Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




CY Editörü'nden                            Güncelleme: 07.09.2001

Penis

Erkeklerin idrar ve üreme yollarının dışarıya açılmasını ve cinsel işlevi sağlayan organıdır. Anatomik olarak penis, baş, gövde ve taban bölümlerinden oluşan kemiksiz bir organdır.

Penisin dışını çevreleyen deri, ince, duyarlı ve esnektir. Bu gevşek deriyle kaplı olan penisin büyük kısmı, süngersi doku ve kan damarları şebekesinden oluşur. Cinsel uyarılma sırasında, bu dokuların kanla dolması sonucunda, penis büyür ve sertleşir. Penisin içinde uzanan üretra dediğimiz kanal, hem üreme hem idrar yollarının boşaltım kanalıdır ve penis başında ufak bir delikle dışarı açılır.

Diğer bütün organlar gibi penis de kişiden kişiye farklılık gösteren boy ve biçimde olabilir. Genellikle gevşek haldeyken 5-9 cm., sertleşmiş haldeyken 10-18 cm boyundadır. Renk ve biçiminde de değişiklikler olabilir, sağa veya sola hafif eğrilikler gösterebilir.

Penis belki de üzerinde en çok durulan ve en fazla önemsenen organdır. Oysa her organ gibi penisin de bir takım işlevleri vardır, bu işlevler aracılığıyla kişiye zevk verebilir; çeşitli sorun ve rahatsızlıklara da neden olabilir.

Ama hiçbir anatomik veya fizyolojik sorunu olmadan, kişide kaygı yaratan tek organ kuşkusuz penistir.

Hemen her erkek yaşamının bir döneminde penisinin boyu veya işlevi ile ilgili kaygılar yaşar. Gerçekte küçük penis olguları çok azdır, ama erkekler daima başkalarının penislerinin kendilerininkinden büyük olduğunu ve bunun ulaşılması gereken bir şey olduğunu düşünür. 'Penisim küçük' kaygısı yaşayan erkeklerin büyük çoğunluğunun penisi normal boyda veya daha büyüktür.

Penisin sağa veya sola eğriliği de, abartılı ve boşaltım işlevini engelleyecek boyutta olmadığı sürece normaldir. Ama birçok kişi bu eğriliğin kendisine özgü bir sorun olduğunu düşünerek kaygılanır. Bütün bu kaygılar, sertleşmiş durumdaki penisin, erkeklik gücünün göstergesi kabul edilmesinden kaynaklanır.

Eski Yunan mitolojisinde, tanrısal bir yaratık olan Priapos´un kısa ve çarpık bir bedeni ve neredeyse boyuna yakın ve yukarıya doğru kalkık duran bir penisi vardır. Priapos, bağları, bahçeleri korur ve bereketi simgelerdi. Efsaneye göre, güzelliği ile ünlü tanrıça Afrodit, tanrı Zeus ile sevişmesinden doğan bu çirkin bebeği kimselere göstermemek için, kırlara terk eder, Priapos'u çobanlar bulup büyütür ve erkekliğine tapınır olurlar. Böylece sertleşmiş ve büyük penis efsanesi yüzyıllardır etkisini sürdürmüş, penis hep erkeklik gücü ve bereket simgesi olarak önemsenmiştir.

Oysa bugünkü fizyolojik bilgilerimiz, penisin boyu ile işlevi ve üreme yeteneği arasında hiçbir bağlantı olmadığını açıkça göstermektedir. Penisin boyu ve biçimi ne olursa olsun, cinsel istek ve uyarılma olduğunda, herhangi bir kaygı bu tepkiyi engellemezse, penis refleks olarak sertleşme ve büyüme yanıtı verir. Üreme yeteneği ise bedende sperm üretilmesi süreci ile, spermlerin yapısı, sayısı ve hareketliliği ile bağlantılıdır, penisin buradaki tek işlevi spermlerin dışarı taşındığı üretra denilen kanalın içinden geçiyor olmasıdır. Üstelik tıp dünyasında, penisin sürekli ve ağrılı ereksiyonu (sertleşmesi) olan ve cerrahi müdahale ile düzeltilebilen bir bozukluğa, Priapos´un penis biçiminden ve adından esinlenerek, Priapismus adı verilmiştir.

Ancak bütün bu bilgiler, kişilerin gözünde penisin gerçek dışı önemini hiç de azaltmamıştır. Aslında bu aşırı önemseme, bir çok kişinin cinsel işlev bozukluğunun altında yatan nedeni oluşturur. Çünkü penisin sertleşme refleksini bozan en önemli nedenlerden biri, penisin sertleşip sertleşmeyeceği konusundaki kaygılardır.


Penis, boyu ve biçimi ne olursa olsun, cinsel uyaranlara duyarlı bir organdır ve kişiye cinsel haz vermesi için sertleşmiş durumda olması bile zorunlu değildir. Cinsellikle ilgili mitlerin etkisinden ne kadar uzaklaşır ve güçle ilgili yersiz kaygılardan ne kadar arınırsak, cinsel organlarımızdan da cinsellikten de o kadar çok haz alabiliriz.

Diğer yazıları için tıklayın


CİNSEL YAŞAM

CY EDİTÖRÜ'NDEN


CİNSEL SAĞLIK
KURULUŞLARI


LİNKLER

CİNSEL
YASALAR
YASAKLAR


SORULARINIZIN
CEVAPLARI


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla