Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 11. 08. 2007
İstanbul 1. bölge gözlemleri
Yalçın Yusufoğlu / Birgün (11. 08. 2007)
Seçim Sonrasının Kenar Notları
Bülent Forta / Sesonline.net (11. 08. 2007)
Sol Sesin İçeriği Değişmeli
Ahmet İnsel / Radikal 2 (11. 08. 2007)
Ahmet İnsel'in Seçim Değerlendirmesi
Ender İmrek / Evrensel (11. 08. 2007)
Mersin Seçim Vakası
Orhan Miroğlu - Radikal 2 (11. 08. 2007)

Ahmet İnsel'in Seçim Değerlendirmesi (Devamı)
Emek, barış ve demokrasi güçlerinin ayrı tellerden çalması, EMEP'in tüm ısrarlarına, girişim ve çabalarına rağmen seçimde güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkılamaması, ortaya çıkan sonuçta etkin rol oynamıştır. Ancak EMEP, müttefiklerinin sorumsuz tutumlarına karşın, başta işçi sınıfı olmak üzere Kürt halkına, emekçilere ve aydınlara karşı gereken sorumluluğu göstermiş ve üzerinde ilerlememiz gereken yoldan çıkmamıştır.

DTP'nin Türkiye'nin demokrasi güçleri, aydınlar, sendikalar vd. güçlerle ilişkilerde gösterdiği tutum ve özensizlikler, 'Türkiye Barışını Arıyor' bileşiminin ve aydınların göz ardı edilmesi, ÖDP'nin dağıtıcı, tutarsız tutumu ve diğer birçok faktörün de eklenmesiyle, Fırat'ın bu yakasında da öbür yakasında da AKP tek alternatif haline geldi.

DTP'de bu dönem boyunca etkin olan siyasi tutum ve seçim taktiği, birçok yönden değerlendirilmelidir. Bu birçok bakımdan önemlidir. Zira çıkarılacak sonuçlar, sadece yaşananlar için değil, yaşanacaklar bakımından da hayati derecede önemlidir. 2002 genel ve 2004 yerel seçimlerinde çıkarılan yanlış sonuçların bu yaşadıklarımızda önemli payı olduğunu unutmamak gerek. AKP karşısında nasıl tutum alınacağı, halkın temsilcilerinin nasıl davranacağı, işçi ve emekçi sorunları karşısında, Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda ne derece kapsayıcı davranacakları, gelecek için oldukça önemlidir.

Bununla birlikte, Demokratik Kürt Hareketi'nin, Akın Birdal'ın ve kendisini 'tek sosyalist milletvekili' sayan Ufuk Uras'ın Meclis'e girmeleri önemli bir kazanım olarak kaydedilmelidir. Ancak bu kazanımı yukarıda dile getirdiğimiz sorunların bir bileşeni ve çıkış yolunun bir tamamlayıcısı olarak ele almalıyız. İnsel, yazısında birçok doğruya işaret ediyor. Ancak keşke Sayın İnsel, seçim öncesi sergilenen tutumları da ele alarak değerlendirmesine katmış olsaydı. Seçimler öncesindeki çaba ve girişimlerin merkezileşmemesindeki nedenleri de irdelemek gerekiyor.

Ayrıca Baskın Oran ve Ufuk Uras'ın kendilerine yer beğenip aday olarak çıkmalarının üzerinde de durmak gerekmez mi?

Aydınları sınıftan, emek ve barış güçlerinden ayrı tutarak ya da tek başına her şeyin merkezi sayarak ne doğru sonuçlara varılır, ne de doğru yolda ilerleme şansı olur. Örneğin, EMEP'in seçim öncesi İnsel'e de ulaştığını düşündüğümüz 'demokrasi için birlik' çağrısı ve girişimi karşısında nasıl tutum alındığı da ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.

Son olarak, seçimin mağlubunun, dahası hüsrana uğrayan partisinin CHP olduğu genel kabul görmüş bulunuyor. Bu hüsran, aynı zamanda darbeci, muhtıracı 'laisizm' ve 'Atatürkçülük' üzerinden rant elde etmek isteyen, statükocu, Kürt sorununda, inanç ve düşünce özgürlüğü ve diğer demokratikleşme sorunlarında geri ve gerici bir konumda bulunan güçleri de kapsamaktadır. Ancak bundan, CHP ve mücavir alanından bir şey çıkarılacağı beklentisine girilmemelidir.

ig

Mersin Seçim Vakası
Orhan Miroğlu/ Radikal 2
:
Mersin'deki binlerce insanın seçimlere yüklediği anlam, siyasi bir başarı meselesi ve seçimi kazanmaktan ibaret değil. Onlar siyasal ve kültürel dışlanmışlığın, her seçimde aşılabileceğini düşündüler

Mersin'de 22 Temmuz günü bir seçim vakası yaşandı. Başka bir tanımlama yapamadığım için vaka diyorum. Vakay-ı Hayriye değil bu kuşkusuz. Tam olarak bir vakay-i şerriye. Bu kentte son birkaç yıl içinde gerçekleşen "vatansever" ve "kuvvacı" tahkimlere rağmen bir türlü yok edilemeyen etnik ve kültürel farklılığın ve taleplerin, demokrasiye ve birarada barış içinde yaşama kültürüne değil, tam tersine siyasetin etnik ve mezhepsel mevzilenmeler üzerinden yapılmasına hizmet etmesi için 22 Temmuz seçimlerinde akla hayale gelmedik her yola, her hileye başvuruldu. Seçim öncesi yaşanan toplumsal kutuplaşmada en fazla payı olan CHP ve AKP, işbirliği yaparak, tam bir ulusal mutabakatla bağımsız adayların birleşik oy pusulasına yazılmasını mümkün kılan yasayı Meclis'ten geçirdiler. Keşke taamüd içermeyen siyasal bir vebal deyip geçebilseydik. Ama hiç öyle değil. Meclis'ten geçen bir yasa, eğer bir ülkenin kimi yurttaşlarını hile yapmaya ve hileli sonuçlar elde etmeye yöneltiyorsa, ortada telafisi mümkün olmayan ahlaki bir vebal ve sorgulanması gereken bir suç var demektir.

Bu yasanın ne kadar işe yaradığı, seçimlerden sonra daha somut ortaya çıktı. Hiçbir seçimde olmadığı kadar fazla, 750 civarında bağımsız aday başvurdu. Bu da yetmedi. Bağımsız adayların ismine benzer adlar taşıyan adaylar arandı ve bulundu. Mesela Mersin'de Orhan Köroğlu adında birisi, Orhan Miroğlu'na oy verecek seçmenin kafasını karıştırmak ve alınacak oy sonucuna göre birilerini 'harekete geçirmek' üzere, el altında bir imkan olarak dursun diye aday gösterildi. Köroğlu'nun Mersin'de bilinen bir siyasi kimliği ya da siyasetle alakalı bir uğraşısı yok. Özel bir okulda servis şoförü olarak çalıştığı biliniyor.

Bağımsız adayların birleşik oy pusulasındaki yerleri kurayla belirlendi. Ben ikinci sırayı çektim. Köroğlu 18. sırayı. Yani tamamen şans eseri olarak, Miroğlu ve Köroğlu'nun alt alta yazılması böylece mümkün olmadı. Oysa istenen buydu. Sandık seçim sonuçları tutanağı birleşik oy pusulasındaki sıralama esas alınarak düzenlenir ve alınan oylar bu cetvele yazılır, sandık görevlileri tarafından imza edilir. Bütün Mersin'de bu listeler alfabetik sıraya göre değil, birleşik oy pusulasındaki sıralamaya göre yapılmışken, Tarsus'ta bu listeler alfabetik sıralama esas alınarak düzenlendi ve böylece Miroğlu ve Köroğlu alt alta, üst üste yazılmış oldu. Peki neden? Çünkü Tarsus, Mersin merkezle birlikte DTP geleneğinin seçim sonuçlarını belirleyecek ölçüde oy aldığı bir ilçe. 22 Temmuz seçimlerinde Mersin merkezde 10 bin civarında geçersiz oy sayılmış. Tarsus'ta 4 bine yakın. CHP ve MHP'nin oy deposu olarak bilinen ilçelerde ise bu oran binler değil, yüzler civarında. 153 oy farkla kaybedilen bir seçimde 18,600 geçersiz oy var! İptal edilen oyların gerekçesi, pusulada iki evet mührünün basılmış olması. Bir seçmenin, tercihini bu karmaşık oy pusulası yüzünden doğru yapamayacağını varsaysak bile, acaba bir seçmenin pusulaya iki mühür birden vuracak kadar bilgisizce davranacağını nasıl düşünebiliriz?


ig

Devamını okumak için tıklayın


Önceki sayfaya dönmek için tıklayın

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla