



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

KAUAI'DEKİ
EV HAYATINDAN
| MANZARALAR
|
Güncelleme:
31.08.2000
|
Şimdi Hawaii Takım Adaları'ndan biri olan Kauai adasında
kızım Ayşen'in evindeyim. Eşi Kelly adında, Seattle
şehrinde doğmuş ve orada büyümüş bir Amerikalı. Hem Ayşen
hem de Kelly beden sağlığına ve ekolojiye önem veren kişiler.
Bu nedenle her ikisi de fizik terapinin masajla ilgili yönünü seçmişler.
Ayşen bizim bildiğimiz normal masaj terapisine yakın bir
terapi kolunda uzmanlık kazanmış; Kelly'nin uzmanlık alanı
beyin kabuğu ve omuriliği içine alan kesenin içindeki sıvının doğal
akışını kaybetmemesi için yapılan ve çok hassas dengeleri içeren
bir masaj. Doğayı ve sağlığı sevdikleri için beraberce bu adaya
gelip yerleşmişler. Şimdi Joshua adında 22 aylık bir oğlanları var;
bana "Grandpa (büyük baba) Doğan," diyor. Onunla ilgili
gözlemlerimi gelecek yazıma saklamak istiyorum.
 
Oturdukları
evi - ev yerine baraka demek geliyor içimden- kendileri yapmışlar.
Tamamiyle tahta sütunlar üzerine kurulmuş, topraktan bir buçuk metre
kadar yükseklikte, yüz metre kare büyüklüğünde bir baraka. Elektiriği
güneşten elde ediyorlar; gündüzleri bir aküde depoluyorlar ve akşamları
kullanıyorlar. Ama, kullanırken çok dikkatli olmaları gerekiyor,
çünkü akü kapasitesi yüksek olmadığı için, belirli bir düzeyin altına
düşünce otomatik olarak şalter kapanıyor. Şu anda bu yazıyı güneş
enerjisi ile elde edilen elektrik gücüyle yazıyorum.

Adanın
su sistemine bağlı değiller. Çevredeki 4-5 komşu ile bir araya gelmişler
ve 100 metre derinliği olan bir kuyu sondajı yapmışlar ve orada
temiz su haznesi keşfetmişler. Komşularla birlikte bir depo oluşturmuşlar;
herkesin evinde basınçlı su var. Hem de en iyi kaliteden içilecek
su.

Sıcak suyu da güneş enerjisinden elde ediyorlar ve depoları
büyük olduğu ve iyi yalıtıldığı için günün her saatinde bol sıcak
su bulmak mümkün. Evde oldukça büyük bir mutfak var. Buzdolabı bütan
gazı ile çalışıyor; ilerde solar panelleri çoğaltarak elektrikle
çalışan daha büyük bir buzdolabı istiyorlar.

Bu
büyük barakanın dört bir yanı açık. Pencere camı diye bir şey yok.
Sadece ince tellerden örülmüş tel örgü var. Etraf yoğun bir şekilde
ağaçlarla çevrili olduğu için dışarıdan birileri içeriyi görecek
endişesi yok. Muz, mango, ve adını şu anda sayamıyacağım bir çok
tropikal ağaç yerden fışırırcasına büyümüş ve etrafı sarmış. Bahçede
etrafı tel örgü ile çevrilmiş bir kümes var ve burada on kadar tavuk
ve horoz var. Bunlar yumurtlayan tavuklar. Henüz yumurtaya geçmemiş
tavuklar dışarıda serbest dolaşıyorlar. Ayrıca kuluçkadan yeni çıkmış
ve civcivlerini gezdiren bir de anne tavuk var. Sabahın saat beşine
doğru vadinin bir köşesinde ötmeye başlayan bir horoz bizimkilerin
3-4 horozunu coşturuyor; evin etrafında saat altıya kadar bir curcunadır
gidiyor.

Ağaçların bol olması nedeniyle değişik türlerden bir çok kuş var.
Onlar da horozlarla beraber ötmeye başlıyorlar. Evin alt tarafındaki
vadiden geçen derenin sesini duymak mümkün. Kuşların sesleri su
sesiyle karışarak sanki bir tür cümbüş oluşturuyor.
 
Bu yörede yağmur günde iki üç kez yağıyor. Bazı yağmurlar hafif
bir çiseleme şeklinde oluyor; bazıları ise gök delinmiş gibi bir
sağnak oluştuyor. Ama, havanın sıcaklığında pek bir değişiklik meydana
gelmiyor. Barakanın içinde iken yağmuru dinlemek bana ayrı bir haz
veriyor. Ayrıca hiç kapı ve pencere olmadığı için dışarının tüm
sesi içerde oluyor ve toprak, ağaç, yaprak kokusunu hemen almaya
başlıyorum. Bu ortam içinde kitap okumak, düşünmek, notlar almak,
Ekim'de başlayacak olan tv programımın içeriğini oluşturmak ayrı
bir boyut getiriyor yaşamıma.

Şu
anda akşam olmak üzere ve akşamın yaklaştığını kuşlar birbirlerine
var güçleriyle söylüyorlar. Elektrik kısıtlı olduğu için, "güneş
battı, aile yattı!" ilkesi geçerli. Sabah 5'te uyandıracak nöbetçilere
laf anlatmak mümkün olmadığı için ben de bu ilkeye uyuyorum.

Gelecek yazımda, sizlere biraz Joshua'dan söz etmek istiyorum.

Diğer yazıları için tıklayın
|
|


DC
İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN
CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK
TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR
 
MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|