Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR







Alıntı


'Mış Gibi Bir Yaşam'

Hemen sağımda, kahvehanenin dışında, orta yaşlı bir çift oturuyordu. Birbirlerine hiç bakmıyorlar, hiç konuşmuyorlardı; ikisi de fiziksel olarak orada idi, ama aralarında ilişki yoktu. Birbirlerine söyleyecek sözleri kalmamış gibiydi.

Gözlemimi Arif Bey'e söyledim.
- Hocam, bu çok yaygın. Yalnızca iki kişiye ait değil; benzerlerine her yerde rastlamak mümkün.
- Evet, ben de görüyorum. İki rol birbiri ile ilişki içinde. İki rol birbiri ile ilişki içinde olunca, kişinin özü geri plana itilir. Böyle bir düşünüş biçimindeki kişi sürekli iyi rol oynama kaygısı içindedir: Bana iyi baba desinler, bana iyi anne desinler, bana iyi evlat desinler, bana iyi öğretmen desinler kaygısı vardır. "Başkası bana ne der acaba?" kaygısıdır bu. "Beni takdir edecekler mi?","Bana aferin diyecekler mi?","Beni alkışlayacaklar mı?" Bu tür bir kaygı içinde hareket eden kişi de bir var olma tarzı içindedir ama sergilediği varoluş, gerçek anlamda kendisi değildir. Ben bu tür yaşama "mış gibi yaşam" adını veriyorum.

'Mış gibi yaşam' içinde olanlar kendi varoluşlarını yaşamıyorlar; başkalarının beklentilerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. İşte sürekli hapishanede olanlar veya bir başka deyişle uykuda olanlar bunlar. Ama hapishanede olduklarının farkında bile değiller.

Yanımızdan geçen garsondan bir adaçayı istedim. Garson Arif Bey'e 'siz de bir şey istiyor musunuz?' dercesine baktı. Arif Bey, "Ben bir şey istemiyorum," dedi. Konuşmama devam ettim:

- Hapishanede yaşayanların içine düştükleri bir temel çatışma vardır. Bu temel çatışma hepimizin içinde var. Sizin içinizde de, benim içimde de var. Şu çevrede gördüğünüz herkesin içinde var. - Nedir bu temel çatışma, Doğan Bey? - Temel çatışma şudur: Her bir insan, her bir hayvan, her bir bitkinin doğuştan getirdiği tek bir amacı vardır: "kendini olduğu gibi gerçekleştirmek". Şu ağaç, kendisi olabilmek için yıllarını verdi ve başka hiçbir şey değil, ama sadece bu ağaç olmak üzere büyüdü, gelişti, serpildi.

Demin "gak" diyerek uçan karganın yaşamının temel amacı tamamen kendisi yani bir karga olmaktır. Karga kedi olmaya çalışmaz, kedi insan olmaya çalışmaz. Doğada, insanlar hariç tüm yaratıklar, bedenleriyle, davranışlarıyla, sağlıklarıyla, gelişimleriyle tüm yaşam sürecleriyle kendilerini gerçekleştirmek üzere yaşarlar. İnsanoğlu dışında tüm yaratıklar kendilerini gerçekleştirmeyi, doğal ortamlarında kaldıkları sürece, başarıyla tamamlarlar.
- Yani, müdahale edilmediği takdirde kuş kuşluğunu bulur ve yaşar; kaplumbağa kaplumbağalığını gerçekleştirir ve kaplumbağa olarak yaşar. Bunu mu demek istiyorsunuz?
- Evet, doğal ortamları içinde yaşayan bitkiler ve hayvanlar için bunu demek istiyorum.
- Doğal ortamı içinde olmayan bitki ve hayvan var mı?
- Hiç hayvanat bahçesine gittiniz mi?
- Evet, gittim.
- Kafese konmuş hayvanları gözlediniz mi?
- Evet, gözledim. Ne demek istediğinizi anlıyorum. Kafesteki bir aslanı gördüğüm zaman ne kadar içimin burkulduğunu hatırlıyorum. Zavallı o kafeste kendisi, yani aslan olamıyordu; ve onun kafesindeki çaresiz gezinişi beni çok üzmüştü.

Garson adaçayımı getirdi. Teşekkür ettim. "Afiyet olsun," dedi ve başkalarına hizmet etmek üzere oradan süratle ayrıldı. Konuşmama devam ettim.

- Hiç bonzai ağacı gördün mü?
- Şu Japonların yetiştirdiği bodur ağacı demek istiyorsunuz.
- Evet, o ağaçları.
- O ağaçlar hakkında pek bir bilgim yok.
- Benim de yok. Bildiğim şu ki, o ağaçlar fidanken sistematik bir şekilde budanıyor ve bu özel budanma biçimi içinde biçimlerini koruyorlar ama gelişip dallanıp budaklanıp ulu bir ağaç olamıyorlar.
- Biz insanlar kafese konmuş aslan ya da budanan ağaç gibi miyiz?
- 'Mış gibi bir yaşam' içinde olanlar için evet.
- Peki ben 'mış gibi bir hayat' içinde miyim?
- Bu soruya sen kendin daha iyi bir cevap verebilirsin.
- Sanırım 'mış gibi bir hayat'ım olmamasına direnmeye başlıyorum.
- Onun için benimle konuşmak istediniz. 'Arif Okurer' olmayı gerçekleştirmek üzere bir karar aldınız. Dış güçler sizi budamak üzere ellerine makasları aldılar ve yavaş yavaş sizin gelişmeye başlayan Arif'liğinizi budamaya başladılar.
- Bu tür budanıyor olmanın farkına varmak beni rahatsız ediyor, Doğan Bey. İçimde kabaran öfkenin farkına varmaya başlıyorum.
- Savaşçı olmadığınız için, sıradan bir insan olarak bu duruma tepkide bulunuyorsunuz.
- Bu savaşçı tutumtun merak etmeye başladım. Savaşçı öfkelenmez mi? Savaşçı tutumundan ne zaman söz etmeye başlayacaksınız?
- Biliyorsunuz, sizinle konuşmamızın amacı savaşçı tutumunu tanıtmak, irdelemek ve eğer irademiz ve bilincimiz elveriyorsa, bir savaşçı olmanın yolunu tutmak. Ama henüz anlam arayışının önemini ve insanın uyanışının temel süreçlerini bitirmiş değiliz.

Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin Savaşçı, s.41-43


Önceki



DC İLE İLETİŞİM DÜNYASI

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN

BASAMAK TAŞLARI

CEVAPLAR

ALINTILAR

MAKALELERİ

BİBLİYOGRAFYA

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla