Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 06. 07. 2007
Seçmenin Dikkatine!
İnsan Hakları Derneği (06. 07. 2007)
Vekil Seçme Sınavını Geçemeyen Partilere Oy Vermeyin!
Gündem: Çocuk! Derneği (05. 07. 2007)
Resmi Tarih Yalanı ve Gerçek(ler)
Temel Demirer (29. 06. 2007)
Ergenekon da ne menem bir şey?
Haftalık Haber Dergisi Aksiyon (23. 06. 2007)
Herkese Bir Muhtıra!
Sezin Öney - Bianet (23. 06. 2007)
Milliyetçilik nasıl bir çimento?
Derya Demirler - Yeni Şafak (23. 06. 2007)

İnsan Hakları Derneği:
Seçmenin Dikkatine!

İnsan Hakları Derneği, 22 Temmuz 2007 milletvekili genel seçimlerine katılan ve Türkiye'yi yönetmek için halktan oy isteyen siyasi partilere ve bağımsız olarak seçimlere katılan adaylara ve kamuoyuna aşağıdaki görüşlerini açıklamaktadır:

1- Türkiye'nin anayasal ve yasal sistemi, Ecevit hükümeti (57. hükümet) döneminde gerçekleştirilen Anayasa'nın 34 maddesinin değiştirildiği 3 Ekim 2001 Anayasa değişikliklerine; bu Anayasa değişikliklerine uyum sağlamak için çıkarılan 6 Şubat 2002, 26 Mart 2002 ve 3 Ağustos 2002 tarihli üç uyum yasaları paketlerine ve 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra kurulan Gül Hükümeti (58. hükümet) ve daha sonra kurulan ve halen de devam eden Erdoğan Hükümeti 59. hükümet) dönemlerinde 2003, 2004 ve 2005 yıllarında çıkarılan 4.,5.,6.,7.,8. ve 9. uyum paketlerine karşın, halâ anti demokratik, farklılıkları reddeden, tekçi ve otoriter/totaliter niteliktedir.

Bilindiği gibi demokrasi, halkın kendi siyasi, hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel sistemini belirlemek için iradesini özgürce ifade etmesine ve yaşamının bütün yönlerine tam katılmasına dayanan sistemin adıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin Başlangıcı'nda, dünya barışı için, Bildiride yer alan haklara ve özgürlüklere dayalı olmak üzere, her bir ülkedeki adil hukuk düzeninin önemi vurgulanır.

Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa Konseyi sistemi, Konsey Statüsü'nün 3. maddesinde, Konsey üyesi ülkelerin yurttaşlarına ve tüm insanlara, insan hakları ve temel özgürlüklerini hukukun üstünlüğü ilkesi uyarınca garanti ederler. Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1. maddesinde de, Sözleşme'nin tarafı ülkeler, yargı yetkisi altındaki herkesin, insan hakları ve temel özgürlüklerini garanti ederler.

Bir ülkenin demokratik bir ülke olarak nitelenebilmesinin en başta gelen özelliği, o ülkede hukukun üstünlüğü ilkesinin geçerli olabilmesidir. Hukukun üstünlüğü ilkesine dayanmak, insan haklarının korunmasında temeldir. Hukukun üstünlüğü ilkesinin yaşama geçirilebilmesinin şartı ise, yargı gücünün bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine göre yapılandırılmış olmasıdır. Oysa bizzat Yargıtay Başkanlarının her yıl Adli Yıl açılış törenlerinde yaptıkları konuşmalarda değerlendirdikleri gibi, Türkiye yargısının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri ile yargıçlık güvenceleri açısından yapısal sorunları bulunmaktadır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili Anayasa hükümlerinde ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasasında 25 yılı aşkın bir süredir, hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Yargının araçsallaştırılması veya yargıya müdahale gibi durumlar, çağcıl hukuk sistemlerinde yaşanmaz. Oysa yargılananlardan bir tarafın muhalif kesimler yada güvenlik güçleri olmasına göre sonucun değiştiğini pek çok vakada gördük. Son olarak Türkiye'nin anti-militarist ve demokratik bir ülkeye evrilmesinde km taşı olabilecek ve yakın tarihimizde yaşanan birçok karanlık olayın açığa çıkartılabileceği yargılamalardan Şemdinli davasında başından itibaren yaşananlar, yargı bağımsızlığının güvence altında olmadığını göstermiştir. Nitekim bu yargılamada son olarak yerel mahkeme kararında direnen yargıçların görev yerlerinin değiştirilmiş ve 'derin güç odaklarına dokunma' nın sonuçları hatırlatılmıştır.

Hukukun üstünlüğü ilkesine çelişiklik arz eden başka bir durum da, bizzat Seçim ve Siyasi Partiler Yasalarının anti demokratik içeriği ile ilgilidir. Siyasi yasaklar, demokrasinin katılımcılık ilkesine ve temsilde adalet ilkesine aykırı %10'luk barajlarla ve dil yasaklarıyla; aynı zamanda ifade özgürlüğünün sınırlandırıldığı ve baskı altına alındığı koşullar altında seçimler gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Sistem sivil otoritenin üstünlüğü ilkesine dayanmamakta, seçimlerle oluşan halk iradesinin yalnızca siyasi iktidarı belirlediği anlayışı hakim kılınmaya çalışılmaktadır. Siyasi iktidar dışında devlet iktidarının bulunduğu, bu iktidarın halk tarafından seçimle belirlenemeyeceği ve özellikle ordu merkezli güvenlik bürokrasisi, yargı ve YÖK gibi devlet kurumlarının devlet iktidarının bileşenlerini oluşturduğu dillendirilmektedir. Öylelikle halk iradesinin ortakları yaratılmaya çalışılmaktadır. Cumhurbaşkanı, devlet ideolojisinin varlığından ve herkesin bu ideolojiyi savunması zorunluluğundan söz etmektedir. Demokrasinin çoğulculuk ilkesi reddedilmektedir. Farklı fikirler tehlikeli olarak nitelenmektedir. Genelkurmay Başkanlığı, "Ne mutlu Türküm diyene!" demeyenleri düşman ilan etmektedir.

Türkiye modelinde sivil otoritenin üstünlüğü ve halk iradesine dayalı olarak ülke yönetimi ilkesi, belirtilen durumlarda, geçerliğini yitirmektedir.

İnsan Hakları Derneği, 1995, 1999 ve 2002 tarihli milletvekili seçimleri öncesindeki görüşlerinin çoğunu, esas itibariyle muhafaza etmektedir.
Yukarıda sözünü ettiğimiz Anayasa ve yasa değişiklikleri arasında, barış dönemi/savaş dönemi ayrımı yapmaksızın ölüm cezasının kaldırılması gibi çok önemli; farklı dillerin öğrenilmesinde, radyo ve televizyonlarla yayın yapılmasında ilerleme sağlanması gibi sınırlı da olsa olumlu değişiklikler gözlense de, pek çok temel insan hakları sorunları hâlâ çözülememiştir.

Görüşlerimizi, hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları ve azınlık hakları/ kültürel haklar çerçevesinde, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması gereken hukuksal mevzuatı işaret ederek dile getirmek istiyoruz.

Bu talepler, aynı zamanda Türkiye'nin kendi iç barışının temellendirilmesinin koşul ve imkanları olarak da anlaşılabilir. Zira Türkiye, kendi sorunlarını demokratik araç ve yöntemlerle ve demokratik süreçleri işleterek çözme yoluna gittikçe, bölge barışına da, dünya barışına da katkıda bulunmuş olacaktır.

Milliyetçi/ırkçı/savaşçı söylemin yerini barışın diline ve sakinliğine bırakması Türkiye toplumunun yararına olacaktır. Barışın, Türkiye pratiğindeki somut anlamı, insan hakları ve demokratik standartları evrensel ölçütlere uygun halde mevzuata yansıtmak ve o ölçütlere uygun olarak uygulamaktır.

İnsan Hakları Derneği'nin, ülke içi ya da ülke dışı savaşı temel alan siyasi partilere oy verilmesini istemesi düşünülemez. Ya da açıkça ölüm cezasını geri getireceğini, idam infazlarını yapacağını deklare eden parti ya da adaylara oy verilmesini istemesi ve idam yanlıları karşısında tarafsız kalması düşünülemez.

Devamını okumak için tıklayın



ig

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla