Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ



İnsansal Fay Hatlarımız
Baskın Oran / Agos (11. 09. 2007)
Unutma Bunların Hiçbirini!
Feza Kürkçüoğlu / Birgün (11. 09. 2007)
Yargı Algılaması Üzerine
Yücel Sayman / Evrensel (11. 09. 2007)
Reel Politika Ve Reel İslam
Melih Pekdemir / Birgün (11. 09. 2007)
Türkiye Kabuk Değiştiriyor
Maureen Freely / Birgün (05. 09. 2007)

İnsansal Fay Hatlarımız (Devamı)

Sıradaki Gen.Kur. Başkanı böyle deyince, yanındaki genç subaylar da şöyle demiş: "Burada oğlu veya çok yakını PKK tarafından öldürülmüş insanlar var. Biri kendini tutamayıp DTP'lilerin üzerine yürürse ne yaparız?" (M.A.Birand, Posta, 01.09.07)

Şimdi, DTP'liler "Şırnak'ta zehirli gaz kullanılmış olabilir" dediler (Bianet, 31.08.07). Askerler ve bir kısım basın şiddetli tepki verdi. Beni ise aynı günkü bir haber korkuttu: E.Binbaşı Zeki Bingöl, 19.12.2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevi'ne yapılan "Hayata Dönüş" operasyonunda ilk kurşunu jandarmanın sıktığını ve koğuşlara gaz bombası ve yangını bir türlü sönmeyen "bir cins yuvarlak lastik topa benzeyen bombalar" attığını 7 yıl sonra açıkladı (Radikal, 31.08.07). Şimdi ya bu da 7 yıl sonra "benzer" biçimde aydınlanırsa?

Tekrar ediyorum: Bu iki büyük fay hattının çözüm-ucu elimize geçmiş bulunuyor. Lütfen, verdiği sonuç ortada olan 84 yıllık kireçlenmelere kurban gitmeyelim. Görmüyor musunuz, ezberler öyle bir bozuluyor ki fay hatları bile kendi içinde deprem geçiriyor. İslamcılar denize giriyor, "sürtük" lafı yiyor. Kürt hareketi en az altı başlı; DTP müthiş zorlanıyor. Siz daha bunları görmeyin. Ama ondan sonra da bu vatanı sevdiğinizi falan söylemeyin. Gül ve DTP olayları, küçük küçük depremlerle fayların nihayet yerleşmeye başlaması ve büyük depremin önlenmesi açısından gerçek birer nimettir; lütfen bakın ve görün artık.
Ne ezbermiş yahu.

ig

Unutma Bunların Hiçbirini!

Feza Kürkçüoğlu / Birgün: 12 Eylül 1980'de Ülkenin Üstüne Bir Karabasan Gibi Çöken Darbenin 27. Yılında

Ülkü Tamer, 12 Eylül 1973'de Pinochet tarafından devrilen Salvador Allende'ye yazdığı "Allende İçin" şiirinde: Augosto Pinochet, / Gustavo Leigh, / Jose Toribino, / Cesar Mendoza, / Unutma bunların hiçbirini." diyordu. Onlar unutmadılar! Peki biz, 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971'den sonra yapılan 12 Eylül 1980 darbesiyle yüzleşip, hesaplaşabildik mi? Henüz hayır!

Yakın tarihimizin en kanlı, en baskıcı ve etkileri en uzun süren bu darbenin 27. yılında olup, biteni unutturmaya çalışanlara, unuttuğumuzu sananlara inat bir kez daha hatırlayalım.

12 Eylül 1980... Sabaha karşı sokaklardaki tank sesleriyle uyananlar ne olduğunu anlamak için radyolarını açtılar. Radyo, kahramanlık türküleriyle tanınan Hasan Mutlucan'ın o davudî sesinden "Yine de Şahlanıyor" türküsü çalıyordu: "Yine de şahlanıyor, Kolbaşının kır atı, görünüyor bize sefer yolları..."
12 Eylül 1980 sabahından o ülkenin üstüne çöken ve bir türlü kalkmak bilmeyen, binlerce insanın hapishanelerde yıllarca yatacağı, binlerce insanın işkencelerden geçeceği, sakat kalacağı, yüzlerce insanın öldürüleceği, öleceği günlerin başladığı o karanlık geceden söz ediyoruz...

