Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR







İLİŞKİNİN SAFLIĞI
Güncelleme: 28.09.2000

Kişinin kendi benliğiyle safça bir ilişki kurabilmesi ne demektir? Ve ilişkinin 'saf' olup olmaması neden önemlidir?

Yaşamdan birkaç örnek alalım. Farzedelim ki, kişi işyerinde üstleri tarafından takdir edilmediğini, onlar tarafından önemsenmediğini ve bu nedenle de hakkının yendiğini hissediyor; ama, öyle bir pozisyondaki bu durumu düzeltmek için elinden birşey gelebileceğine inanmıyor. Eziklik içinde, öfkeli, umutsuz ve çökkün.

Kendi benliğiyle safça ilişki içinde olmayan insan bu durumda kendi iç dünyasını anlama ve bu anlayış içinde çözüm bulma yerine, hep dış dünyaya yönelik ve çoğu kere sorunla ilişkisi olmayan şeylere zamanını ve enerjisini verir.

Örneğin, evde eşine ve çocuklarına öfkeli davranır. Onlara yaşamı zehir edecek bir aile ortamı oluşmaya başlar. Ve evini cehennem azabına çevirmesinden sorumluluk almaz. "Ben cehennem azabı çekiyorum, onlar da çeksin," der ve işin içinden çıkar. Örneğin, kendini içkiye, sigaraya verir. Ve bu davranışının sorumluluğunu da kabul etmez. "Sigara içmezsem bu stresi ben nasıl atabilirim? İçki içmezsem bu hayat çekilir mi?" diyerek kendi davranışının sorumluluğunu işyerindeki yöneticilere atar ve sağlıyla ilgili olumsuz bir gelecek yaratmaya yönelir.
Örneğin, kavgacı ve geçimsiz bir insan haline gelir. Yöneticilerden gelen hayal kırıklığını tüm ilişkilerine yansıtarak yaşama küskün, inançsız, alaycı, umutsuz biri haline gelir. Böyle bir insan yakın, güvenilir ilişkiler, dostluklar oluşturamaz. İnsanlar yavaş yavaş onun çevresinden çekildikçe o daha da geçimsiz, daha da inançsız ve umutsuz bir insan olur. Ve kendi yarattığı yalnızlığın içinde ruhen ölür. Örneğin, kendini aşırı spora, egzersize ve fiziksel faaliyetlere verir. Bedenen gelişir ve gerçekten stres atar, ama sorun çözülmeden devam eder. Böylece bedensel faaliyeti yüksek ama kendi iç dünyasını algılayışı düşük bir insan olarak yaşamını sürdürür. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu örneklerin hepsinin ortak paydası, kişinin kendi iç dünyasından kopması, kendisiyle safça bir ilişki içinde olmayışıdır. Şimdi kendisiyle safça bir ilişki içinde olan insanı örnek alalım. Yine, farzedelim ki, kişi işyerinde üstleri tarafından takdir edilmediğini, onlar tarafından önemsenmediğini ve bu nedenle de hakkının yendiğini hissediyor; ama öyle bir pozisyonda ki bu durumu düzeltmek için elinden bir şey gelebileceğine inanmıyor. Eziklik içinde, öfkeli, umutsuz ve çökkün olsun.

Kendiyle ilişki içinde olan kişi, kendi iç dünyasının sorumluluğunu alabilen kişidir. Bu kişi, "Ben eziklik, öfke hissediyorum; umutsuz ve çökkünüm," der ve kendi iç dünyasını bu gerçeklik içinde gözlemler. İç dünyasının bu durumunu gözlemleyip bu algıya varınca, hemen şu ikinci adım kendini gösterir: "İşyerindeki yöneticiler bu duyguları bu kadar güçlü bir biçimde bende neden yaratıyorlar? Sokakta herhangi biri bana onların davrandığı gibi davransa bende bu etkiyi uyandırmaz; ama, onların davranışı bende eziklik, öfke, umutsuzluk ve çökkünlük yaratıyor! Demek ki davranışın kendisi değil, o davranışı yapan kişi benim için önemli. Niçin?" sorusunu sorarak, kendi geçmişinden iş ortamına neler getirdiğini anlamaya yönelir. Bunun sonucunda geçmişinde anababa, amca-dayı, abla-abi, öğretmen gibi otorite durumunda bulunan kişilerle ilişkisinin tarihçesini gözden geçirerek bazı anlayışlara varabilir; veya varmayabilir. Ama, kendini gözlemeye ve niçin böyle hissettiğinin kökenini araştırmaya devam eder.

Bu bilinç içinde, örneğin evde eşine ve çocuklarına öfkeli davranmaz. Eşiyle mutlaka içinde bulunduğu durumu paylaşır ve kendini anlama araştırmasına bu en yakın dostunu da katar. Çocuklara 'eziklik, öfke, umutsuzluk ve çöküntüsünü' yansıtmamaya özen gösterir. Bu işte onların hiç bir suçu olmadığının bilincinde ilerde vicdan azabı çekmemek için onlarla sevecen bir ilişki içinde olmaya daha bir özen gösterir. Bu kişi, örneğin kendini sigara ve içkiye vermenin saçmalığını hemen görür ve böyle davrandığı takdirde savaşı baştan kaybettiğini bilir. Kendi yaşamının sorumluluğunun en sonunda kendi bilincinde yattığının farkındadır; gelişmiş olgun bir yetişkinin bütün içtenliğiyle bu sorumluluğu kabul etmek zorunda olduğunu bilir. Örneğin, ilişkilerinde kavgacı ve geçimsiz olma emareleri gördüğü zaman hemen bunun farkına varır; bu davranışının sorumluluğunu alarak dostlarından özür diler ve kendini anlama konusunda, evde eşinin yardımını istediği gibi, bilinçli bir tarzda seçtiği dostlarından yardım ister. Bu tutum onu dostlarından ayırma yerine, dostlarıyla daha fazla yakınlaştırır.
Kendini spora bilinçli olarak verir; ama, spor yapmanın sorunun çözümü olmadığını bilir. Kendini anlamanın ve bu anlayış içinde yaşamda yeni olanaklar yaratmanın önemini kavramıştır; ve hep bu arayış içinde olur. Bu arayış içinde olduğu için de kişisel bütünlük içinde gelişmesini sürekli kılar. Bu noktada kişisel bütünlük kavramı güçlü olarak kendini gösteriyor. Yaşamın etkili ve anlamlı olması için kişinin kişisel bütünlüğünü yitirmemesi gerekiyor. Bir önceki makalede yer alan, 'Kişinin kendi benliğiyle safça ilişki kurabilmesi o kişinin yaşamının anlamlı olmasının çok önemli bir yönünü oluşturuyor,' ifadesi bu gerçeği yansıtıyor. Önümüzdeki hafta biraz kişisel bütünlükten konuşalım diyorum. Önümüzdeki hafta buluşmak umuduyla.



Diğer yazıları için tıklayın



DC İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR

MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla