Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ



AB'nin Kilidi Demokrasi
Cenap Çakmak / Yeni Şafak (05. 09. 2007)
Kürt Sorunu İçin İspanya ve Fransa Model mi?
Akın Özçer / Yeni şafak (05. 09. 2007)
Askerlik ve Ciddiyet
Ahmet Altan / Gazetem.net (05. 09. 2007)
'Hükümet kulpları' hep kaybediyor
İlhan Başgöz / Radikal (05. 09. 2007)
Türkiye Kabuk Değiştiriyor
Maureen Freely / Birgün (05. 09. 2007)

Kürt Sorunu İçin İspanya
ve Fransa Model mi? (Devamı)

Türkiye'nin Kürt sorununun çözümü bağlamında temel alması gereken asgari ölçüt de bu. İlk bakışta basit görünse de, bu ilkenin uygulanması ve Anayasa'da hiçbir ayırımcılığa izin verilmemesi önemli bir demokratik zihniyet değişikliği. Sonuç itibariyle, Kürt kökenli vatandaşlarımızın farklılıklarına dayalı bireysel temel hak ve özgürlükleri tümüyle anayasal güvence altına alınmış olmakta. Evrensel ölçütlere uygun temel hak ve özgürlükler içerisinden bunları çıkarıp ayrıca sıralamaya ve tartışmaya gerek yok doğal olarak.

Bu temel ilkeyi benimseyecek bir DTP'nin, parlamento aritmetiği bakımından olmasa da, Kürt sorununun çözümüne katkısı büyük olacaktır kuşkusuz. Geriye terörün sona erdirilmesi konusu kalıyor ki, bu noktada da yukarıda değindiğim hususların ışığında, bir çözüme varılması olasılığı, teorik olarak mevcut. Ama gerçeklerin tüm çıplaklığıyla görülmesi kaydıyla...

Akın Özçer: Marmara Üniversitesi Uzman Eğitim Görevlisi - Emekli Diplomat

ig

Askerlik ve Ciddiyet
Ahmet Altan / Gazetem.net:

İnsanlar askerliği icat ettiğinden beri bu mesleğin değişmez bir kuralı vardır, üstüne kesin itaat ve saygı.
İtaat ve saygı olmazsa askerlik de olmaz.
"Karşı tepeye saldırın" komutunu veren bir subaya askerler, "o tepeye değil, öbürüne saldıralım," "o tepeyi almanın insanlığa ne faydası var," "ama o tepeden bize ateş ediyorlar," "benim canım saldırmayı hiç çekmiyor," "sizin eşinizin kıyafeti hoşuma gitmedi, ben saldırmayacağım" türünden cevaplar vermeye başladı mı askerlik diye bir şey kalmaz.
Sistem çöker.

Son günlerde bizim generaller, üstleri olan cumhurbaşkanına karşı itaatsiz ve saygısız davranıyorlar.
Eğer generaller üstlerine saygısız davranırlarsa, onların astları da onlara saygısız davranır.
Saygısız generallerin saygılı bir ordusu olamaz çünkü.
Asker, komutanını taklit eder.

Generallerimizin tutumu, askerlik mesleğinin özünü ve ordunun disiplinini ciddi biçimde örseliyor.
Onlar cumhurbaşkanına, "senin eşinin başörtüsünü beğenmedim, sana saygı göstermeyeceğim" derse, asker de generale, "senin eşinin elbisesini beğenmedim ben de sana saygı göstermeyeceğim" der.
"İtaat ve saygı" kuralı yok olur.
Ordunun disiplinsizleşme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.

Generallerimiz, yasalara, kurallara, hiyerarşiye tümüyle aldırmaz davranıyorlar.
Bunu biraz da çocukça bir biçimde yapıyorlar.
Sabah cumhurbaşkanına selam vermiyorlar, öğlen selam veriyorlar, sıkılıyorlar akşama gene selam vermekten vazgeçiyorlar.
Bir general "üstünden" memnun değilse yapacağı tek şey vardır, istifa etmek.
İstifa etmiyorsa da mesleğinin kuralına uymak zorundadır. Üstelik generallerin saygısızlığı yalnızca ordunun disiplinini bozmak tehlikesini yaratmıyor, ülkenin dengesini de alt üst ediyor.

Askerler, on üç yaşından itibaren özel şartlarda yaşamaya başlıyorlar, kriz olsun ya da olmasın paralarını alıyorlar, işlerini kaybetme endişesi taşımıyorlar.
"Bu ay para alacak mıyım, işler nasıl gidecek, işsiz kalır mıyım, bizim dükkan kapanır mı" gibi tedirginlikleri bilmiyorlar.
"Selam verdim, vermedim" türünden kaprislerin yarattığı toplumsal dalgalanmaların insanların hayatına nasıl yansıdığına dair hiçbir bilgileri yok.
Onların her saygısızlığında insanların yüreğinin nasıl hopladığını, nasıl endişelere ve öfkelere kapıldıklarını hiç anlamıyorlar.
Yaptıkları her saygısızlıkla toplumu kendilerinden uzaklaştırıyorlar. Biraz sokaklara kulak verirlerse, tarihimizde hiç olmadığı kadar keskin bir öfkenin hedefi olduklarını da anlarlar.

Eğer böyle devam ederlerse, milletin değil de CHP'nin ordusu gibi davranmayı bırakmazlarsa, halk da onları "kendi ordusu" gibi görmekten vazgeçip onlara "gerilim yaratan" bir siyasi parti muamelesi yapacak.

Bunun ne anlama geldiğini anlamaları için CHP'nin oy oranına bakmaları yeterli bence.
Halkın yüzde yirmisinin ordusu olmak ve yüzde seksenini de kendilerine uzak tutmak istiyorlarsa devam etsinler.
Ama o zaman kendi ülkelerinde üniformalarıyla sokaklarda dolaşmakta biraz zorlanırlar.

Generaller şunu anlamak zorunda:
O cumhurbaşkanını, o başbakanı, o hükümeti, o parlamentoyu halk oraya getirdi.
O halk, generallerin maaşını, lojmanının giderini, silahının parasını ödeyen halk.
Ne o halkın seçtiği cumhurbaşkanına saygısızlık edebilirler,
ne de o halkın parlamentoya gönderdiği partilerin arasından "sevmediklerine" ülkenin ortak bayramlarını yasaklayabilirler.

Generallerin bir an önce mesleklerinin gerektirdiği "ciddiyet, itaat ve saygıyla" davranmaya başlamalarında hem ülke için hem de kendileri için büyük yarar var.
Askerlik ciddi bir meslektir.
Bu mesleğin ciddiyetini, iyi eğitilmedikleri için karakolları basılan, gerekli teknoloji uygulanmadığı için araçları mayınlarla patlatılan genç şehitlerin cenazelerine bakarak da anlayabilirler.

ig

'Hükümet Kulpları' Hep Kaybediyor

İlhan Başgöz - Radikal:

Türkiye'de ülkeyi idare eden bürokrat aydınlarla, eğitim görmemiş halk arasındaki uçurumun temeli Selçuklu'ya dayanıyor. Halk, bu bürokrat aydınlara 'hükümet kulpları' diyor. AKP'nin seçimdeki başarısında Başbakan Erdoğan ve kurmaylarının halkla kurduğu yakın ilişkinin payı büyük

Baş tarafını okumak için tıklayın

Devamını okumak için tıklayın

 


ig

 



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla