



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |


CY
Editörü'nden Güncelleme:
24.08.2001
Cinsel
ilişki sıklığı
"Ne sıklıkta cinsel ilişkide bulunmalıyız","İyi bir çiftin ideal cinsel
ilişki sıklığı ne olmalıdır" gibi sorular birçok insanın kafasını
kurcalar. Ne yazık ki pek çoğumuz bu sorunun tek bir doğru yanıtı
olduğunu düşünür ve onu bulmaya çalışırız. Oysa insanların pek çok özelliği
birbirinden çok farklı olabildiği gibi, ne sıklıkta cinsel istek duyduğu
ve bununla bağlantılı olarak ne sıklıkta cinsel etkinliklere girişmek
istediği de çok farklı olabilir. Her kadının, her erkeğin cinselliğe
ilgisi de, cinsel etkinlik gereksinimi de farklı olacaktır.
Aynı birey için de yaşamının farklı dönemlerinde, kişiye, ilişkiye
ve ortama ilişkin birçok etkene göre değişiklikler olacaktır. Cinselliğin
birçok alanında olduğu gibi, istenen cinsel ilişki sıklığı için de standartlardan
söz etmek uygun değildir.

Çeşitli ülkelerde yapılan tarama çalışmalarında, cinsel yaşamlarını sorunsuz
kabul eden gönüllü çiftlerin ortalama olarak haftada iki kez cinsel
ilişkide bulunmak istedikleri görülmüştür. Cinsellikle ilgili araştırmalara
gönüllü olarak denekliği kabul eden bireylerin, çiftlerin, toplumu
ne oranda temsil ettiği çok tartışmalıdır. Ayrıca bu deneklerin ne
kadar gerçekten yaşadıklarını, ne kadar olması gerektiğini düşündükleri
standartları ifade ettiklerini bilmek de mümkün değildir.

Araştırmalar belli bir zaman kesitindeki durumu ölçmeye yöneliktir,
aynı kişilerin yaşamlarının farklı dönemlerinde gösterdiği değişimler
ister istemez gözden kaçmaktadır. İnsan yaşamına ilişkin konularda, ortalama
değerler toplumun 'normal'i olarak değil, toplumdaki insanların
çoğunluğunun taşıdığı özellikler olarak düşünülmelidir. Aynı toplumda
bu ortalama değerlerin dışında kalan, birçok 'normal' kişi
bulunacaktır.

Birçok konuda olduğu gibi, cinsellik alanında da ortalama değerlerin
saptanması, tanı sistemlerinin geliştirilebilmesi için elbette
gereklidir. Cinsel yaşamlarında doyumlu olan çiftlerin, cinsel ilişki
sıklığı, tek bir standart belirlemekten çok daha esnek bir şekilde
yorumlanmaktadır.

Birçok
tanı sistemi, ancak iki haftada birden daha seyrek cinsel ilişki
kurmayı sorun kabul etmektedir. Buradan da görülebileceği gibi,
'normal' kabul edilen alanın sınırı çok geniştir ve çoğu
kişi, yaşamlarının uygun dönemlerinde bu alanın içinde yer alabilir.

Oysa birçok kişi kendi cinsel ilişki sıklığı ile ilgili sorun
yaşamaktadır. Birçok kişi, kendisinin de cinsel eşinin de cinsel isteğine
ve yaşam koşullarına bakmaksızın, doğru ya da gerekli olduğuna
inandığı bir sıklıkta cinsel ilişki kurmak gerektiğini düşünmekte
ve bu gerçekleşmediğinde cinsel yaşamını doyumsuz bulmaktadır.

Kişinin gerekli bulduğu cinsel ilişki sıklığı, günde birkaç kere de
olabilir, senede bir kere de.

Aynı kişi için yaşamın çeşitli dönemlerinde, büyük değişiklikler görülmesi
de çok doğaldır. Yeni aşık olduğumuz bir dönem ile, iş sorunlarımızın
yoğunlaştığı ya da ciddi bir hastalık durumunun söz konusu olduğu dönemlerde
aynı sıklıkta cinsel istek duymaz ve cinsel ilişkide bulunmak istemeyiz.

Kafamızdaki
standartlar ile kendi bedenimizin gereksinimleri her zaman
aynı olmayacaktır. Kendi isteğimiz kafamızdaki standartla aynı olduğunda
da bu her zaman gerçekleşmez, en azından cinsel eşimiz için durum
aynı olmayabilir. Cinsel eşlerden biri her gün, diğeri ayda bir kere cinsel
ilişkide bulunmak istiyorsa, bu çift için sıklık doyumsuzluğu söz
konusudur.

İstenen
cinsel ilişki sıklığında uyuşamama, çift için önemli bir cinsel
sorun kaynağıdır. Ancak her zaman bu sorunun altında gerçek bir
cinsel işlev bozukluğu bulunması gerekmez. Bazen gerçekten eşlerden
birinde düşük cinsel istek gibi bir cinsel işlev bozukluğu söz konusudur
ve cinsel tedavi gerekir. Ama çoğunlukla bu sorun, genel ve cinsel
iletişim temelinde, çiftin her birinin değerlerinden farklı ortak
bir noktada anlaşması ile çözümlenir.
Diğer
yazıları için tıklayın
|

CİNSEL
YAŞAM

CY
EDİTÖRÜ'NDEN



CİNSEL
YASALAR
YASAKLAR

SORULARINIZIN
CEVAPLARI
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|