelinde, evrensel normlara uygun bir hukuk devleti ve adalet sisteminin eksikliği yatmaktadır.
Hukuk devleti ilkesine uygun olarak adalet reformunu gerçekleştirmek, partimizin öncelikleri arasında yer almaktadır.
Hukuk alanındaki reformlara yeni bir anayasa yapılarak başlanmalıdır. Partimiz yeni anayasanın devlettoplumbirey arasında yapılan bir toplumsal sözleşme niteliğinde olmasından yanadır. Bu anayasa hukuk devleti ilkelerini hayata geçirecek, bireyleri devlete ve örgütlü güçlere karşı koruyacak, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını sağlayacaktır.

Bu krizler olur muydu?
Hazırlanacak yeni anayasa, kısa, öz ve açık olacak, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenecek, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişi sağlamak için referandum yolu yaygınlaştırılacak, idarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı denetimi dışında bırakılmayacaktır."

3 Kasım 2002'de yeni ve sivil bir anayasa yapılabilmesini sağlayacak çoğunluğu elde eden, üstelik o büyük reform için uygun ortamı da bulan AK Parti, seçmenle arasında sözleşme anlamına gelen beyannamesindeki taahhütleri yerine getirseydi, cumhurbaşkanı seçimi süreci krize dönüşür müydü? "Kısa, öz ve açık" yeni anayasa olsaydı, Meclis'in görevine Anayasa Mahkemesi müdahale edebilir miydi? Erkler arasındaki ilişkiler "Açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenseydi", cumhurbaşkanı seçimi emuhtıra konusu olabilir miydi?

Cevabı Zafer Üskül versin: "Bugün yaşanan sorunların temelinde,1982 Anayasası ve bu Anayasa'nın kurguladığı rejim var. Türkiye içinde bulunduğu bunalımdan kalıcı biçimde çıkmak istiyorsa, bu Anayasa'dan kurtulmalı. Özgürlükçü, çoğulcu, barışçı, laik anlayış ortak paydasında, hukukun uluslararası değerleri ile örülmüş yeni bir anayasaya kavuşmadıkça, sürekli kriz üreten bu yapıyı ve krizden beslenen odakları etkisiz kılmak mümkün değil." (Genelkurmay muhtırasına yanıt olarak 500'ü aşkın aydınla birlikte yayınladığı Yurttaş Bildirisi'nden)

Siyasetteki tehlikeli virüs
TÜSİAD'a hazırladığı "Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri" raporunda "Mutlaka yeni bir anayasa gerektiğini" vurgulayan, her yazısında, her konferansında, çıktığı her TV kanalında bu talebini tekrarlayan, "Rejimin teminatı ordu değil, millet olmalıdır" diyen Üskül, umarız AK Parti'nin 4.5 yıl önce halka verdiği sözün hiç değilse yeni yasama döneminde gerçekleşmesini sağlar.
Bir kez daha düşkırıklığına uğrarsak, ona kendi sözünü hatırlatacağız: "Ne yazık ki siyasetçi her zaman üstüne düşen görevi yerine getirmiyor." Unutmasın, artık o da siyasetçi. Ve çok iyi bildiği gibi, siyaset, değerleri ve ilkeleri aşındıran, hatta yozlaştıran bir virüsü bünyesinde taşıyor. Aman dikkat Zafer Hoca!


 



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla