Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Güncelleme:14.12.2000


Hasretliğe selam!

Çocukların ana-babalarıyla ilişkisini çok önemsiyorum. Bireyin, kendi bireysel yaşamıyla ilgili düşündüğüm zaman, bireyin diğer insanlarla ilişkisi üstüne düşündüğüm zaman, toplumsal barışla ilgili düşündüğüm zaman, ulusların uluslarla ilişkileri üzerine düşündüğüm zaman, insanların diğer canlılarla ilişkisi üzerine düşündüğüm zaman hep çocukluğa, çocuk terbiyesine, ana-baba çocuk ilişkisine gidiyor aklım. Ana-baba çocuk ilişkisi ile ilgili ne yazayım diye düşünmeye başladığım zaman farkettiğim ilk şey içimdeki hüzün oldu. Gerçekten hüzünlüyüm. Biliyorum, hüznümün altında buzdağının okyanusun altında kalan görünmeyen kısmı gibi başka duygular da var. Ama bana şimdi ilk gelen ve beni selamlayan duygum, hüznüm.

Çarpık şehirleşme içinde hiç çocuk parkı yapılmayışından hüzünleniyorum. Yollarda yürürken bir çocuğun yüzüne inen şamarı gördüğüm zaman içim ağlıyor. Kolundan tutulan bir çocuğun sürüklenircesine yürütüldüğünü gördüğüm zaman yıpranıyorum. Basit ama gizemli sorularına cevap alamayan çocukları izlediğim zaman içim yanıyor. Çocukların o muhteşem yaratıcılığının, doğallığının, kendiliğindenliğinin, niyetlerinin saflığının hunharca ve kayıtsızca yok edilişini görmek benim içimi ağlatıyor.

Geçmişin ana-babaları bugünkü toplumun dokusunu yarattılar: Sorunlar içinde boğulmuş, ne kendine ne de ilişki içinde olduğu diğer insanlara güvenen, bencil, çıkarcı, çözümün değil, sürekli sorunun bir parçası olan insanlar.

Ama bu sorunların gerçek kaynağının, bizim Türk ana-babalar olduğu kimsenin umurunda değil. Türk ana-babalarının bu memleketi bu hale getiren insanların mimarı olduğu bilinmedikçe, toplumsal sorunlara kalıcı çözümler getirmenin olanaksız olduğunu biliyorum. "Biliyorum," diyorum; "kanısındayım," "sanıyorum," "düşünüyorum," demekten çok daha güçlü bir inancı belirtmek için.

Herkes herşeyden şikayet ediyor. Türkiye'ye geldiğim zaman Türklerle ilgili ilk algılamam herkesin herşeyden şikayet etttiği. Bakkal müşteriden, müşteri bakkaldan şikayet ediyor. Hükümet muhalefetten, muhalefet iktidardan. Basın kanunlardan ve uygulamadan, halk basından şikayetci ve güvenini yitirmiş durumda. Öğretmen öğrenciden, öğrenci öğretmenden şikayetci.

Anlaşılan iyi bir Türk vatandaşı olmanın ilk koşulu, şikayet eden bir insan olmak.

Ve benim içim hüzün dolu.

Liderlik konusunda uluslararası bir çalışmada, birçok ülkeden gençlerin katıldığı bir toplantıda, her bir gencin yaşamını etkilemiş, onun düşünce, duygu ve davranışına yön vermiş kişisel liderlerden örnekler sorulmuş. Bu toplantıya gözlemci olarak katılmış olgun bir gözlemci bana gördüklerini şöyle aktardı:

"Avrupa ve Amerika'dan gelen geçlerin herbiri sırayla kendi anne ve babalarından, öğretmenlerinden, büyükanne veya büyükbabalarından kişisel liderleri olarak söz ettiler. Bazıları, "Yalan söylememeyi ben babamdan öğrendim," derken, bazıları, "Gayret sarfetmeden kalıcı bir sonuç alınamayacağını bana büyükannem öğretti," şeklinde konuştu. Verdikleri örnekler günlük yaşamda yer alan basit örneklerdi, ama ifade ettikleri anlamlar insanın yaşamında yer alması gereken dürüstlük, sevgi, sebat, gayret, sözünün eri olma gibi temel değerlerdi. Toplantıya katılan yirmiküsur kadar Türk gencinden biri el kaldırdı ve "Ben hepimiz adına konuşuyorum. Biz lider olarak Atatürk'ü tanıyoruz ve hepimize o yol göstermiştir," diyerek sözü kesti attı."

Bu Türk gençlerinin çocukluğunda onlara sevmeyi, çalışmayı, dürüst olmayı, gelişmeyi, hizmet etmeyi, sabırlı olmayı, herkes ne derse desin doğru bildiğini herkese rağmen söylemeyi ve yapmayı öğreten ana-babalar, küçük çocukların gerçek liderleri olması gerekenler nerede?

İçimde dolu dolu, buram buram bir hüzün var.

Sokağa kansırıp tüküren Türk delikanlısını, elindeki çikolata kağıdını pervasızca atan esnafı gördüğüm zaman, içimdeki bu hüzünle selamlaşıyorum. Biliyorum, hüznümün altında daha başka duygular da var. Ama bana şimdi ilk gelen ve beni selamlayan duygum, hüzün. Çocuklarımızı ezerek kalıplamayı ana-babalık olarak anlamaktan kurtulup, onları insan olarak tüm olanakları içinde, tüm muhteşemliği içinde geliştirmeyi sorumluluk olarak almış ana-babalara Türkiye hasret. Bu hasretliğe "Selam!" diyorum.


Diğer yazıları için tıklayın

 


DC İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR

MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla