|

ZAMAN YÖNETİMİ Mİ,
YAŞAM YÖNETİMİ Mİ? Güncelleme:
02.11.2000

Bir
okurum daha önce bir soru sormuş (soru 35) ve zaman kullanımı ile
ilgili karşılaştığı zorluğu dile getirmişti. O soruyu ve verdiğim
cevabı kısaca hatırlayalım. Soru özetle şöyleydi:

"29
yaşındayım, yalnız yaşıyorum ve genelde sosyal aktiviteleri seven
bir yapıya sahibim. Sizin daha önceden "iyi düşün doğru karar ver"
ve "yeniden insan insana" adlı kitaplarınızı okumuştum ve çok etkilenmiştim;
hatta kitaplarda bahsettiğiniz şeylerin bir çoğunu yeni kitabınızın
ismi "savaşçı" gibi uygulama yoluna gittim, bu uygulama esnasında
en fazla üzerinde durduğum ve bana göre başarısız olduğum konu zamandı.
Kitaplarınızda zaman kavaramından ve öneminden bahsettiğiniz kısımlar
benim çok dikkatimi çekti ve bu konuyu yaşama geçirmeye karar verdim,
bu uygulamada öncelikli olarak zaman çizelgesi oluşturdum daha sonra
bunu uygulamaya koydum fakat uygulamam sonrasında yaşadığım problem
bana zamanın farkında olmadığım gerçeğini ortaya koydu. Çünkü çevremdeki
bütün etkileşimler benim zaman konusundaki konsantrasyonumu dağıtıyordu.
Defalarca denememe rağmen bunu çözemedim ve en sonunda mücadelem
kırıldı.
Bu konuda bana önerebileceğiniz çözümler var mı?
 
Verdiğim cevap ise özetle şu idi:
 
"Zaman kullanımını öğrenmek ve uygulamak hiç de kolay bir iş değil.
Bunun altında yatan bireyden kaynaklanan nedenler olduğu gibi içinde
yaşadığınız ortamın zamanla ilişkili bilinci ve değerleri var. Zaman
kullanma konusunu ayrı bir makalemde ele alacağım. Lütfen yazılarımı
takip edin."
 
İşte
şimdi bu konuyu ele almak istiyorum. Önce, soruyu soran okurumun
doğru bir teşhiste bulunarak işin özüne gittiğini söylemek isterim;
yani, zamanını yönetmesini bilen yaşamını yönetmesini biliyor demektir.
Bunu sezen ve bu konudaki sorunu çözmek için uğraşı veren okurum
doğru yolda. Ne var ki, zorlu bir mücadele vereceğinin farkına varmadan,
böyle bir mücadelenin içine gireceğinin hazırlığını yapmadan değişimi
başlatmış durumda.
 
Önce şu konuda açıklığa kavuşalım: Zaman yönetmek ve yaşam
yönetmek eş anlamlıdır; çünkü yaşam dediğimiz o karmaşık süreç ancak
zaman içinde oluşabilir. Eğer kendi yaşamınızla ilgili iyi bir alt
yapı oluşturamamışsanız, zaman yönetimine giriştiğiniz zaman yaşamınızla
ilgili bilincinizdeki eksiklikler hemen önünüze çıkacaktır. Ve değerli
okurum bunu bireysel olarak yaşamış durumda.
 
"Evet"ini keşfetmek; Bütün zorluk burada
 
Kişi, "bu benim yaşamım" diyebilecek bilince ve güce erişmişse,
o zaman, "bu benim zamanım" diyebilir. Şimdi bu cümleyi bir örnekle
biraz açalım:
 
Kitaplarımda
değişik yerlerde irdelemiş olduğum gibi insanın hem "ait olma -
bağımlı olma" hem de "birey olma - bağımsız olma" yönleri vardır.
Ait olma yönü baskın olan birey kendi isteklerinden çok, başkasının
kendinden beklediklerini yapma eğilimindedir. Öte yandan ait olma
ve birey olma yönü dengelenmiş kişi hem kendi isteklerini, hem de
diğer kişilerin beklentilerini hesaba katarak seçimlerini yapar
ve eyleme geçer.
 
Bizim kültürümüz ait olma yönü güçlü bir kültürdür. Bizlerin
yetiştiriliş tarzımızda "başkası ne der!" çok önemli rol oynamıştır.
 
"Bu
benim yaşamım" diyebilmek için kişinin bilincinde ait olma ve birey
olma dinamiklerini gözleyebilmesi gerekir. Yukarıda belirttiğim
"Benim yaşamım" bilincine erişmek ifadesinden kastım bu.

Bu
bilince erişmek, bir başka ifadeyle farkında olmak kendi başına
yeterli değil; farkına varılan şeyleri uygulamaya koyacak olan güçtür.
Bireyin gücü yetersiz ise, farkına vardığı şeyleri eyleme dönüştüremez.

Peki, birey bu güce nasıl ulaşır? Bu güç bireye ya başkaları tarafından
verilir veya birey bu güce kendi istemiyle sahip çıkar. Örneğin,
"Gel otur bir çayımızı iç!" teklifi ile karşılaşan biri, "Evde annem
hasta, ona doktor götürüyorum," dediğinde aklı başında hiç kimse,
"Boş ver şimdi annenin hastalığını; sen gel bizimle otur, çay iç!"
diyemez. Bir kişi bunu derse, toplum o kişiyi kınar. Bu nedenle
birçok kişi, bu tür "sosyal mazeretleri" kalkan yaparak kendi istediklerini
yapabilecek zamanı bulmaya çabalarlar. Yani gücü bu tür mazeretlerden
elde ederler. Aslında, belki anne hasta değildir; kişi evde kendi
başına kalıp kitap okumak istemektedir. Ama, o ortam içinde "Eve
gidip kitap okumak istiyorum," deme gücünü kendinde bulamadığı için,
annenin hastalığı mazeretini kullanmaktadır.

Kişi
kendi başına kitap okumanın yaşamındaki önemine inandığı ve kitap
okumaktan vazgeçmemeye karar verdiği zaman, "Gel otur bir çayımızı
iç," teklifine çok rahatlıkla "Hayır!" diyebilir ve bu kararından
tedirginlik duymaz. Yani, kişinin ortamdan gelen bir baskıya "Hayır!"
diyebilmesi için önce özündeki "Evet!"i keşfetmesi gerekir.

Soru
sahibi sevgili okurum kendi gönlünde yanan ve mutlaka gerçekleştirmek
istediği bir "Evet!"i keşfedinceye kadar, zaman yönetim denemeleri
güçsüz ve cılız kalacaktır. Zaman yönetimi yaşam yönetimidir. Yaşamınızı
yönetmek için, o yaşamın yöneltildiği bir hedef, bir "Evet" olması
gerekir.

Diğer yazıları için tıklayın
|