EVREN'İN KALEMİNDEN DARBE SABAHI
O karanlık gecenin başladığı saatleri, darbeyi planlayan ve yöneten Orgeneral Kenan Evren'in kaleminden okuyalım:

"Şimdi 12 Eylül saat 03.00'den itibaren o gün cereyan eden olayları saat saat zikretmek istiyorum: Saat 03.00'de 8 Eylül'de imzaladığım icra emri gereği bütün yurda Bayrak Harekâtı Direktifinin uygulanmasına; TRT, PTT ve diğer muhabere sistemlerine el atılmak suretiyle başlanmıştır.

03.00'te İçişleri Bakanlığı, 03.10'da Emniyet Genel Müdürlüğü, 03.12'de Polis Koleji ve Polis Telsiz İstasyonu, 03.15'te Polis Radyosu kendisine görev olarak verilen Jandarma Komutanlı-ğı'nca hiçbir mukavemetle karşılaşmadan ele geçirilmişti. (...) 04.00'de Milli Güvenlik Konseyi'nin ilk bildirisi olan 1 numaralı bildiri radyolardan yayınlanmaya başlamıştı. Bildiri şöyle idi:

Yüce Türk Milleti;
Büyük Atatürk'ün bize emanet ettiği ülkesi ve milletiyle bir bütün olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son yıllarda izlediğimiz gibi dış ve iç düşmanların tahriki ile, varlığına, rejimine ve bağımsızlığına yönelik fikrî ve fizikî haince saldırılar içindedir.
(...) Parlamento ve hükümet feshedilmiştir. Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir. Yurtdışına çıkışlar yasaklanmıştır. Vatandaşların can ve mal güvenliğini süratle sağlamak bakımından saat 05.00'den itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı konulmuştur."
[Kenan Evren'in Anıları, Kenan Evren, Milliyet Yayınları, 1990]


Ve o karanlık geceyle başlayan saatler, yılları kovaladı. Ülkede tam bir cadı avı başladı. Partiler kapatıldı. Sendikalar başta olmak üzere bütün demokratik kuruluşlar baskı altına alındı, üyeleri yıllarca yargılandı. Demokratik haklar rafa kaldırıldı. İnsan hakları ise, çoktan ayaklar altındaydı. Türkiye, 6 Kasım 1983'te tekrar "sivil hayata" geçti, geçti ama 12 Eylül bütün yasakları ve getirdiği bütün antidemokratik kurumlarıyla hâlâ yaşamakta...

GEÇİCİ 15. MADDE KALDIRILSIN
22 Temmuz seçimlerinden sonra kurulan yeni hükümet ile birlikte, yeni cumhurbaşkanı seçildi. Hükümet Anayasa değişikliğinden, yeni reformlardan söz etmeye başladı. Ancak söz konusu Anayasa değişikliği paketi içinde 12 Eylül darbecilerinin 1982 Anayasası'na koydukları "Geçici 15. madde" yok. 1982 Anayasasında düzenlenen Geçici 15'inci Madde şöyle:
"Milli Güvenlik Konseyi'nin, bu Konsey'in yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisi'nin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz."
Ne geçici maddeymiş, 12 Eylül darbesinden gelen hiçbir hükümet
-sağcısı, sosyal demokratı- bu geçici maddeyi kaldıramadı.
Bu yüzden, darbeciler bir türlü yargılanamıyor! Bir başka darbenin, 11 Eylül 1973'de Şili'de General Pinochet'in sosyalist lider Allende'ye karşı düzenlediği darbenin ardından yıllar sonra darbeciler yargılanıyor ve ceza alıyorlar. 11 Eylül 1973'te Ailende, Başkanlık Sarayı La Moneda'da bir avuç yakın korumasıyla öğlene kadar direndi. Ailende, darbecilere karşı demokrasinin, parlamentonun savunulması gerektiğini göstererek, darbecilerle dövüşerek öldü. Bugün, Pinochet Darbesi'nin suçluları yargılanıyor. Brezilya'da da darbecilere karşı aynı yargılama süreci başlatıldı. Türkiye'de ise...


Devamını okumak için tıklayın

Baş tarafını okumak için tıklayın


ig

 



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla