Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






TORUNUM JOSHUA
Güncelleme: 07.09.2000

Torunum Joshua (ca-şu-a diye okunuyor) 22 aylık bir oğlan çocuğu. Ayşen onu büyütürken tüm zamanını ve enerjisini ve de benliğini vermiş; çocuk kendi duygularının, etrafın ve ilişkilerinin tümüyle farkında. Sürekli iletişim içinde; çünkü Ayşen ve Kelly (babası) onunla sürekli iletişim içinde oluyorlar. Bahçede yürümek istedi, "Ayağın acır, bak bir sürü dal, çakıl var, sonra ayağın uf uf olur," dedim. Bana baktı, gülümsedi. "Uf uf" deyişimi gülünç bulmuş bir hali vardı. "Grandpa (dede) ben çıplak ayakla (bare feet) yürümek istiyorum," dedi. Bahçede örtülü sandık gibi bir şey vardı. Parmağı ile gösterdi ve anlamadığım "…tör" ile biten bir kelime söyledi. Bir kaç tekrardan sonra anladım ki torunum bana bir "jeneratör" gösteriyor. Hini hacette kullanmak üzere bir jeneratör almışlar. Her bir ağacın ve meyvesinin ismini biliyordu. Bu geziden sonra kendisiyle bir daha 'uf uf'lu diliyle konuşmamaya karar verdim. Annesi babası herşeyi öyle ayrıntılarıyla ve öyle bir sabırla anlatıyorlardı ki, çocuk anlama kapasitesini tamamiyle kullanmaya alışmıştı.

Ayşen'in sabrına hayran kaldım. Etrafındaki her bir düğmeye basmak isteyen çocuğa her bir düğmenin ne iş gördüğünü, niçin basmaması gerektiğini, bastığı zaman ne gibi sonuçlar olacağını açıklıyordu. Ben Joshua ile yalnızken kendimi, "Yapma Joshua, ona dokunma!" diye sert uyarılarda bulurken buldum; oğlan bana soru dolu gözlerle bakıyordu. Gülümsedim. Bir çok kişi bana kendi çocuklarını nasıl yetiştirecekleri ile ilgili sorular yöneltiyorlar; ben en iyisini bilme ve yapma durumundayım, güya. Ama, şimdi anlıyorum ki, şu 22 aylık oğlan çocuğundan ve özellikle onun annesinden öğreneceklerim var. Gülümsedim ve Joshua'ya neden dokunmaması gerektiğini anlattım. Gözümün içine baka baka yeniden dokunmasını istemediğim düğmeye yöneldi. Bu onun kültüründe, yani annesi ve babasıyla aralarındaki ilişki tarihçesi içinde, "bir daha anlat!" anlamına geliyordu. Yeniden anlattım; bir daha anlattım; bir daha anlattım. Gülümsedi ve bana, "Thank you grandpa!" (teşekkür ederim, dede) dedi. Ağzım açık baka kaldım. 22 aylık oğlan çocuğu benim gayretimi, sevecenliğimi anlamış ve bana teşekkür ediyordu. "Bir şey değil torunum Joshua," dedim ve "Beni dinlediğin için ben de sana teşekkür ederim," dedim. Daha sonra ona baktım, gülümsedim, gözlerimiz birbirimize gülümsüyordu, "Dede seni kucaklamak ve öpmek istiyor, izin verir misin?" diye sordum. Durdu, baktı, geldi, "grandpa kiss, grandpa hug" (dede öp, dede kucakla) dedi ve kendini kucağıma attı. O andaki tek duygum, böyle bir anı yaşadığım için tüm evrene duyduğum bir şükür duygusu idi.

Ayşen ve Kelly'nin emekleri meyvesini veriyor. Özellikle Ayşen'in tavrı ilgimi çekti. Ben önce bu tavrı, "Müthiş bir sabır var sende Ayşen," diye nitelendirdim. Ayşen gülümseyerek, "Baba ben kendimi sabır etme durumunda görmüyorum. Ben, uhdeme verilmiş olan bu muhteşem potansiyelin gelişmesine kendimi adamış durumundayım. Herşeyi onun gözüyle görüyor ve onun gelişmesine yardımcı olacak şeyleri büyük bir zevk ve coşkuyla yapıyorum. Tabii çok yoruluyorum ve gerçekten yaşamımın şu aşamasında Kelly'nin bana daha çok yardımcı olmasını isterdim. Ben Joshua'ya değil, Kelly'e sabretmesini öğreniyorum," dedi.

Bende de ilginç bir şey oldu. Ben de artık Joshua ile beraberken ona sabır etmek gibi bir duygu içinde değilim. Onun iyi niyetli, öğrenmek isteyen, keşfetmek isteyen, oynamak isteyen, gelişme potansiyeli muhteşem bir yaratık olduğunu bilmek, bütün davranışlarıma bir anlayış, bir yumuşaklık, bir sıcaklık getirdi.

Ayşen'in hayatında şu anda onun bütün zaman ve enerjisini alan en önemli kişi oğlu. Kelly kesinlikle ikinci plana atılmış durumda. Kelly'e sordum; "Nasıl hissediyorsun ikinci plana atılmış olmaktan?" Gülümsedi. "Bir tarafım anlıyor ve bu durumu olduğu gibi kabul ediyor," dedi. Bir süre sustuktan sonra, "Dürüst olmak gerekirse, bir tarafımda kendini bayağı yalnız hissediyor," diye devam etti.

Ayşen yorgun, bitkin, artık hiç kimseye verecek enerjisi, ilgisi kalmamış. Kelly'den neyi nasıl isteyeceğini de pek bilmiyor. Yarım akşam oturup bu konuyu konuşacağız. Sanırım, ailenin çocuk doğduğu zaman atacağı önemli adımlardan birini böylece beraberce atmış olacağız: Karı koca beraberce bir yapı oluşturarak sınırlar ve sorumlulukları açık seçik ortaya koyacaklar ve çocuğun bu en kritik büyüme devresinde birbirlerine omuz verecekler.

Annelik dünyanın en önemli ve en kutsal işi. Gerçek bir iş. Ve bir insanın, bir ailenin, bir şirketin, bir ulusun, ve insanlığın tümünün geleceğinin kalitesi bu işin iyi yapılıp yapılmamasına ne kadar bağlı! Şu anda beni okuyan anneleri, anneliği ciddiye almış ve emek vermiş, yorulmuş, uğraşmış, didinmiş anneleri kutsal insanlar olarak kalpten selamlıyor ve en içten sevgilerimi yolluyorum. En kutsal emek sizin emeğiniz.



Diğer yazıları için tıklayın


DC İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR

MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla