Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


ÖNCE
DEMOKRASİ


Güncelleme: 23. 06. 2007
Ergenekon da ne menem bir şey?
Haftalık Haber Dergisi Aksiyon (23. 06. 2007)
Herkese Bir Muhtıra!
Sezin Öney - Bianet (23. 06. 2007)
Milliyetçilik nasıl bir çimento?
Derya Demirler - Yeni Şafak (23. 06. 2007)
Değiştirecek Gücümüz Var!
DTP'li Bağımsız Kadın Adaylar (18. 06. 2007)
Demokratikleşmek İçin Sivil Refleks Bekliyoruz
Turan Eser - ABF (14. 06. 2007)

Herkese Bir Muhtıra!
(Devamı)

Hedefin ne olduğunu da yine Genelkurmay'ın önceki açıklamalarının metaforik anlamlarını çözümleyince görebiliyoruz; Avrupa Birliği illetinin başımızdan def edilmesi, Kuzey Irak'ta ordunun kafasındaki projenin hayata geçmesi, özgürlük söylemleriyle iyice laçkalaşan halkın tek ideoloji şemsiyesi altına sokulması. Bu hedefe engel olanlar ise, işte burada herkes dövünmeli; 27 Nisan Muhtırası'nın asıl muhatabı olarak görülen ve yalnız bırakılan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve "Ne Mutlu Türküm" lafının kapsama alanı dışında kalan Kürtler, bir de tek silahı kalemi, sözleri olan bir avuç hak ve özgürlükler savunucusu.

Seçimlerin olduğu, ancak özgürlüklerin olmadığı, vatandaşlık hakkının belli aralıklarla müesses nizamın dışına çıkmayan partilere oy verdiği, "Atatürkçüyüm" diyenin üzerine hukuki bir dokunulmazlık zırhı alıp istediği herzeyi yiyebileceği, bir Türkiye'ye razı gelinemeyeceğini dillendiren herkes de bu aralar sağanak halini almaya başlayan muhtıralardan nasiplenmektedir.

Kişiye özel, adrese teslim muhtıralar tek tek tepemize binmeden de bu gerçeği görmek zorundayız artık. Bir askeri darbenin zaten olmakta olduğunu, kafamıza kung-fu darbesi şeklinde inip birileri asılıp kesilmeden de anlamamız gerekiyor.

Hiç mi sevmedik azıcık tanıdığımız şu özgürlüğü?

Makalenin baş tarafına dönmek için tıklayın

ig


Milliyetçilik nasıl bir çimento?

Milliyetçiliğe her zaman "devletin bekasına yönelik tehditler" karşısında başvuruluyor. Bu tehditler ise hep aynı: irtica, bölünme


Derya Demirler - Yeni Şafak: (*) Özellikle son on yıldır sosyal bilimlerin gözde konularından biri olan milliyetçilik üzerine bugüne kadar çok sayıda teori ve söz üretildi. Milliyetçiliğin bir ideoloji olarak birbirinden çok farklı tarihleri, kültürleri, dertleri, hayalleri olan bireyleri bir arada tutmak için bir çimento işlevi gördüğü argümanının bu teorileri birleştiren bir ön kabul olduğu söylenebilir. Bir yanda toplumu birleştirici niteliğine vurgu yapılarak arkasında durulan milliyetçiliğe, öte yanda toplumsal anomalileri veya infial hallerini açıklamak için başvurulması bu kavramı üzerine basılması hayli güç kaygan bir zemine taşıyor. Ulus - devletini geç ve parçalanmanın ardından kurmanın getirdiği kaygı ve endişelerin, kozmopolit bir toplumsal yapının gerçekliği karşısında daha da tırmanmasıyla Türkiye coğrafyasında milliyetçiliğin daha da kaygan bir zemin üzerinde olduğu iddia edilebilir.

Bununla birlikte milliyetçi ideolojinin, konjonktürel olarak komünizm, irtica, Kürtler, gayrımüslümler olarak ifade bulan tehditler karşısında birlik ve bütünlüğe çağıran bir ideoloji olarak önemli bir referans kaynağı teşkil ettiği açık görünüyor.

Türkiye coğrafyasında milliyetçilik 19. yy. sonlarından itibaren resmi ideolojinin temel harcı oldu. Toplumu oluşturan bireylerden "laik, modern, çağdaş vatandaşı" yaratma ülküsü ise okul, askerlik gibi vatandaşlık pratiğini belirleyen kurumsal mekanizmalar aracılığıyla sürdürüldü. Vatandaşlığın hak ve özgürlüklere erişmenin aracı değil, ödevlerin ifasına vesile olması, bir yandan içerirken bir yandan dışlaması toplumu dönüştürürken, gündelik yaşam pratikleriyle toplumun da etki ettiği, böylece içini farklı şekillerde doldurduğu milliyetçilik(ler)i yarattı.

TEHDİT ALGISI VE MİLLİYETÇİLİK
Bugün milliyetçilik adı verilen referans kaynağına "devletin bekasına yönelik tehditler" karşısında yeniden başvuruluyor. Var olduğu iddia edilen tehditlerin adları aynı: irtica, bölünme. Bu tehditler karşısında üretilen milliyetçilik neredeyse bir refleks halinde sorun olarak telakki edilenin - dindarların, başörtülü kadınların, Kürtlerin, Ermenilerin, aykırı söz edenin - ötekileştirerek dışlanması bu da yetmediğinde cebren susturulması ile sürüyor. Ancak, Ferhat Kentel, Meltem Ahıska ve Fırat Genç tarafından kaleme alınan ve TESEV yayınlarından çıkan "Milletin Bölünmez Bütünlüğü": Demokratikleşme Sürecinde Parçalayan Milliyetçilik(ler) başlıklı çalışmanın da ortaya koyduğu gibi bu kez bütünleştirmek yerine parçalayan milliyetçilik(ler) ile karşı karşıyayız.




Makalenin devamını okumak için tıklayın



ig

 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla