Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




CY Editörü'nden

CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİ                      Güncelleme: 15.09.2000

Anatomik cinsiyet, döllenme sırasında, erkek ve kadın yumurtalarından gelen cins kromozomları ile belirlenir. Yani, doğduğumuz anda erkek veya kadın cinsel organlarımız vardır. İçinde yetiştiğimiz toplumsal ortamda, insanlar bize erkek ya da kız çocuk olmamıza göre farklı davranır, farklı giysiler, oyuncaklar alır, bizden de farklı davranışlar bekler. Örneğin kız çocukların duygu ifadeleri özendirilirken, erkek çocukların bazı duyguları, ağlamaları bile hoş karşılanmaz. Toplumsal kadın ve erkek rollerini, modellerini çocukluğumuzdan itibaren çevremizden öğreniriz. Yaşamın ilk üç yılı içinde, bedensel ve çevresel etkilerin bütünü ile cinsel kimlik duygumuz gelişir.

Toplumsal kadın ve erkek rollerini, modellerini çocukluğumuzdan itibaren çevremizden öğreniriz.

Cinsel kimlik, doğuştan belirlenen anatomik cinsiyetten farklı olarak, kişinin kendisini hangi cinsiyetle özdeşleştirdiğine ilişkin öznel bir durumdur. Burada, anatomik cinsiyetimiz ne olursa olsun, psikolojik olarak kendimizi hangi cinsiyete ait hissettiğimiz önemlidir. Cinsel kimlik, büyük bir çoğunluk için anatomik cinsiyetle uyumlu gelişir.

Transseksüalite cinsel kimlik bozukluğu demektir.
Kişinin kendisini anatomik cinsiyetine uymayan cinsiyete ait hissetmesi, var olan cinsel organlarını reddetmesi, cinsel kimliğine uygun cinsin tutum, davranış ve rollerini benimsememesi durumunda, cinsel kimlik bozukluğundan, transseksüaliteden bahsederiz. Bu kişiler erkek bedeninde, kendilerini kadın olarak hisseder, erkek cinsel organlarından utanır, toplumda erkek kimliği, giysileri, ismi, rolleri ile bulunmayı istemez. Toplumsal hayatta kadın rollerini benimser. Kendilerini kadın kabul ettikleri için, cinsel yaşamlarında bir kadın olarak bir erkekle birlikte olmak isterler. Ya da kadın bedeninde, kendilerini erkek olarak hisseder, kadınlara özgü bedensel işlevlerinden utanır, toplumda erkek kimliğiyle bulunmak ve cinsel yaşamlarında bir kadın olmasını isterler. Bu durumda uzun süreli psikoterapi ve cinsiyet değiştirme ameliyatı gerekecektir.

Cinsel gelişimimizin cinsel kimlikten sonraki aşaması, cinsel yönelimin ortaya çıkmasıdır. Ergenlik dönemlerinden itibaren, karşı cinsten kişilere, kendi cinsimizden kişilere ya da her iki cinsten kişilere cinsel ilgi ve istek duyduğumuzu fark ederiz. Erişkin yaşamımızda da cinsel yönelimimize uygun cinsten kişiler ile cinsel ilişkilere gireriz.

Bir bireyin cinsel kimliği, cinsel yönelimi ve cinsel yaşamı, yalnızca kendisini ve cinsel eşini ilgilendiren öznel bir durumdur.


En yaygın olan durum, karşı cinsten kişileri cinsel eş olarak seçmemizdir. Buna karşıt cinsel =heteroseksüel yönelim diyoruz.

Daha az sayıda kişi ise, kendi cinsinden kişilere karşı cinsel ilgi ve istek duyar. Bu kişilerin de cinsel kimlikleri, anatomik cinsiyetleriyle uyumludur. Yani erkek bedeninde, kendilerini erkek olarak hisseder ve cinsel eş olarak bir başka erkeği isterler. Ya da kadın bedeninde, kendilerini kadın cinsine ait hisseder ve bir başka kadınla cinsel ilişki kurmayı isterler. Bu durumda da eşcinsel=homoseksüel cinsel yönelimden söz ediyoruz.

Başka bir bölümümüz de, hem karşı cinsten, hem kendi cinsinden kişilere cinsel ilgi ve istek duyabilir, her iki cinsiyetten kişilerle de cinsel ilişki kurmayı isteyebilir. O zaman da biseksüel cinsel yönelimden söz ediyoruz.

Cinsel yönelimlerimiz farklı olabilir, bunların hiçbiri hastalık ya da bozukluk kabul edilmiyor. Ancak, toplumda cinsellikle ilgili hemen her alanda bilgisizlik ve yanlış inanışlar yaygındır. Cinsellikle ilgili değer yargıları, toplumda yaygın olanı "normal" kabul etme ve azınlıkta kalanı dışlama eğilimi taşır. Toplumda, heteroseksüel yönelim, karşı cinsten eş seçimi yaygın olduğu için de, eşcinsel yönelim kişide kaygı yaratır. Ayrıca kişi aile, okul, iş ve sosyal çevresinde sorunlar yaşayabilir, dışlanma nedeniyle çeşitli kayıpları olabilir. Oysa, bir bireyin cinsel kimliği, cinsel yönelimi ve cinsel yaşamı, yalnızca kendisini ve cinsel eşini ilgilendiren öznel bir durumdur. Toplumsal kimliğini, sosyal ilişkilerini ve mesleki başarısını doğrudan doğruya etkilemez.

Bu temel gelişim aşamalarından sonra, kendi cinselliğimizi nasıl yaşayacağımıza, nasıl bir cinsel yaşamımız olacağına, hangi kişileri cinsel eş olarak seçeceğimize de karar verebiliriz.

Dr. Nesrin Yetkin
Diğer yazıları için tıklayın

CİNSEL YAŞAM

CY EDİTÖRÜ'NDEN


CİNSEL SAĞLIK
KURULUŞLARI


LİNKLER

CİNSEL
YASALAR
YASAKLAR


SORULARINIZIN
CEVAPLARI


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin