Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 11. 08. 2007
İstanbul 1. bölge gözlemleri
Yalçın Yusufoğlu / Birgün (11. 08. 2007)
Seçim Sonrasının Kenar Notları
Bülent Forta / Sesonline.net (11. 08. 2007)
Sol Sesin İçeriği Değişmeli
Ahmet İnsel / Radikal 2 (11. 08. 2007)
Ahmet İnsel'in Seçim Değerlendirmesi
Ender İmrek / Evrensel (11. 08. 2007)
Mersin Seçim Vakası
Orhan Miroğlu - Radikal 2 (11. 08. 2007)

İstanbul 1. bölge gözlemleri (Devamı)

İnsanın insanı ezmesini reddetmek ulusun ulusu ezmesine -her türlü ulusal baskıya- karşı çıkmaktır, başka bir ulusu ezen ulusun kendisinin de özgür olamayacağını kavramaktır. Enternasyonalizmdir. Pek çok milliyetçiye romantik ve ütopik gelse de öyledir. Başkalarının ütopik sandığı hedefler, ütopya değil idealler bütünüdür. İdealleri olmayan bir insanlık olamaz. Biz romantikler inatla, ısrarla ütopyamızı sürdüreceğiz. Hayallerimiz olmazsa, hedeflerimiz de olmaz, yarına el yordamıyla gitmek gözden mahrum olanlara ait zorunlu bir karanlıktır. Bizim yolumuzu aydınlatan ışık yarını aydınlık görmemizden gelmektedir. İnsanlık hep böyle ileriye gitmiştir.

1. Bölgedeki ortak çalışmalarda bu evrensel değer somut olarak yaşandı. Kampanya sadece solcuların dayanışması değildi, aynı zamanda Türkiye'de yaşayan değişik halkların, etnilerin, dinlerin, mezheplerin, kültürlerin kardeşliğiydi. Burada iki örnekle yetinelim: Dokunulmazlığı kaldırılarak tutuklanan ve on yıl kadar hapiste tutulan Orhan Doğan'ın enfarktüs geçirdikten bir kaç gün sonra öldüğü gece seçim bölgesinde insanlar ellerinde mumları eşliğinde Orhan Doğan ile Hrant Dink'in resimlerini birlikte yükselttiler. Orhan Doğan'ın ölümünden önce, bir başka mahalledeki seçim çalışmasında Ape Musa (Anter) ile Hrant'ın resimlerine yana yana rastlayan arkadaşlarımız oldu.

Bağımsız aday Adalar ilçesinde yüzde 8 oyla AKP ve CHP'nin arkasından üçüncü parti oldu. Yazın İstanbul'lu Ermenilerin bir bölümünün tatil yaptığı Kınalıada'dan 500'ü aşkın oy çıktı, Burgaz'daki ve Büyükada'daki Rumlar'dan Büyükada'daki bazı Yahudi solculardan, eski yıllarda Adalar'a işçi veya esnaf olarak gelip yerleşmiş, orada kalıcılaşmış Kürt'lerden (ve Alevi'lerden) de oy geldi, Adalarda seçmen kütüğüne kayıtlı Türk aydınlarında da. Denilebilir ki, bu ilçe sonuçları, Türkiye somutunda gerçek bir enternasyonalist tabloyu oluşturuyordu. [2. Bölgede de Kurtuluş ve Feriköy'deki iki mahallede birçok Ermeni genci, iki dernekleriyle Agos yazarı Baskın Oran'a oy verdiler, Ermeni gençler Baskın Oran'ın kampanyasındada aktif olarak çalıştılar.]

"BİJİ SEROK UFUK"
Ve nihayet, sembolik değeri büyük olan son bir ekleme yapayım: Arkadaşlar, emekçi mahallelerinden birisinde Ufuk Uras'ın arabasının önünü kesen 7-8 çocuğun "Biji Serok Ufuk" (Ufuk Başkan Çok Yaşa) diye bağırdıklarını söylediler.

O çocuklar büyüklerinden sadece "Biji Serok Apo"yu duymuşlardı, "Biji Serok Ufuk" demeyi onlara kimse öğretmemişti. Çocukların naif dünyalarından bu sözün çıkıp gelmesi burjuvazinin ayrımcılığına, bölücülüğüne, şovenizmin insansızlığına karşılık, enternasyonalizmin, halkları birliğe, kardeşliğe, özgürlüğe (kendi seçimini tamamen ve özgürce yapmaya) çağıran siyaseti ve anlayışı temsil ediyordu. Belki tekil bir olaydı, ama simgesel bakımdan çoğulu temsil etmekteydi. Özlediğimiz, istediğimiz, amaçladığımız Türkiye budur. Böyle bir Türkiye'yi ise burjuvazinin ve partilerinin, kurumlarının asla yapmayacağı açıktır, kesindir. Onun yapığı bölücülüktür, saçtığı kindir, nefrettir, şiddettir. Köy yıkmaktır, dağ yakmaktır. Eğer küçücük çocuklar "Biji Serok Ufuk" diye bağırdılarsa, bu birlikteliği sağlayan soldu, Türk ve Kürt solunun yan yana gelmesiydi...

ig

Seçim Sonrasının Kenar Notları
Bülent Forta / Sesonline.net
: Seçimlerin ardından bir genel bir de özel değerlendirme yapmak kaçınılmaz. Genel değerlendirmeye gelince; AKP'nin yüzde 46.6'lık seçim zaferinin Türkiye açısından yeni bir durum ortaya çıkarttığı çok açık ortada. 27 Nisan Ordu Muhtırası'nın ardından alınan bu sonuç 'korku'lar üzerinden yapılan siyasetin iflası anlamına geliyor.

AKP bu oranda oy almakla Türkiye'nin çok köklü sorunlarını da kendi bünyesine taşımış oldu. Küresel sermayenin talepleriyle, Anadolu'daki yeni sermaye sınıflarının talepleri; halkın yoksul kesimlerinin talepleriyle sermayenin talepleri; en azından Kürtlerin bir kısmının talepleriyle milliyetçilerin talepleri bir ve aynı partide toplanmış durumda. Bu sınıfsal, etnik, kültürel talepler artık Türkiye'nin fay hatları olduğu kadar AKP'nin de fay hatlarıdır.


Eskilerin değimiyle "imkânsızı telif (olanaksızı birleştirme) etmek mümkün olamayacağından önümüzdeki süreçte AKP'yi bekleyen, oylarının düşme eğilimine girmesidir. Belki bunun istisnası kendi özellikleri içinde ele alınması gereken yerel yönetim seçimleri olabilir. Ama bu oy oranı AKP'nin tepe noktasıdır.

İkinci saptama, yüzde 46.6'lık bir oy oranıyla iktidar olan bir partinin radikalleşme ihtimali liberalleşme ihtimalinden daha düşüktür. Bütün bir iktidarı boyunca "gizli gündemi" olduğundan, takkiye yaptığından söz edilen AKP'nin izleyeceği politikaların "ŞERIATÇı" politikalar olmayacağı görülecektir.

Üçüncü saptama devlet bürokrasisiyle AKP arasındaki çekişmenin süreceğidir. AKP'nin bu konuda radikal adımlar atmaktansa "uzlaşmacı" bir tutum takınacağının belirtileri şimdiden görülmektedir. Bu da siyasal sistem açısından bu denli önemli bir güç elde etmesine karşın AKP'nin köklü bir değişiklik gerçekleştirmeye niyetli olmadığını ortaya koymaktadır. AKP'nin başarısının en önemli nedenlerinden biri de, CHP'nin muhalefeti sıkıştırdığı "Cumhuriyeti koruma" çizgisinin iflasıdır. Geniş halk kitleleri bir düzen değişikliği isterken, kendine sosyal demokrat-sol sıfatını takan bir partinin "düzen koruyucu" rolünü ısrarla sürdürmesi AKP'nin değirmenine su taşımıştır.

CHP'nin sola yaptığı ise, sola gönül vermiş kitlerin milliyetçiliğin etkisine girmesine yol açmasıdır. Bu tahribat Türkiye'nin sorunlarını barış ve özgürlük temelinde çözmesinin de zayıflamasına yol açmaktadır. Seçimin bir diğer sonucu; seçim meydanlarında "ip atan", "şehit cenazelerini" politika malzemesi yapan ırkçı-milliyetçi düşüncelerin beklenen yükselişi sağlayamamasıdır. Bu önümüzdeki dönemde bir şans olarak görülmelidir.

Özel değerlendirmeye gelince; bu seçim döneminde sol açısından öne çıkan en çarpıcı gelişme "bağımsız adaylar" sürecidir. DTP'lilerin bağımsız adaylar yoluyla Meclis'e girmeleri demokrasi ve barış açısından olumlu bir durumdur. Baskın Oran ve Ufuk Uras'ın şahıslarında görünür olan "solun ortak aday" süreci de bütün acemiliklere, yol kazalarına karşın solun hanesine olumlu deneyler olarak yazılmıştır. Baskın Oran'ın aldığı oy ve yürütülen kampanya başarılıdır, aynı şekilde Ufuk Uras'ın kampanyası, aldığı oy ve seçimi kazanması sol açısından önemli bir deneyimdir.



ig

Devamını okumak için tıklayın


Önceki sayfaya dönmek için tıklayın

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla