Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR







KENDİ BENLİĞİMİZLE SAFÇA BİR İLİŞKİ KURABİLMEK
Güncelleme: 21.09.2000

Daha önceki yazılarımı izleyen okuyucularımın bildiği gibi bu yaz Amerika'da değişik yörelerde bulundum. 'Dizüstü' anlamına gelen 'Laptop' adı verilen taşınabilen türden bilgisayarım, internet aracılığıyla dünyanın değişik yörelerindeki arkadaşlarımla sürekli ilişki içinde kalma olanağını sağladı.

Sevdiğim, yakın hissettiğim ve değer verdiğim bir dostumun İstanbul'da zor bir devre geçirdiğini biliyordum. Bir mektup yazdım ve onun seveceğini umduğum digital olarak çektiğim bir doğa resmi gönderdim. Temmuz 2000 sonlarına doğru bana yazdığı mektupta, "Sevgili Hocam," diyerek başlıyor ve şunları söylüyordu:
"Mail'in için teşekkür ederim. Kendimi özel ve değerli hissettim. İnsanın dayanacağı biri olması çok güzel bir şey. Galiba bütün yaşam kendi benliğimizle safça bir ilişki kurabilmekte düğümleniyor. Eğer bunu becerebilirsem kendime ne güçlü bir hediye vermiş olacağım. Zamanın hepimize taşıdığı anlar var. Fotoğraf bana, Amerika'ya ilk gidişimi, senin bu olaydaki vericiliğini, Grand Canyon'u, ayrıldığım eşimi hatırlattı. Şu an burnumun direği sızlıyor ve gözlerim yaşlı. Yaşamı bir bütün olarak, acısı ve tatlısıyla kabullenmek biraz zor."

Arkadaşım daha sonra üzerinde çalıştığı kitaptan ve o yaz yapacağı geziden söz ediyordu. Bu mektupta beni en çok etkileyen şu cümle oldu: "Galiba bütün yaşam kendi benliğimizle safça bir ilişki kurabilmekte düğümleniyor. Eğer bunu becerebilirsem kendime ne güçlü bir hediye vermiş olacağım."

Kendi Benliğimizle Safça Bir İlişki Kurabilmek
Ne demek "kendi benliğimizle safça bir ilişki kurabilmek?" Bu cümle üzerinde düşündüğüm zaman şunları görüyorum:
İnsanların kendi benlikleri diyebileceğimiz bir yönleri vardır;
İnsanlar kendi benlikleriyle ilişki kurabilirler veya kuramayabilirler;
Kendi benlikleriyle ilişki kurmanın birçok türleri vardır;
Bunlardan bir tanesi 'safça bir ilişki' kurabilmektir;
Kişinin kendi benliğiyle safça ilişki kurabilmesi o kişinin yaşamının anlamlı olmasının çok önemli bir yönünü oluşturuyor;
Kendi benliğiyle safça ilişki kurabilmek kendiliğinden olan bir olay değildir;
Kişinin bilinçli olarak bunu başarmak için gayret sarfetmesi, bunu 'becermeye' çalışması gerekmektedir.
Kişi kendi benliğiyle safça ilişki kurmayı başarabilirse, bu başarı onun kendine vereceği en önemli 'hediye'dir..

Sevgili okurlarım, yukarıda sıraladığım ifadelerden her birini teker teker ele alarak düşündüklerimi bir dizi makale olarak yazmak istiyorum. Bu yazımda, 'insanların kendi benlikleri diyebileceğimiz bir yönleri vardır' konusunu ele alacağım.

İnsanların Kendi Benlikleri Diyebileceğimiz Bir Yönleri Vardır
Şimdi bu yazıyı okumayı bırakın ve 30 saniye kadar gözlerinizi kapayın.
Gözlerinizi kapadığınız zaman tamamiyle bir boşluk mu hissettiniz, yoksa aklınıza düşünceler, duygular, izlenimler üşüştü mü? Eğer siz de diğerleri gibi normal bir insansanız gözlerinizi kapadığınız zaman bedeninizden gelen izlenimlerin, aklınıza gelen düşüncelerin, duyguların farkına vardınız. SAVAŞÇI kitabında Arif öğretmenle şöyle bir deneme yapıyorum: (s. 18)
- Arif Bey, kısa bir deneme yapmama izin verin.
- Nasıl bir deneme?
- Oturduğunuz yerde, gözlerinizi kapatarak yapacağınız bir deneme.
- Peki.
- Sandalyenizde rahat oturun ve gözlerinizi kapatın. Şimdi bedeninizin farkına varın. Ayak ucunuzdan tepenize kadar şöyle bir gözden geçirin. Gergin yerler var mı? Rahat hisseden yerlerin, rahatsız hisseden yerlerin, hamlamış, yorulmuş, ya da zinde, dinç kısımların farkına varın.
"Şimdi duygularınızı gözden geçirin. Şu anda ne gibi duygular içindesiniz? Heyecan mı hissediyorsunuz? Kaygınız var mı? Mutlu musunuz? İçinizde biraz rahatsızlık var mı? Sakin misiniz?"
"Şimdi düşüncelerinizi gözden geçirin: neler düşünüyorsunuz? …. Aklınızdan şu anda ne gibi düşünceler geçiyor. ….. Şimdi ve burada olan şeyleri mi düşünüyorsunuz, yoksa geçmişle, ya da gelecekle ilgili düşünceleriniz var mı? …… Sadece konuştuğumuz konuları mı düşünüyorsunuz, yoksa kişisel yaşamınızla, öğretmenliğinizle, veya yaşamınızın daha başka yönleriyle ilgili düşünceler geliyor mu?….."
Bu arada garson yandaki masaya su ve ayran getirdi ve ayrılırken bizim masaya sürtünerek geçti. Arif Bey'in gözlerini açmak ister bir hali vardı.
- Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz.
Garson gittikten sonra konuşmaya başladık.
- 'Ben kimim?' sorusuna 'Ben bedenimim' biçiminde cevap verebilir misiniz?
- Bedenim bir parçam ama, 'Ben kimim?' sorusunun cevabı olamaz.
- Gerçekten de olamaz. Siz küçükken, size yine 'Arif' diyorlardı. Size birçok çocukla birlikte çekilmiş bir resim gösterseler ve "sen hangisisin göster," deseler, kendinizi o grup içinde bulur gösterir ve "işte ben buyum," dersiniz. Halbuki çocukluk bedeninizle şimdiki Arif'in bedeni birbirinden çok farklı. Sizin bedeninizde milyarlarca hücre yenilendi. Ama, siz yine o çocuğun ve şimdiki Arif'in aynı insan olduğunu rahatlıkla ve kuşkusuz söyleyebilirsiniz.
- Evet, söyleyebilirim.
- Aynı düşünceyi duygularınız ve düşünceleriniz için de söyleyebilir miyiz?
- Yani, 'Ben duygularım değilim!' anlamında mı?
- Evet, o anlamda.
- Tabii, söyleyebiliriz. Ben düşüncelerim değilim, ve duygularım da değilim.
- Bilimsel psikoloji uzun yıllar, bilincin kendisiyle bilincin içeriği arasında bir ayırım yapamadı. Bilinç farkında olan, bilincin içeriği ise farkında olunan şeydir. İkisi aynı şey değildir. Algılayan, gözlemleyen bilinçtir. Algılanan, gözlemlenen ise bilincin içeriğini oluşturur.
"Gözünüzü kapattığınızda bedeninizi, duygularınızı, düşüncelerinizi gözlediniz. Gözleyen sizin bilincinizdi, bedeniniz, duygu ve düşüncelerinizle ilgili algılamalarınız ise içerikti."
- Evet, bunu anlayabiliyorum ama, bütün bu konuştuklarımızın 'Ben kimim?' sorusuyla ilgisi ne?
- Bakın size bir öykü anlatayım. Belki o zaman konuştuğumuz şeylerle sorunun ilişkisini daha iyi anlarsınız:

Devamı



Diğer yazıları için tıklayın



DC İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR

MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla