|

Pusula

Bir
grubun uzun bir yolculuk için hazırlandığını düşünün. Ellerinde
harita yok. Kuzeye giderlerse varmak istedikleri yere ulaşacaklarını
biliyorlar. Ne var ki, hava sürekli bulutlu, güneşi ve yıldızları
görmek olanaksız. Kuzeyi nasıl belirleyecekler?

Siz Bilirsiniz Efendim
Sen paradigması içinde dünyaya bakanlar, bu soruya, "Siz neresi
kuzey derseniz, kuzey orasıdır, efendim!" diye cevap verirler. Kuzeyi
bulmada kendilerinin yeteneksiz olduğunu düşünürler ya da o ortamda
öyle düşündüklerini göstermek zorunda olduklarını hissederler. Sorumluluk
almak istemezler, çünkü öyle yetiştirilmişlerdir ya da öyle olmalarını
bekleyen bir yönetim ve eğitim ortamına girmişlerdir.
 
Ben Bilirim
Ben paradigması içinde olanlar, "Benim gösterdiğim yön kuzeydir,
gösterdiğim yöne gidin!" der. "Bu yönün kuzey olduğunu nereden biliyorsunuz?"
gibi bir soruya cevap vermek istemez, böyle bir soruyu çok can sıkıcı
bulur. "Şüphe mi ediyorsun benim otoritemden?" tavrı içinde, hiç
kimseye hesap vermeden, hiç kimseyle konuşmadan, hiç kimseye danışmadan
kuzeyi kendisinin bildiğini ifade eder ve gruptakilerden mutlak
itaat bekler. Yıllar süren bir yolculuktan sonra istenen hedefe
ulaşılamadığı zaman, Sen Paradigması içinde olaya bakan bu sonuçtan
hiçbir sorumluluk duymaz, "Bana ne, o yönü gösterdi, biz gittik!"
der. Ben Paradigması içinde olan, "Benim dediğimi aynen yapmadınız,
o nedenle tam hedefe varamadık," diyerek, yine suçu başkasına yükler
ve kuzeyi bildiğini iddia etmeye devam eder.
 
Biz Biliriz
Biz Bilinci'ne ermiş lider, kuzeyin doğru bir şekilde belirlenmesi
gerektiğine inanır ve bu konuda yoğun ve sürekli bir çalışma içine
girer. Bu konuda herkesle konuşmaya açıktır. Bilge kişilere önem
verir. Daha önce kuzey yönünde yolculuk yapmış olanları arar. Onların
kullanmış olduğu yöntemi ve araçları öğrenir.
 
PUSULA'nın ne olduğunu, nasıl çalıştığını öğrenir. Ve öğrendiklerini
hemen paylaşmaya başlar: Tüm gayretiyle gruptakilere PUSULA'nın
ne olduğunu öğretir. Hep beraber, PUSULA'nın neden önemli olduğunu,
onsuz ne gibi tehlikelerin beklendiğini, yolculuğun başarılı olması
için herkesin pusulanın gösterdiği yönde gitmesinin gerekli olduğunu
tartışırlar. Herkes düşüncesini paylaşır, herkesin fikri sorulur,
sorulan sorular cevaplandırılır.
 
Bu sürecin sonunda, bir grup halindeki insanlar bir takım haline
gelirler. Birbirinden farklı görevleri olan ama aynı hedefe ulaşmak
için birbirlerine dayanan, birbirlerine saygılı, birbirine güvenen,
sürekli gelişen ve geliştiren insanlardan oluşan bir takım. Takım,
aynı hedef için çalıştığının bilincinde olan insanlardan oluşur
ve yolculuk süresince arabayı farklı yönlere çekmezler.
 
Aile, Şirket, Ulus
Bir ailenin, şirketin veya bir ulusun yolculuğunda kullanacağı PUSULA'yı
bilmesinin yaşamsal önemi vardır. Bu pusulaya vizyon adını veriyoruz;
ailenin ve şirketin vizyonu kendilerine rehberlik edecek olan değerler
üzerine kurulur. Bir ulusun vizyonu ise, o ulusa pusula görevi görecek
olan anayasası ile belirlenir. Önemli olan ulusun anayasasının ulusça
paylaşılan değerler üstüne kurulu olmasıdır. Anayasa değerler temelleri
üstüne oturduktan sonra, tüm yasaların zamanla gözden geçirilerek
bu değerlerle uyum içine olması gerekir. Ailenin, şirketin, ulusun
değerleri temelde aynı ise, o zaman toplumun tümünde zaman içinde
bir ahenk oluşur. Eğer ailenin, şirketin ve ulusun değerleri farklı
farklı ise, zaman içinde çatışma ve sürtüşmelerden kaçınılamaz.

Diğer yazıları için tıklayın
|