Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ



Türkiye'de Kışla Kültürü Sona Erdi
Nebil Zeki / Radikal 2 (19. 09. 2007)
Yansız Devlet
Sami Selçuk / Star (19. 09. 2007)
Reel Politika Ve Reel İslam
Melih Pekdemir / Birgün (19. 09. 2007)
Düşünce Yasakları
Hüsnü Öndül / Evrensel (19. 09. 2007)
Necip Fazıl ile Nâzım Hikmet'in Çocukları
Seyfi Öngider / Radikal 2 (13. 09. 2007)

Türkiye'de Kışla Kültürü Sona Erdi (Devamı)

ARAPLARIN DA BEKLENTİSİ VAR
Araplar olarak bizim AKP'yle sorunumuzsa, partinin ABD ve İsrail'e yaklaşımıyla ilgili. AKP ABD'ye yakın ve Türkiye'nin Washington'a karşı düşmanca bir tavır almasının çıkarına olmadığını, ABD'nin de Türkiye'yle düşmanlık yaratmaya çalışmadığını düşünüyor. Washington, Türk ordusunun PKK'yı çıkarmak için Kuzey Irak'a büyük bir operasyon düzenlemesine karşı. ABD bu müdahalenin, İranlılara karşı silahlı faaliyetlerde bulunan PEJAK'ın izini sürmek için İran'ı da Irak sınırını geçmeye teşvik etmesinden endişeleniyor. Ayrıca Türk müdahalesi, Kuzey Irak'taki Kürt otoritesini ortadan kaldırabilir.

AKP döneminde, Türk-İsrail ilişkilerinde sıçrama gerçekleşti. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 10 milyar doları geçti. Bütün AKP yöneticileri son yıllarda İsrail'i ziyaret etti. İsrail gazetesi Yediot Ahranot, Ankara'daki İsrail elçisinin AKP'nin tüm vekillerini tanıdığını ve onlarla iyi ilişkiler içinde olduğunu belirtiyor.

Başbakan Erdoğan, Mayıs 2005'te İsrail'i ziyaret etmiş ve İsrail Başbakanı Şaron'la görüşmüştü. İkisi de başbakanlık ofisleri arasında, tıpkı Şaron'u Beyaz Saray, Kremlin ve Avrupa Komisyonu'na bağlayan hat gibi doğrudan bir hat inşa edilmesi niyetini açıklamışlardı. Şaron bu münasebetle, 'güçlü istihbarat iletişimine rağmen liderler arasında en üst düzeyde iletişim sağlanmasının büyük önemi olduğunu' öğrendiğini ifade etmişti. Fakat, Erdoğan'ın Filistinlilerle İsrailliler arasında aracılık önerisini reddetmişti.

Erdoğan, Filistin'de söz ettiği güvenliği sağlayamadı. Ülkesinin tarihi ve insanlık karşısındaki sorumluğundan kaçması mümkün değil; Türkiye, Filistinlilerin açık cezaevinde yaşamaya terk edilmemesi için Filistin-İsrail çekişmesine çözüm bulmak amacıyla çalışmalı.

Türkiye, Gül'ün cumhurbaşkanı olması ve iç şartların istikrar kazanması sonrası, Ortadoğu'da daha etkin bir siyaset izleyebilir mi? Acaba bu siyaset, AB eğilimlerine karşı olan Türk seçmeninin iradesi ve yüce Arap çıkarlarıyla uyuşacak mı?
(Londra'da Arapça yayımlanan Arap gazetesi, 12 Eylül 2007)

ig

Yansız Devlet

Sami Selçuk - Star: Çağcıl devlet, demokrasinin olmazsa olmaz boyutlarını, yani özgürlükçülüğü, çoğulculuğu, katılımcılığı benimsediği andan itibaren bütün ilkeler, kavramlar, kurumlar yerli yerine oturacaktır.

Yansız devlet, 'ideoloji, din, yanlılık' kavramlarına uzaktır; bireyleri ne kayırır ne ötekileştirir.

'İdeoloji, din, yanlılık' eken bir devlet, militandır, kayırıcıdır, ideolojik ve dinsel karşıtlarını 'takip, tanzim ve tedip' etmeye kalkışır;
iç kavga biçer.

Dikkat kesilin lütfen. Yansız devlet, başkalıkların kendilerini sergilemelerine izin vermeli ya da hoşgörüde bulunmalı demiyorum. Daha ötesini söylüyorum. 'İkiyüzlülüğü önlemek, maskesiz yaşamayı sağlamak ve toplumsal ahlakı kurmak için,
yansız devlet, başkalıkların doğallığını ve ilişilmezliğini güvence altına almalı
' diyorum. Çünkü başkalığı ve kimliği sergileme bir 'hak'tır. Oysa 'izin'de başına buyrukluk; 'hoşgörü'de katlanma öğesi söz konusudur. Hak kavramı; başına buyrukluğu, katlanmayı dışlar.

Yansız devlet, hiçbir görüşü ve inancı önceden mahkûm etmez. Düşünceler karşısında yansız olduğundan düşün özgürlüğünü; inançlar karşısında yansız olduğundan inanç/din özgürlüğünü sağlayan özgürlükçü, çoğulcu ve laik bir devlettir. Attali'nin deyişiyle geleceğin 'hiperdemokratik devleti'dir. Ötekinden korkmaz. Kuruntulara pabuç bırakmaz.

Zor kullanmamak, suça özendirmemek koşuluyla ötekini susturmaya kalkışmaz.

Bilir ki, ötekini susturmamak, susturmaktan daha iyi bir silahtır.

Bilir ki, öteki susturulmadığı takdirde, 'toplumsal sağduyu' onu yapayalnız bırakacaktır.

Bilir ki, bu fırsatı demokrasiye vermek, yasaktan daha iyi bir yöntemdir.

Bilir ki, aşırı görüşleri savunan öteki susturulursa, Cohen'in vurguladığı üzere, ötekine karşı en güvenilir savunma aracından toplum yoksun kalacaktır. Bu savunma aracı da şudur: Aşırı uçları savunan görüşleri 'akılcı yöntemlerle reddetme hakkı'nı öteki gibi düşünmeyenlerin elinden almamak. Bu hakkı bu berikilerin elinden alan bir devlet, kahramanlaştırdığı ötekine hem hizmet etmiş, hem de ötekinin tuzağına düşmüş olur. Bu tuzağa düşen devleti ise, artık demokratik ilkeler değil, demokrasi düşmanlarının sindirme yöntemleri yönlendirecektir; rejim de demokrasi olmaktan çıkacaktır.

Demek, yansız devlet; demokrasinin olmazsa olmaz boyutlarını örselemeden olumsuzlukları düzelten, yaşamın bütün yönlerini denetlemeye kalkışmayan, uyuşmazlıkların yansız hakemi olan, toplum katmanlarının birbirleri üzerinde baskı kurmasına göz yummayan; yaşamın hiçbir düşünce kalıbına sığdırılamayan zenginliğini, değişkenliğini, çeşitliliğini, önceden öngörülemezliğini gözeten, ötekiler ile berikilerin enerjilerini çatıştırmadan yarıştıran ve bunun hukuksal çerçevesini çizen, koruyucu, güvenceci bir devlettir.

Devletin bireyi çalıştırırken elindeki biricik nesnel ölçüt ise, o aday-bireyin o işi yapacak yeterlikte olup olmadığıdır. Eğer devlet, bireyleri toplumsal ve siyasal görüşlerine, dinsel inançlarına göre değerlendirerek çalıştırıyorsa ne yansızdır ne de demokratiktir. Çünkü bireylerin görüş ve inanç alanları, devletin ilgi alanının kesinkes dışındadır; dokunulamazdırlar.

Öyleyse devlet şunları iyi bilmelidir: Bu dokunulamaz özel alanlara girdiği anda, demokratik devlete özgü yansızlığını yitirir, hukuk devletinden totaliter devlete kayar; rejim çürür, demokrasiden totalitarizme dönüşür.

Birey de şunları iyi bilmelidir: Devlet adına görev yaparken, kişisel görüş ve inançlarını görevine karıştırırsa; sözgelimi bir yargıç, yargılarken görüş ve inançlarını salonun dışında bırakmazsa, kendisi de, devlet de yansızlığını yitirecektir. Böyle bir durumda devlete düşen, hemen kovuşturma yaparak o bireyi cezalandırmak, yansızlığını korumaktır.

Devamını okumak için tıklayın

Baş tarafını okumak için tıklayın


ig

 



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla