



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|


CY
Editörü'nden Güncelleme:
25.05.2001
Dokunmak
ve Cinsellik
Sevgiyi
ve yakınlığı ilk tanıdığımız duyumuz dokunmadır. Her bebek annesinin
sevgisini dokunma ile hisseder. Kendi bedeni ile de dış dünyanın
nesne ve insanlarıyla da ilişkisi dokunma duyusu yardımıyla gelişir. Sözcükleri
anlamayan bebeklere ve hayvanlara sevgimizi hepimiz dokunarak gösteririz.
Yetiştiğimiz yıllarda çevremizdeki insanların bize ne kadar sevgiyle dokunduğu,
ne kadar dokunmamıza izin verdiği, kendimizi ve insanları sevmemizde
önemli rol oynar.

Her
ailenin, her toplumun dokunmayla ilgili alışkanlıkları da kaçınmaları
da farklıdır. Genellikle kız çocuklara oğlanlardan daha fazla dokunuruz,
anneler babalardan fazla dokunur. Oysa erkeklerin de kadınların da
aynı biçimde sevgiye, yakınlığa, bunun dokunarak ifade edilmesine
gereksinimi vardır. Çok erken yıllarda yaşadıklarımız, dokunma konusundaki
alışkanlıklarımızı ve bir anlamda yakın ilişki kurma becerimizi
de biçimlendirir.

Çevremizdeki insanların, annemizin, babamızın hem bize, hem birbirlerine,
hem de başka insanlara ne kadar, ne zaman ve nasıl dokundukları,
bizim için model oluşturur. Çocuklar ilişkilerdeki sevgiyi
de, uzaklığı ve gerilimi de erişkinlerden daha kolay ve
daha doğru sezerler. Yıllar içinde aldığımız eğitim ve öğrendiğimiz
toplumsal kurallar ile, sezgilerimizin yerini mantıklı çıkarsamalar
alır. Fakat dokunmanın sevgi ve yakınlık ifadesi olarak önemi yaşam
boyu sürer.

Tüm dokunmalar cinsellik taşımaz ama cinsellikte dokunmanın tartışmasız
bir önemi olduğunu herkes bilir. Herkesin kendi bedenine, nesnelere,
hayvanlara, çocuklara, yakın ilişki içinde bulunduğu ya da yabancı insanlara,
sevgilisine dokunması elbette çok farklıdır. Dokunma hem tanıma
hem de sevgi ve yakınlık ifade etme yolu olarak kullanılır.
Sevgilimize her dokunmamız da birbirinin aynı değildir. Sevgilimize de
her zaman cinsel anlamda değil, sevgi, şefkat,
yakınlık anlatımı olarak da dokunmak isteriz.

İkili
ilişkilerdeki sorunlar, çatışmalar, uzaklaşmalar önce birbirimize
dokunmamızı azaltır. İnsanlar arasındaki yakınlık,
sıcaklık zedelendiğinde önce dokunmaktan kaçınmalar
başlar, bu da genellikle uzaklığın artmasını sağlar. Aynı şekilde cinsel
sorunları olan çiftler de hem cinsellikten hem de her tür dokunmadan
kaçınmaya başlarlar. Bu kaçınma davranışları da cinsel sorunların
süreklilik kazanmasına yardım eder. Bu süreçte sadece cinsel içerikli
dokunmalar değil, tüm dokunmalar, yakınlık azalır.

Birçok kişi şefkat ile bile dokunduğunda, eşinin bunu cinsel
içerikli algılayacağından çekinir. Ya da cinselliğin çok
seyrekleştiği ve fazla dokunulmayan ilişkilerde, gerçekten her dokunma
cinsel ilişki girişimi olarak algılanabilir. Oysa sürekli cinsel eşlerin
ilişkisinde, gün boyu binlerce dokunma biçimi olabilir, bu
sevginin ve yakınlığın gereğidir. Cinsel eşler arasında her dokunmanın
bir cinsel etkinliği başlatması ve sevişmeye ya da cinsel ilişkiye
kadar ilerlemesi gerekmez.

Yanlış inanışların belki de en tehlikelileri, her dokunmanın cinsel
ilişki ile, her cinsel ilişkinin cinsel birleşme ile sonuçlanacağı
düşüncesidir. İnsanlar arasındaki yakınlık dokunma ile artar, dokunmayı
cinsel ilişki isteği ile sınırladığımızda, birçok farklı keyfi
kaçırmış oluruz. Aynı zamanda önemli bir sevgi ifade etme yolunu
da farkında olmadan tıkarız. Oysa sevginin sık sık ve sözel olamayan yollarla
da ifadesi, erişkin insanlar arası ilişkilerde de aynen çocuklarda olduğu
gibi temel güven duygusunun gelişmesine ve korunmasına yardım eder.

Bu yanlış inanışlar, ilişkilerdeki yakınlığı azalttığı gibi,
güven ve bağlılık duygusunu da olumsuz etkileyebilir. Sevgilimize,
cinsel eşimize, gün boyu binlerce kez dokunabilir, bundan karşılıklı keyif
alabilir ama çok daha seyrek sevişme isteği duyabiliriz.
Elbette bazen bu dokunuşlardan cinsel hazlar da alabiliriz ama
hâlâ cinsel ilişkiye girişmek zorunlu değildir. Aynı şekilde her sevişmede
mutlaka cinsel birleşme olması da şart değildir.


Diğer
yazıları için tıklayın
|

CİNSEL
YAŞAM

CY
EDİTÖRÜ'NDEN



CİNSEL
YASALAR
YASAKLAR

SORULARINIZIN
CEVAPLARI
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|