|


ÖNEMLİ NOT: Doğan Cüceloğlu, yoğun iş
temposu nedeniye kendisine gönderilen mesajları okuyamamakta
dolayısıyla yanıtlayamamaktadır. Okurlarımıza duyururuz.
|
Soru Sormak İsteyen
Okuyucularımla Bir Paylaşım

Bu
yazımın temel amacı, bana soru göndermiş olan veya göndermeyi düşünen
okuyucularımla durumun ne olduğunu paylaşmaktır.

Önce şunu bilmenizi isterim ki, gönderilen tüm soruları teker teker
okuyorum ve okurlarım bana soru sorduğu için memnunum. Soru basit
veya karmaşık olabilir, ama sorulan her sorunun yaşamın önemli boyutlarını
ifade ettiğini gördüm. Soruları, düşündürücü, öğretici ve geliştirici
buluyorum.
 
Zaman kısıtlaması var
Haftada gelen soru sayısı benim bir haftada yanıtlayabileceğim soru
sayısının pek çok üstünde. Gelen soruları geliş tarihine göre sıraya
diziyorum ve her hafta 5 soruya yanıt veriyorum. Bu nedenle gelen
sorularda bir yığılma oluyor ve soruyu soran okurlarım sabırsızlanıyorlar.
 
Gruplamak istemiyorum
Bu birikimi önlemenin bir yolu gelen soruları gruplayarak sorulara
teker teker değil, gruplar halinde yanıt vermek. Böyle bir yöntemi
denediğimde gördüm ki bana gelen soruları gruplamak mümkün değil;
çünkü her birey kendi yaşamıyla ilgili özel bir sorunu dile getiriyor
ve dile getirilen sorun birey kadar özel ve tek. Bireylerin tekliği,
sorunların da tekliğine yol açıyor. Bu tür özel ve tek olan sorunları
grupladığınız zaman ortaya anlamsız ve yüzeysel bir yığın kelime
yığını çıkıyor. Ben 'mış gibi yanıtlar' vermek için burada değilim;
soruyu soran kişinin yaşamıyla gerçekten ilişki içinde olmam gerektiğine
inanıyorum.
 
Aksi halde bana soru gönderen kişilere verilecek bir tek yanıtım
var: "Benim kitaplarımı okuyun, üzerinde düşünün ve bir süre sonra
tekrar okuyun!"
 
Sorulara bireysel yanıt verme olanağım yok
Soru soran birçok okurum, "Bu sorunun cevabını bana özel olarak
verin, cevabınızı bekliyorum," diyor ve kendi adresini veriyor.
Sorulara bireysel yanıtlar vermem ve bu yanıtları onların özel adreslerine
göndermem zaman ve enerji bakımından yapabileceğim bir şey değil.
Okurlarımın böyle bir beklenti içinde olmasını gerçekçi bulmuyorum
ve onların duygusal olgunluğundan ciddi biçimde kuşku duyuyorum.
 
Sorunuzu yanıtlarken bireysel ipuçlarını kaldırıyorum
Sorunuzu yanıtlarken sizin kim olduğunuzu belirtecek tüm ipuçlarını
yok ediyorum. Ama, sorunun ifadesini en iyi siz yaptığınız için,
sizin kendi cümle yapınıza elimden geldiğince dokunmuyorum ve soruları
sizin ifadenizle veriyorum. Soru içinde sizin oturduğunuz şehri,
kim olduğunuzu belirtecek ipuçları varsa onları ortadan kaldırıyorum.
 
Sizin sorunuza verilen yanıt birçok okurun düşünmesine ve gelişmesine
olanak sağlayabilir
Sizin sorunuz ne kadar size özgü ve tek olsa da, o sorunun temelinde
yatan süreçler, değişkenler oldukça paylaşılan, insanlara özgü süreçler
olmaktadır. O nedenle, ben bir soruya yanıt verirken yalnız soruyu
soran kişiye yönelerek yanıtlamıyorum; bu tür sorunların yaşanabileceği
olası durumları ve insanları da gözönüne alıyorum ve cevabımı böyle
bir bilinç içinde veriyorum. O nedenle kişinin kimliğini belirtmeden
sorunu ve yanıtları tüm okurlarla paylaşmanın yararına inanıyorum.
 
Ben klinik psikolog değilim
Ben iletişim alanında uzmanlaşmış ve yaşamın iletişim sorunlarını
irdeleyebilecek bilgi birikimi içinde olan bir bilim adamıyım. Davranış
bozukluklarının tedavisi konusunda uzmanlaşmış bir klinik psikolog
değilim. O nedenle tıbbi (fizyolojik, nörolojik, psikiyatrik) sorunlara
yanıt verecek nitelikte değilim. "Çocuğum altını ıslatıyor; eşim
erken boşalıyor; çocuğum hiperaktif; unutkanlıkla nasıl başedebilirim,
vb." türden sorunlarla ilgilenmiyorum. Bu tür sorunların bana gönderilmemesini
rica ediyorum.


Diğer yazıları için tıklayın
|