Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 22. 08. 2007
Barbie Bebek Demokrasisi
Orhan Miroğlu / Radikal2: (22. 08. 2007)
Askeri Mahkemede Yargılanan Köylüler
Av. Hüseyin Aygün / Birgün (22. 08. 2007)
Cumhurbaşkanı Seçimi ve Gerçekler
A. Sedat Aslandaş / Radikal (22. 08. 2007)
Meclis'te DTP'nin de Olması Gerekiyor
Melih Altınok / Birgün (22. 08. 2007)
Henüz Demokrat Olmadık!
Etyen Mahçupyan / Zaman (22. 08. 2007)

Barbie Bebek Demokrasisi (Devamı)

Milletvekili Mehmet Emin Ekmen'in, amcaoğlu Bedrettin Ekmen, AKP'ye geçişlerinin öyküsünü anlatırken bu yalın gerçeği şu sözlerle dile getirmiş: "Bu coğrafyada cumhuriyet siyaseti yapan ilk aileyiz. 84 yıl büyük zorluklar altında altı ok rozetini taşıdık. Çıkarıp ampul rozetini takarken hiç burukluk yaşamadım." Bedrettin Ekmen, AKP rozetini, Erdoğan'ın "aileyi sayarak yeğenini listeye koyduğu için taktığını" ama Erdoğan bunu yapmasaydı da AKP'yi destekleyeceğini ifade etmiş.

Cumhuriyet siyaseti 84 yıl sonra farklı bir şeye dönüşüyor ve değişiyor ya da değişmek zorunda. Ama bu değişimin aktörleri ve dinamikleri kim ve kimler sorusunun tatminkâr bir cevabı maalesef henüz yok. Sivil toplum ve aydınlanma güçleri bir bakıma devre dışı. Cumhuriyet isyancılarının ise anlaması gereken şu ki; bu isyan yıllarında halkla birlikte yazılan ortak hikâyelerin unutulmaması her ne kadar gerekliyse de, artık bu ortak hikâyeleri yeniden ve yeniden okumanın çokça bir faydası kalmadı. Çünkü 'sadece yönetime talip olan bir siyaseti' konuşmanın zamanı değil artık.

ig

Askeri Mahkemede Yargılanan Köylüler
Av. Hüseyin Aygün / Birgün:
4 Haziran 2006 günü Tunceli Pülümür'e bağlı Kocatepe (Aşkirek) köyü jandarma karakoluna PKK mensuplarının gerçekleştirdiği intihar saldırısı sonrası köylülerden gözaltına alınanlar Elazığ Askeri Savcılığı'nda sorgulanmıştır. Bugüne kadar üniformalı ve yarbay rütbeli askeri savcı karşısına çıkarılan üç köylü tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Bir dönem ısrarla ve inatla aydınları yargılayan askeri mahkemelerin köylüleri yargılaması "yeni" bir olaydır.

Şemdinli'den beri adeta inatla askeri mahkemelerin görev alanları genişletilmeye çalışılmaktadır. Yasal bakımdan "asker kişileri" ve "askeri görevleri" kapsamında yargılayan askeri mahkemelerin görev ve yetki alanlarının genişletilmesi çabası gündemdeki yerini koruyor. Van Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin kararı da bu çabaya önemli bir örnek oluşturuyor. Son aylarda gözaltına alınan "vatansever" lakaplı suç çetelerinin içindeki emekli veya görevli askerlerin dosyalarının askeri savcılığa gönderilmesi de rutin bir uygulama haline gelmiştir.

PKK eylemleri veya başka bir silahlı organizasyonun saldırıları askeri personele zarar verse bile askeri mahkemelerin herhangi bir yetki ve görevi bulunmamaktadır. CMK 250. madde ve TMK' nın ilgili hükümleri, devletin varlığı ve birliğini bozmaya elverişli eylemlerin Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanacağını açıkça ortaya koyar. Pülümür köylüleri hakkında soruşturma yürütme yetkisi de Elazığ Askeri Savcısında değil; yetkili Erzurum Savcılığı ve Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindedir.

Askeri bir mahkeme sivilleri yargılayamaz. Sadece askeri kişileri ve askeri görev kapsamıyla sınırlı olmak üzere yargılayabilir. Bir zanlı, askeri bir hukukçu karşısında korku ve endişe ile ifadesini hatalı verebilir. Zanlının kapıldığı endişe özgür iradesiyle ifade vermesine engel olabilir. Nitekim; ifadesine girdiğimiz köylüler yaşadıkları korkunun bir sonucu olarak askeri savcıya "komutanım" diye hitap etmişlerdir. Sadece bu durum bile askeri mahkemelerin sivilleri yargılamasının yanlışlığını ortaya koymaya yeterlidir.

Askeri bir mahkeme önünde hakların ve özellikle sanık haklarının savunulması sivil bir mahkemeye göre genellikle daha zordur. Askeri mahkemeler bir taraftır; askeri savcı ve hâkimlerin "bağımsızlıkları" dahi tartışmalıdır. Askeri savcı ve yargıçlar orduya bağlıdır ve adil kararlar vermeleri genellikle çok zordur.


Tunceli Pülümür'de meydana gelen vahşi saldırının ardından onlarca köylünün ifadesi Elazığ 8. Kolordu askeri savcısı tarafından alınmış; üç köylü askeri mahkemece tutuklanarak cezaevine konulmuştur. Dosyaya ise keyfi olarak "gizlilik" kararı konulmuş; biz avukatların savunma yapma olanakları elimizden alınmıştır. Askeri mahkemelere yaptığımız itiraz dilekçelerine doğru dürüst bir yanıt dahi verilmemiştir. Savunma hakkımız ağır kısıtlama altındadır.

Türkiye askeri vesayet rejiminden kurtulmaya çalışan bir ülkedir. 12 Eylül'de askerlerin yaptığı anayasa tam olarak değiştirilmiş ve ülke demokratikleştirilmiş değildir. Askeri yargının görev alanlarının genişletilmesi çabası başta sanık haklarına ve ülkedeki demokrasi ve hukuk rejimine zarar verir.

ig

Cumhurbaşkanı Seçimi ve Gerçekler
A. Sedat Aslandaş / Radikal: Israrla, 11. cumhurbaşkanı seçiminde haksızlık yapıldığı, vicdanları sızlatan karar verildiği iddia ediliyor. Bu iddiaların gerçeğe uygun olup olmadığını tespit için, 8., 9. ve 10. cumhurbaşkanı seçimleri sırasında yürürlükte olan İçtüzüğe, oylamaların yapıldığı Meclis Genel Kurul tutanaklarına ve oylama sonuçlarına bakılmalı

Çankaya seçiminde gerçekten haksızlık mı yapıldı? Anayasa Mahkemesi'nin 11. cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili iptal kararı sonrası ortaya atılan bazı iddialar galatı meşhur olmaya adaydır. Bunun önlenmesi için gerçekler ortaya konulmalıdır.

İddiaların hukuki olmayan, siyasi gerekçe ve hedefleri bu yazının konusu değildir. Bu yazıda, iddiaların hukuki temelleri değerlendirilmektedir.

Konunun anlaşılması bakımından, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararını bilmekte yarar vardır. Gelişmeleri özetlersek, 11. cumhurbaşkanı seçiminin başladığı 27.04.2007 günlü Birleşimde, bir milletvekili tarafından, cumhurbaşkanı seçimine geçilebilmesi için Anayasa ve İçtüzük gereği toplantı yeter sayısı olarak 367 üyenin toplantıda hazır bulunması gerektiği açıklanmış, bunun yoklama yapılarak tespiti istenmiştir.

Oturumu yöneten başkan yoklama yapmamış, talep olmamasına karşın usul tartışması açarak, toplantı yetersayısı için 184 sayısının yeterli olduğu yönündeki tutumunu Genel Kurul'un oyuna sunarak karar aldırmıştır. Böylece Anayasa'ya aykırı olarak eylemli İçtüzük değişikliği yapıldığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yolu açılmıştır. Bu davada Mahkeme:



ig

Devamını okumak için tıklayın


Önceki sayfaya dönmek için tıklayın


ig

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla