Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




CY Editörü'nden Güncelleme: 15. 03. 2002

Cinsel birleşme olamıyorsa - 2

Birçok kişi için, cinsel birleşme, cinselliğin en önemli parçası. Bu nedenle, hemen herkes, cinsel birleşmeyi engelleyen cinsel işlev bozukluklarını daha fazla önemser ve daha sık yardım arar. Herhangi bir nedenle cinsel birleşme olamıyorsa, çiftin bu durumu nasıl algıladığı da, eşlerin soruna ve birbirlerine nasıl davrandıkları da bir o kadar önemlidir. Durumun çift dışındaki kişiler tarafından bilinmesi ise, genellikle sorunu daha da karmaşıklaştırır.

Yaşadığımız bir cinsel sorunu nasıl algıladığımızı belirleyen çok sayıda değişken sayılabilir. Cinsel sorunla karşılaşmadan önceki cinsel bilgi düzeyimiz, cinsel deneyimlerimiz ve belki en çok da cinselliğe karşı tutumumuz önemlidir. Cinselliğe geniş bir açıdan bakıyorsak, cinselliği iki insan arasındaki keyifli bir iletişim olarak görüyorsak, insanların bazen cinsel yaşamlarında sorunlarla karşılaştıklarını biliyorsak, bu durumu eşimizle birlikte aşabileceğimizi düşünüyorsak, kendimize, eşimize ve ilişkimize güveniyorsak, işimiz daha kolay olacaktır.

Cinselliğe yaklaşımımız dar ve tutucu ise, cinselliği cinsel birleşmeden ibaret mekanik bir olay olarak görüyorsak, cinselliğe ilişkin bilgilerimiz yanlış ya da yetersizse, bu sorunun yalnızca bizim başımıza gelen bir felâket olduğunu ya da eşimizin bizi sevmediği, istemediği anlamına geldiğini düşünüyorsak, durumdan yalnızca eşimizi sorumlu tutuyorsak, sorunun çözümü zorlaşacaktır.

Elbette yaşadığımız çevrenin özellikleri de bizim cinsel sorun karşısında yaşadığımız güçlükleri etkileyecektir. Eğer tutucu bir aileden geliyorsak, ya da eşimizin ailesi tutucuysa, örneğin evliliğin ilk gecesinde çarşaf görme geleneği hâlâ sürdürülüyorsa, cinsel birleşme olamadığında, çiftin işi iyice zordur. Bazı çiftler böyle durumlarda, örneğin parmaklarını keserek, çarşaf aşamasını atlatabilir. Bütün ailenin cinsel yaşamda bir sorun ortaya çıktığını öğrenmesi, genellikle durumun ağırlaşmasına, karşılıklı yersiz suçlama ve savunmalarla, cinsel sorunun evlilik veya aile sorununa genişlemesine neden olur.

Ailenin bazı bireylerinin cinsel sorunu bilmesi, nadiren profesyonel yardımı hızlandırabilmekle birlikte, sıklıkla sorunu genişleterek çözümü güçleştirir.

Cinsel sorunlar konusunda bazı şeyleri bilmenin bize yararı olacaktır. İnsanların cinsel yaşamında bazen sorunlar olabilir, bunların bazıları da cinsel birleşmeyi engeller. Bu herkesin başına gelebilecek bir durumdur. Hiç kimse isteyerek cinsel sorun yaşamaz. Cinsel işlev bozukluğu, kimsenin suçu değildir.

Birine karşı duyduğumuz sevgi, onunla cinsel yaşamımızın sorunsuz olacağı konusunda bir garanti oluşturmaz. Aynı şekilde sevginin olmaması, cinsel sorun yaratacak diye de bir şey yoktur.

Erkeklerdeki sertleşme ve erken boşalma bozuklukları ve kadınlardaki vajinismus durumu, cinsel birleşmeyi engeller. Bu cinsel işlev bozuklukları, daha karmaşık bir şekilde birlikte de bulunabilir. Cinsel ilişkiye iki kişi arasında bir iletişim olarak baktığımızda, bir eşteki bir durumun diğerinin cinsel yanıtını da kaçınılmaz olarak etkileyeceğini de anlayabiliriz. Cinsel işlev bozukluğu ne olursa olsun, bir eşin değil, çiftin sorunudur. Yalnızca bir eşte cinsel işlev bozukluğu olan durumlarda bile, aynı sorunun bir başka cinsel eşle de ortaya çıkıp çıkmayacağının bilinemeyeceğini unutmamalıyız.

Cinsel sorunun varlığından da çözümünden de eşler birlikte sorumludurlar.

Hiçbir erkek isteyerek sertleşme olmamasını ya da girişten önce boşalmayı sağlamaz ve sadece isteyerek de bu sorunları ortadan kaldıramaz. Vajinismus olan kadınlar, cinsel organlarının girişindeki kasılmayı isteyerek yapmazlar ve isteyerek geçiremezler. Cinsel işlev bozuklukları, isteyerek edinilen özellikler değil, hiç istemeden başa gelen durumlardır.

Cinsel sorun, eşler arasında bir savaş nedeni değil, eşlerin birlikte savaşacakları bir durum olmalıdır.



Diğer yazıları için tıklayın


CİNSEL YAŞAM

CY EDİTÖRÜ'NDEN


CİNSEL SAĞLIK
KURULUŞLARI


LİNKLER

CİNSEL
YASALAR
YASAKLAR


SORULARINIZIN
CEVAPLARI


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla