



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|


CY
Editörü'nden Güncelleme:
11.05.2001
Cinselliğin
yöneticisi erkek midir?
Cinsellikte
beklenen kadın ve erkek rolleriyle ilgili birçok yanlış inanış
vardır. Bu inanışlar erkeklerin de kadınların da cinselliğe karşı tutumunu
ve cinsel davranışlarını etkiler. Cinsel yaşam alanımızı daraltır ve alınabilecek
hazların bir bölümünü de yitirmemize yol açar.

Bir
kadınla bir erkek nasıl tanışır? İlk beğenileri iki taraf da çok da farklı
olmayan biçimde belli eder. Ama ilk adımı atmak, girişimde bulunmak
genellikle erkeklerden beklenir. Kadınlardan böyle bir girişkenlik
beklenmediği gibi, pek de hoş karşılanmaz, böyle davranışlar toplumsal
onay ile pekiştirilmez. İlk adımı atan kadına da her
toplumsal ortamda pek iyi gözle bakılmaz. Elbette günümüzde, bu anlayışın
yıkıldığı, daha eşit bir girişkenliğin özendirildiği toplumsal
ortamlar da vardır, ama bunlar azınlıkta kalır. Bu toplumsal rol modelleri,
cinsellik için de aynen, hatta daha belirgin olarak geçerlidir.

'Cinsel ilişkiyi erkek başlatır' inanışının daha abartılı bir diğer yönünü
'cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlâksızdır' yanlış inanışında
görürüz. Bu inanışın altında aynı zamanda kadınları 'iyi' ve 'kötü' olarak
ikiye ayıran yüzyıllık düşünceler yatmaktadır. Bazı kadınlar iyidir;
Madonna, anne, aile kızı, evlenilecek kadın, bacı tanımlamaları böyledir.
Diğer kadınlar kötüdür; cadı, fahişe, ahlâksız, kahpe, metres olarak
tanımlanır. Bu iki uçta yer alan kadınlara, toplumsal yaşamda da cinsellikte
de çok farklı roller yüklenir. Cinselliğin haz bölümü de bu
ayırımda nedense hep kötü kadınlara düşer. Oysa bu ayırım yapaydır,
dünya hiçbir konuda olmadığı gibi bu konuda da siyah ve beyazdan ibaret
değildir. Üstelik örneğin fahişelik bir meslektir, hazla da doğrudan
bir ilişkisi yoktur.

İyi kadınların büyük bölümü cinsellikten haz alır, alamadığında
sorun yaşar. Bu inanışlar kadınların yalnızca cinselliklerini yaşamasının
değil bu konuyu düşünüp tartışmasının da önünde önemli bir engel
oluşturur. Cinselliğin iki kişilik bir süreç olduğunu düşündüğümüzde,
görece özgürlük tanıdığımız erkeklerin de cinsel deneyimlerini kısıtlar.

Cinsel
ilişki iki kişinin istek ve katılımıyla oluşur. İki tarafın da istekli
ve etkin olarak katıldığı bir sevişmeden herkes daha çok haz alır.
Oysa bu inanışların etkisindeki kadınlar, cinsel isteklerini bastırmayı
öğrenirler, neredeyse unuturlar, "ben böyle şeylerle ilgilenmem"
diyecek kadar cinsellikten uzaklaşırlar. Cinsel ilişkiye adeta
yalnızca eşleri için girişirler, hiçbir etkin katılım göstermezler,
cinsel ilişkinin bir an önce bitmesini beklerler.

Bu yanlış inanış madalyonunun diğer yüzündeki erkek, her zaman
cinsel ilişkiyi başlatmalı, eşinin isteğini yaratmalı, baştan sona
kadar ilişkiyi yönetmeli, sürekli aktif olmalı, hem kendisinin hem cinsel
eşinin hazzını sağlamalıdır. Cinsel yaşamı bu çerçevede yıllarca giden
birçok insan, birçok çift vardır. Oysa, yalnızca kendi etkinliğimizin
söz konusu olduğu cinsel davranışımız masturbasyondur. Eşli cinsel etkinliklerde,
iki tarafın da istekli katılımı esastır. Her eş diğerinin tepkilerinden
de etkilenir ve haz alır. Sevişme sürecinde zaman zaman birinin ya
da diğerinin etkinliği baskın hale geçebilir. Çeşitli sevişme biçimlerini
biri ya da diğeri önerebilir.

Cinsel davranışların değişkenliğinin sağlanması, özellikle uzun süreli
ilişkilerde monotonlaşmayı ve uzaklaşmayı önler. Ayrıca erkekler
de kadınlar gibi okşanmaktan, öpülmekten, cinsel olarak uyarılmaktan
hoşlanırlar. Bunlar erkeklerin cinsellikten aldıkları hazları zenginleştirir.
Özellikle yaşları ilerleyen erkeklerin cinsel açıdan uyarılmaya gereksinimleri
artar, penisin sertleşmesi için cinsel eşin uyarımı gerekir.

Cinsel ilişkiyi kim yönetir? Aslında bu sorunun kendisi, cinselliği
bir iktidar ilişkisi olarak gören anlayışın bir ürünüdür. Toplumda
kadın-erkek rollerinde ve cinsellikte hep bu anlayışın izleri vardır.

Cinsel
ilişkiyi kimsenin yönetmesi gerekmez, iki insan birlikte cinsel hazlar
üretir ve bunları paylaşırlar.

Diğer
yazıları için tıklayın
|

CİNSEL
YAŞAM

CY
EDİTÖRÜ'NDEN



CİNSEL
YASALAR
YASAKLAR

SORULARINIZIN
CEVAPLARI
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|