



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|


Niyet
Güncelleme:
25.07.2000




Niçin bu yazıyı okuyorsunuz? Bilgi edinmek için mi? Eğlenmek için
mi? Merak ettiğiniz bir yazarın yazısı olduğu için mi? "Belki bir
hata bulabilirim ve ortama bir eleştiri getirebilirim!" fırsatını
yakalamak için mi? Bir düşünün. Yazıyı okumaya devam etmeden önce
gerçekten birkaç dakika düşünün; niçin bu yazıyı okuyorsunuz?
Ben kendime soruyorum, "Niçin bu yazıyı yazıyorum?" diye.
Sevdiğim bir dostum bu sitede bir köşem olmasını ve haftada bir yazmamı
istedi. Farz edin ki size, "dostum yazmamı istedi, onu kıramadığım
için yazdım," dedim. Yazı yazmamın arkasındaki bu 'niyet' size nasıl
geliyor?
'Siz bu yazıyı niçin okuyorsunuz, bu yazıyı okumaktaki niyetiniz ne?'
sorusu üzerinde düşünedurun, ben 'niçin yazıyorum' sorusunun yanıtını
anlatmaya devam etmek istiyorum.
Diyelim ki, "internet dünyası gelişiyor, bu dünya içinde yer almak,
yarının dünyasında var olmak demektir," anlayışı içinde haftalık yazı
yazmaya soyundum. "Yarının dünyasında varolmak için buraya yazıyorum,"
düşüncesi size nasıl geliyor?
Herhalde, 'yarının dünyasında var olmak' ne demektir, onu bilmek isteyeceksiniz.
Daha doğrusu bir yazar olarak 'dünyada var olmak' kavramının anlamı
üzerinde düşüneceksiniz. Belki de düşünmeyeceksiniz. Düşünmeden de
okumaya devam edebilirsiniz.
Ama ben kendime ciddi olarak soruyorum: Ben bu yazıyı niçin yazıyorum?
Bu soruyu sorduğuma memnunum. Çünkü niyetimin saflığından emin olmak
istiyorum.

Niyetin
Saflığı
Savaşçı adlı kitabımda niyetin saflığından söz ettim. O kitaptan bir
alıntı yapmak istiyorum. Sayfa 58'de, 'Ha Sen Bu Tokadı Attın' altbaşlığı
altında Trabzonlu vatandaşın bilgeliğinden söz ediyorum. Bana olayı
anlatan kişi, kendisinin Trabzon'lu olduğunu ve bir bayram vesilesiyle
ailesini ziyaret için Trabzon'da bulunduğunu söyledi ve şöyle devam
etti:

"Bayramın ikinci günü oradaki bazı arkadaşları ziyaret etmek için
dolmuşa bindim. Dolmuş durağında bekleyen minübüse insanlar gelip
oturuyorlar ve minibüsün dolmasını bekliyorlardı. Ben de oturdum ve
gazetemi okumaya başladım. Minibüs muavini olan genç yaşta bir adam
kızgın bir sesle birşeyler söylüyordu, ama ben pek dikkatimi vermedim,
gazetemi okumaya devam ettim. Bir ara şak diye bir tokat sesi duydum.
Baktım, minibüs muavini, yaşlı adama bir tokat atmış.

Hemen gazetemi topladım, garda geçtim. Çünkü Karadeniz uşağı kızdı
mı hemen tabancasına davranır, böyle bir durum olursa oradan fırlayıp
kaçacaktım. Ama, çok ilginç birşey oldu. Yaşlı adam, genç muavine
döndü ve şöyle konuştu: (Bölge müdürü Karadenizli olduğu için yaşlı
adamın şivesini çok iyi taklit edebiliyordu)

- Ha sen bu tokadı attın. Besbelli ki hak ettim. Ama, ben bilmiyorum
nasıl hak ettim. De bakalım, nasıl hak ettim?

Genç muavin tekme tokat bekler bir durumda iken bu sözlerle karşılaşınca,
şaşkınlıktan ağzı bir karış açık kaldı.

Bilmiyorum yeteri kadar kafanızı karıştırabildim mi? "Niçin bu yazıyı
okuyorsunuz?" diye sordum; daha sonra, "Ben bu yazıyı niçin yazıyorum?"
diye soruyu kendime yönelttim. Ve daha sonra niyetin saflığından söz
ettim; niyetin saflığı önemlidir diyerek, Trabzonlu vatandaşın öyküsünü
anlattım.

Ortama
Getirdiğiniz Bilinç
Bu yazıyı okumaya başladığınız zaman nasıl bir bilinçle okumaya başladınız?
Aslında söz konusu olan ortama getirilen bilinç ve bu bilinçten sorumluluk
almak. Ortama getirilen bilinç, o ortama getirilen niyete bağlı olur.
Ben yazar olarak ne niyetle yazıyorum, siz okur olarak ne niyetle
okuyorsunuz? Bu iki niyet birbirinden çok farklı olduğu zaman, ikimiz
iletişim kuramayız. Kurarız da, "mış gibi" bir iletişim olur.
Trabzonlu vatandaşın sorduğu sorunun altında yaşama temel bir yaklaşım
var: 'Yaşanılan her olay potansiyel bir öğrenme fırsatıdır.' Böyle
temel bir yaklaşım ile yaşam en sürekli, en kapsamlı üniversite haline
dönüşür. Bu üniversite hem öğrenmeyi, hem uygulamayı içeren bir program
ile gelişir.
Öğrenmenin tam olabilmesi için Trabzonlu vatandaşın adımlarını izlemek
gerekir:
Gerçeği yargılamamak, değiştirmemek, itmemek, olduğu gibi algılamak.
"Ha sen bu tokadı attın!"
Gerçeği kabul etmek; olması gerektiği için olayların olduğunu, doğanın
kuralları olduğunu, iki ile ikiyi topladığın zaman her yerde ve her
zaman dört edeceğini bilmek. "Besbelli ki hak ettim!"
Neyi bilmediğinin farkında olmak, yetersiz kalınan zamanları bilmek,
biliyormuş gibi yapmayarak, yeni bilgiye gereksinim olduğunu kabul
etmek. "Ama ben bilmiyorum nasıl hak ettim!"
Yaşamın değişik ortamlarda, değişik biçimlerde bilgiyi sürekli sunduğunu,
yeni ortamlarda sunulan bilgileri öğrenmenin mevki, prestij, şöhret
gibi diğer bütün şeylerin üstünde olduğunu bilmek. "De bakalım, nasıl
hak ettim?"

Bir
Öğrenme Ortamı Oluşturmak
'Ben niçin yazıyorum?' sorusunun cevabı kafamda iyice belirginleşti:
Bir keşfetme ortamı, bir öğrenme ortamı yaratmak istiyorum. İnternette
bir keşfetme ortamı, öğrenme ortamı nasıl yaratılır? Bilmiyorum. Ama
niyetim bu. Bu yazıyı böyle bir ortamı yaratmada ilk adım olarak yazıyorum.
Niçin bir keşfetme ortamı? Çünkü yaşamımı bir keşfetme süreci olarak
görüyorum. Benim için yaşamın anlamı, süregiden bir keşfetme potansiyeli
içinde olmaktır; arasıra tokat yesem bile. Bu bana heyecan veriyor.
"İnsanlar dua ettikleri zaman çoğu kere Tanrı'dan iki ile ikinin toplamının
dört etmemesini isterler," diyor bir düşünür. Bu tür dua edenlerden
olmak istemiyorum. Ben daha iyi anlayabilmek için dua etmek istiyorum.
Siz niçin okuyorsunuz? Niyetlerimiz benzeşiyor mu? Beraber keşfetmek
heyecan veriyor mu? Yolculuk söz konusu olunca, yoldaşlık da söz konusu
olur.
|
|


DC
İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN
CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK
TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR
 
MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|