



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

TORUNUM
JOSHUA
Torunum Joshua (ca-şu-a diye okunuyor) 22 aylık bir oğlan
çocuğu. Ayşen onu büyütürken tüm zamanını ve enerjisini ve
de benliğini vermiş; çocuk kendi duygularının, etrafın ve ilişkilerinin
tümüyle farkında. Sürekli iletişim içinde; çünkü Ayşen ve
Kelly (babası) onunla sürekli iletişim içinde oluyorlar.
Bahçede yürümek istedi, "Ayağın acır, bak bir sürü dal, çakıl
var, sonra ayağın uf uf olur," dedim. Bana baktı, gülümsedi.
"Uf uf" deyişimi gülünç bulmuş bir hali vardı. "Grandpa
(dede) ben çıplak ayakla (bare feet) yürümek istiyorum,"
dedi. Bahçede örtülü sandık gibi bir şey vardı. Parmağı ile gösterdi
ve anlamadığım "…tör" ile biten bir kelime söyledi. Bir kaç
tekrardan sonra anladım ki torunum bana bir "jeneratör" gösteriyor.
Hini hacette kullanmak üzere bir jeneratör almışlar. Her bir ağacın
ve meyvesinin ismini biliyordu. Bu geziden sonra kendisiyle bir
daha 'uf uf'lu diliyle konuşmamaya karar verdim. Annesi babası
herşeyi öyle ayrıntılarıyla ve öyle bir sabırla anlatıyorlardı ki,
çocuk anlama kapasitesini tamamiyle kullanmaya alışmıştı.
 
Ayşen'in sabrına hayran kaldım. Etrafındaki her bir düğmeye
basmak isteyen çocuğa her bir düğmenin ne iş gördüğünü, niçin basmaması
gerektiğini, bastığı zaman ne gibi sonuçlar olacağını açıklıyordu.
Ben Joshua ile yalnızken kendimi, "Yapma Joshua, ona dokunma!"
diye sert uyarılarda bulurken buldum; oğlan bana soru dolu gözlerle
bakıyordu. Gülümsedim. Bir çok kişi bana kendi çocuklarını nasıl
yetiştirecekleri ile ilgili sorular yöneltiyorlar; ben en iyisini
bilme ve yapma durumundayım, güya. Ama, şimdi anlıyorum ki, şu 22
aylık oğlan çocuğundan ve özellikle onun annesinden öğreneceklerim
var. Gülümsedim ve Joshua'ya neden dokunmaması gerektiğini
anlattım. Gözümün içine baka baka yeniden dokunmasını istemediğim
düğmeye yöneldi. Bu onun kültüründe, yani annesi ve babasıyla aralarındaki
ilişki tarihçesi içinde, "bir daha anlat!" anlamına geliyordu.
Yeniden anlattım; bir daha anlattım; bir daha anlattım. Gülümsedi
ve bana, "Thank you grandpa!" (teşekkür ederim, dede) dedi.
Ağzım açık baka kaldım. 22 aylık oğlan çocuğu benim gayretimi, sevecenliğimi
anlamış ve bana teşekkür ediyordu. "Bir şey değil torunum Joshua,"
dedim ve "Beni dinlediğin için ben de sana teşekkür ederim,"
dedim. Daha sonra ona baktım, gülümsedim, gözlerimiz birbirimize
gülümsüyordu, "Dede seni kucaklamak ve öpmek istiyor, izin verir
misin?" diye sordum. Durdu, baktı, geldi, "grandpa kiss,
grandpa hug" (dede öp, dede kucakla) dedi ve kendini kucağıma
attı. O andaki tek duygum, böyle bir anı yaşadığım için tüm evrene
duyduğum bir şükür duygusu idi.

Ayşen
ve Kelly'nin emekleri meyvesini veriyor. Özellikle Ayşen'in
tavrı ilgimi çekti. Ben önce bu tavrı, "Müthiş bir sabır var
sende Ayşen," diye nitelendirdim. Ayşen gülümseyerek,
"Baba ben kendimi sabır etme durumunda görmüyorum. Ben, uhdeme verilmiş
olan bu muhteşem potansiyelin gelişmesine kendimi adamış durumundayım.
Herşeyi onun gözüyle görüyor ve onun gelişmesine yardımcı olacak
şeyleri büyük bir zevk ve coşkuyla yapıyorum. Tabii çok yoruluyorum
ve gerçekten yaşamımın şu aşamasında Kelly'nin bana daha çok yardımcı
olmasını isterdim. Ben Joshua'ya değil, Kelly'e sabretmesini öğreniyorum,"
dedi.

Bende de ilginç bir şey oldu. Ben de artık Joshua
ile beraberken ona sabır etmek gibi bir duygu içinde değilim. Onun
iyi niyetli, öğrenmek isteyen, keşfetmek isteyen, oynamak isteyen,
gelişme potansiyeli muhteşem bir yaratık olduğunu bilmek, bütün
davranışlarıma bir anlayış, bir yumuşaklık, bir sıcaklık
getirdi.

Ayşen'in hayatında şu anda onun bütün zaman ve enerjisini
alan en önemli kişi oğlu. Kelly kesinlikle ikinci plana atılmış
durumda. Kelly'e sordum; "Nasıl hissediyorsun ikinci plana
atılmış olmaktan?" Gülümsedi. "Bir tarafım anlıyor ve bu
durumu olduğu gibi kabul ediyor," dedi. Bir süre sustuktan sonra,
"Dürüst olmak gerekirse, bir tarafımda kendini bayağı yalnız
hissediyor," diye devam etti.

Ayşen yorgun, bitkin, artık hiç kimseye verecek enerjisi,
ilgisi kalmamış. Kelly'den neyi nasıl isteyeceğini de pek
bilmiyor. Yarım akşam oturup bu konuyu konuşacağız. Sanırım, ailenin
çocuk doğduğu zaman atacağı önemli adımlardan birini böylece beraberce
atmış olacağız: Karı koca beraberce bir yapı oluşturarak sınırlar
ve sorumlulukları açık seçik ortaya koyacaklar ve çocuğun bu en
kritik büyüme devresinde birbirlerine omuz verecekler.
 
Annelik dünyanın en önemli ve en kutsal işi. Gerçek bir iş.
Ve bir insanın, bir ailenin, bir şirketin, bir ulusun, ve insanlığın
tümünün geleceğinin kalitesi bu işin iyi yapılıp yapılmamasına ne
kadar bağlı! Şu anda beni okuyan anneleri, anneliği ciddiye almış
ve emek vermiş, yorulmuş, uğraşmış, didinmiş anneleri kutsal insanlar
olarak kalpten selamlıyor ve en içten sevgilerimi yolluyorum. En
kutsal emek sizin emeğiniz.


Diğer yazıları için tıklayın
|
|


DC
İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN
CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK
TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR
 
MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|