Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





 


Sorular / Cevaplar                      Güncelleme: 14.12.2000

SORU 86: Ne kendimle ne de çevremle iletişim kuramıyorum.Her zaman sessiz ve yalnızım eskiden hiç kimse yoktu şimdi birtek nişanlım var. Fakat yanımda bir tek bunun olması bana kesinlikle yetmiyor. Eskiden yalnızlık benim tercihim derdim fakat ozamanlar bile değildi.Toplum içerisine girmekte hep zorluk çekiyorum insanlardan korkuyorum

CEVAP 86: Sevgili okurum, soru 82'yi yanıtlarken tavsiye ettiğim kitapları sizin de okumanızı öneririm. Size ilaveten Yeniden İnsan İnsana adlı kitabımı okumanızı da öneriyorum. Yaşamda hiçbir şey tesadüfen olmuyor; toplum içine girmekte zorluk çekmeniz rastlantı değil. Kitapları okuduktan sonra ulaştığınız içgörüyü benimle paylaşırsanız sevinirim..

SORU 87: Sevgili Doğan Amca, Ben 16 yaşındayım.Lise 2 öğrencisiyim. Geleceğimi yönlendirme konusunda çok düşündüm, kesinlikle eminim ki ben psikoterapist olmak istiyorum. Yapabileceğim ve yapmak istediğim tam olarak bu! Türkiye'de terapistlik adına bir bölüm yok. Ben yurtiçi ve ya yurtdışında bu işi yapabileceğime inanıyorum. Fakat psikoloji(üniversitede) eğitimiyle Türkiye'de ya da yurtdışında, yasal ve pratik olarak terapist olabileceğim konusunda endişeliyim! Bu konuda LÜTFEN bana yardım edin! Bu doğrultuda okulumda bir bölüm seçmem gerekiyor perşembeye kadar. Bana perşembeye kadar bir e-posta atamaz mısınız? LÜTFEN! Sadece olabilirsin ya da olamazsın,tıp okuman gerekir deyin,yeterli!LÜTFEN! Teşekkür ederim! Sizi çok seviyorum!

CEVAP 87:
Bu sorular ayrı türden sorular; bireysel gelişime yönelik, insanı anlamaya yönelik sorular değil, felsefi derinliği yok, pratik uygulamaya yönelik ve sadece soran kişiyi ilgilendiren sorular. Ama, okurlarımın birçoğu böyle bir soruyu kafasından geçiriyor olabilir diye, kısaca cevaplamayı yeğliyorum. Sevgili okurum şöyle bir yol izlemeni salık veririm:
1- Psikoterapist olmak istiyorsan, en azından üç psikoterapistle ayrı ayrı zamanlarda konuş, onlarla bir mülâkat yap. Onlar hayatlarından memnun mu, niçin? Bu soruların cevaplarını al.
2- Eğer psikoterapist olmaya karar verirsen, o zaman, bu ülkenin ve kendi ailenin olanaklarını araştır: Hangi üniversiteler psikoloji bölümü bulunduruyor ve buralardan mezun olduğun zaman lisansüstü ne gibi olanaklar var; kendi aile olanaklarınla bunları karşılayabilir misin?
3- Türkiye'de lisans eğitimi görebiliyorsan, lisans eğitimini Türkiye'de yapmanı salık veririm. Lisansüstü için yurtdışına gitmek daha verimli olur.
4- Aile dışında burs olanakları sağlamak için yurtiçi ve yurtdışı kaynakları incelemeye başlaman gerek. Ayrıca, sen ve senin gibi meslek seçimi ve özellikle terapistlik konusunda soruları olan kişilere 63. ve 66. soruları ve cevapları da okumalarını öneririm. Umarım gönlünden geçen mesleği seçer, anlamlı ve coşkulu bir yaşam yaşarsın.

SORU 88: hocam,sorum 7 yaşındaki oğlumla ilgili.onu 6 yaşında anasınıfa verdim.çünkü çok çekingen olduğunu görüyordum.bu sene zorlanır diye düşünmüştüm.hakikaten çok faydası oldu.ama, geçen sene sorumluluklarının da bilincinde olmadığını gördüm.öğretmeniyle konuştum.çok üstüne düşme nefret ettirme dedi,istediği kadar ödev yaptı.fakat ödevini ben hadi demeden yapmıyor,onu bıraktığımdada başka şeylerle ilgileniyordu vede tam olarak yapmak istemiyordu.acaba benmi çok şey bekliyorum.fakat derslerle arası kötü değildi.(geçen sene 9 veya 8 alıyordu sınavlarından).yine aynı şekilde başladık. bu durum yani benim sürekli takipçi olma durumum sanırım normaldir.ama ona nasıl bunu kendisinin düşünmesini ve hemen sıkıldığında bundan zevk almasını nasıl öğreteceğim.ben şimdiden onun geleceğinde böyle giderse karşılaşacağı zorlukları düşünüyorum.bu sıkılma halinide ne diyerek başka bir ruh haline çevirebilirim.açıkçası titizlenirken yalnış birşey yaparımda onun soğumasına neden olurum diye korkuyorum. Birde yaptığı başarılı işlerde onu neyle ödüllendirmem doğru olur. şimdilik bu kadar. çok teşekkür ederim.

CEVAP 88: : Bu soruda birçok boyutlar var, sırasıyla ele alalım:
1- Oğlumun sıkılgan olduğunu gördüm ve yardımcı olur diye anaokuluna verdim ve gerçekten faydası oldu: Oğlunuzu gözlemeniz ve onun yetişmesinde aktif olarak yardımcı olmanız iyi bir anne olmak istediğinizi gösteriyor. Anaokulu gerçekten yararlı olur. Ama, şu soruyu sormuyorsunuz: Bu çocuk niçin utangaç? Bu çocuğun utangaç olmasında anne ve babanın rolü var mı? Bu sorunun cevabını bilmez iseniz, sadece anaokulu ile sorunu çözemezsiniz.
2- Çocuğun üstüne düşmeyince ödevini yapmıyor, sorumluluklarının bilincinde değil, acaba ben mi çok şey bekliyorum? Evet, siz çok şey bekliyorsunuz; çocukluk devresinde oyun çocuğun gelişmesi için en önemli olan şey; eğer ders yapmayı, ödev yapmayı oyundan daha önemli hale getirirseniz, çocuğun gelişmesi aksar. Lütfen bunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Çocuğa sorumluluk duygusunu ders çalışma ve ödev yapma gibi suni ortamlarda değil, oyuncaklarını toplama, yemekten sonra tabak ve bardağını mutfağa taşıma, arkadaşlarına verdiği sözü tutma gibi doğal ortamlarda geliştirmeye özen gösterin.
3- Bir de yaptığı başarılı işlerde onu neyle ödüllendirmem doğru olur? İşin kendisi ödül olsun, ayrıca onu dışarıdan ödüllendirmeye kalkmayın. Sizin ödülünüz sürekli beş varoluş boyutu içinde, onun özüyle olan ilişkilerinizde kendini göstersin. Beş varoluş boyutunu bir dizi makale halinde yeniden ele alıyorum; aynı zamanda benim BRT'deki tv programında da izleyebilirsiniz (Her pazar sabahı saat 10:30'da canlı; cuma gece yarısından sonra tekrar). 'İşin kendi ödül olsun' sözü de, iç ödül ve dış ödül konusunu gündeme getiriyor. O konuda da, benim İnsan ve Davranışı kitabının ilgili bölümlerinden (Güdülenme ve Gelişim bölümleri) temel bilgiler alabilirsiniz. Son söyleyeceğim, çocuğun gelişimiyle ilgilenirken sürekli onu denetleyen ve belirli sonuçları elde etmesini ona empoze eden bir kişi durumuna düşmeyin. Onun kendi yeteneklerini kendi isteğiyle geliştirmesi için olanaklar yaratmaya özen gösterin. Aksi halde, fayda yerine zarar getirir; bağımlı ve mutsuz bir çocuk yaratırsınız.

SORU 89: merhaba dogan bey size daha oncede mail atmıstım ama bi yanıt alamadım umarım bu sefer iletisim kurabiliriz. dogan bey ben 22 yasındayım.psikoloji ile ilgileniyorum.sizin kitaplarınız da olmak uzere fromm,freud, ve engin genctan ın kitaplarını okudum.ben kendimi analiz uzerine gelistirmek istiyorum.bana onerecebileceginiz kitapları okumak isterim. tesekkurler sevgi ile kalın

CEVAP 89: Sevgili okurum, bilinçli bir seçme ve okuma içinde olduğunuz belli oluyor. Bu bilinç içinde kitaplara ulaşmaya devam edebilirsiniz. Size önerim, şu anda, Sistem Yayıncılık'ın oluşturduğu "Geliştiren Kitaplar Dizisi" olabilir. Bu diziden çıkan kitapları ilginç ve yararlı bulacağınızı sanıyorum. İyi okumalar ve coşkulu bir yaşam diliyorum.

SORU 90: hocam,merhaba.ben size oğlumla ilgili bir soru sormuştum.fakat şimdi sizinle esas problemimi konuşmak istiyorum.bu sorun eşimle ilgili.7 yıllık evliyim. ben 27, eşim 32 yaşında. kendisi tanıdığımız bir ailenin oğluydu. sorun ikimizin de farklı yapılarda olması. hoş zaten kimse aynı olamaz. demek istediğim, onun benimle hiç konuşmayı istememesi,benimlehiçbirşey paylaşmayışı, benimle naber tarzının dışında ilgilenmeyişi, bana arkadaş yoldaş olmayışı,beni bir müddetten sonra,yine yalnızlığa, çaresizliğe, bunalıma sürüklüyor.5.yılımızda çok büyük kavgalarımız oldu, 3ay ayrıldık. ben boşanmayı düşünmüştüm. fakat geri geldi,daha iyi olacağına dair vaatler verdi, bende yeniden birleştim.2 yıldır,yine kavgalarımız oluyor.oğlum bu arada 1.sınıfa başladı.bazen bunlar üzülecek şeyler değil,ne kötü durumda olan insanlar var diye düşünüyorum,bazen de yüreğimi teselli edecek birşey bulamıyorum.evin içinde 2yabancıyız. Yanyana oturmaktan hoşlanmaz,uzak otururuz,ama çoğunlukla ,o ya bilgisayar başında ya kitap okur veya tv seyreder.aynı ortamda oturduğumuz nadir.ben nereye gelsem o başka yere gidiyor.gelmedimmi zaten ilgilenmez.kısırdöngü gibi birşey.birşey sorduğumda alaycı konuşur,veya kısa kes ben anladım der.insan onun yanında kendini huzursuz hissediyor.ben sizce çok şey mi istiyorum. Azıcık sevgi ilgi saygı benim hakkım değil mi sizce. bazen geceler o kadar boş ve yalnız geçiyorki... sadece bir dost arıyorum. samimi bir dost. oysa o benim konuşmak isteyişimi bile anlamıyor. ne varmış ki oda eksik olsun diyor. yani manevi yönden bomboş bir evlilik.yıllarımı geri alabilseydim asla evlenmezdim. şimdi oğlum var. Şu an tamamen onunla ilgileniyorum. Mezun olduktan sonra.master yapmak en büyük hayalimdi. Birşeylerle meşgul olmak beni mutlu ediyor,fakat buna eşim izin vermiyor. herşeyi yaparsın, kursa git diyor ama böyle (içinde mecburiyet olan şeye) izin yok.neyse kısaca özetlemem bu kadar oldu. sevginin saygının ve ilginin olduğu bir dünya ümidiyle...

CEVAP 90: : İçinde bulunduğunuz durumu gayet iyi özetlemişsiniz. Beraber yaşayan iki insanın yalnızlığı. Neden böyle oluyor? Bu konuda yalnız bir tarafı - yani, kocayı veya kadını - suçlamak gerçekçi olamaz. Aslında suçlanacak hiç kimse yok. Yaşam içinde kişilerin kendilerini var ediş tarzları farklılaşıyor. Kocanızla tanıştığınızda onu tanıdınız mı? Kocanızla tanıştığınızda kendinizi tanıyor muydunuz? Erkeklerin ve kadınların iletişim kuruş tarzları pek çok boyutta farklıdır; bu boyutların farkında mıydınız? İlişkilerinizde şimdi birbirinizi nasıl var ediyorsunuz? Aksayan tüm şeyler aslında bu sorunun cevabında saklı: Birbirinizi nasıl var ediyorsunuz? Sizin yazınızı okuduğum zaman edindiğim güçlü bir izlenim, bu durumdan onu suçlar bir tavır içinde olmanız. Emin olun eşiniz de yalnızlık çekiyor, ama, ne yapacağını bilmiyor; sanırım o da kendini suçlu hissediyor, ama, savunucu bir tavır içinde bunu kabul etmekte direniyor. İkinizin birlikte terapiye gitmesi en iyi çözüm. Bu gerçekleşemez ise, ikinizin birlikte aşağıda önereceğim kitapları okuyup beraberce tartışması ikinci en iyi çözüm. Eğer bu da gerçekleşemez ise, sizin kendinizin terapiye gitmesi ve kitap okuması ve şimdiden, henüz gençken anlamlı ve coşkulu bir yaşam için karar verme süreci içine girmesi gerekir. Kitaplar:
1- Yeniden insan insana
2- Kadınlar Venüsten, Erkekler Marstan
3- İçimizdeki Çocuk
4- İyi Düşün Doğru Karar Ver
5- İçimizdeki Biz
6- Savaşçı

Önemli bir sürecin içindesiniz, iç dünyanızı paylaşabileceğiniz birkaç dost edinmenizde fayda var. Size başarılar diliyorum.

Önceki Cevaplar
 


DC İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR

MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla