AT
Editörü'nden...
Güncelleme:
17.10.2000

Sağlığı
yaratmada düşüncenin önemi

Günümüzde sağlığı yaratmada olumlu düşüncenin önemi üzerinde sıkça
durulmaya başlanmıştır. Her geçen gün bu konuda ya yeni bir kitap
ya da makale yayınlanmaktadır. Düşünce dediğimiz bu güç nasıl
oluyor da sağlığımızı bozuyor veya yaratıyor?

Yazdığı kitaplarla ve verdiği konferanslarla dünyada alternatif
tıp alanında çığır açan Dr. Deepak Chopra, "Sağlığı Yaratma"
adlı kitabında bu konuda şöyle diyor:
"Araştırmalara
göre mutlu insanlar daha sağlıklıdırlar. Öyle görünüyor ki, olumlu
düşünceler taşımak demek olan mutluluk, beyinde biyokimyasal değişiklikler
yapmakta ve bu değişiklikler de vücut fizyolojisi üzerinde son
derece yararlı etkiler göstermektedir. Öte yandan, üzücü
ya da bunaltıcı düşünceler de beyin kimyasında değişiklikler yapmakta
ama bu değişikliklerin fizyoloji üzerinde zararlı etkileri
olmaktadır.

Düşünceler, mesaj-göndericiler denilen beyin kimyasalları aracılığıyla
çalışırlar. Beyin dokusunda bunların en azından otuz türü olduğu
saptanmıştır. İnsanın içinde bulunduğu ruh durumuna göre bu mesaj-göndericilerin
birbirlerine göre oranları değişir. Düşünceler bilincimizin denetimi
altında olduğuna göre, istediğimiz düşünceyi bilinçli olarak seçebiliriz,
düşüncelerimizi kontrol edebiliriz. Aynı zamanda düşünmek, beyin
kimyasını çalıştırmak demektir. Kimya, beynin farklı yerlerindeki
hormonların salgılanmasını etkiler. Örneğin, hipotalamus ve hipofiz.
Sonra da bu hormonlar vücuttaki organlara mesaj taşırlar.

Daha belirgin birkaç örnek verelim. Önce olumsuz düşünceleri ele
alalım. Kızgınlık, düşmanca düşünceler insanda hemen kalp atışlarını
hızlandırır, kan basıncını arttırır ve yüzü kızartır. Kaygılı
düşünceler de aynı şeyleri yapar ve bunların yanı sıra el titremesi,
soğuk ter ve mide düğümlenmesi de görülür. Görülüyor ki değişik
düşünceler kendilerini fiziksel olarak ortaya koyabilmek için
gerekli olan kimyasal değişiklikleri beyinde yaratırlar. Düşünce
bozuklukları ve beyin kimyası bozuklukları arasında bir ilişki
vardır.

Aynı şekilde, mutluluk, sevgi, barış, huzur, şevkat, dostluk,
iyilik, cömertlik, yakınlık, içtenlik düşünceleri de merkezi sinir
sisteminde mesaj taşıyıcılar ve hormonların akması yoluyla fizyolojide
kendilerine karşılık olacak bir durum yaratırlar. Olumlu düşüncelerin
fizyolojide yarattığı derin değişimler insanı sağlığa götürür,
çünkü mesaj-taşıyıcıların aracılık ettiği bu düşüncelerin bedende
uyarıcı bir etkisi vardır.

Kızgınlık, sevgisizlik, düşmanlık, gücenme, çelişki ve hüzün gibi
duygular vücudun bağışıklık sistemini zayıf düşürür. Bunun tersi
olan olumlu duygular ise vücudun direncini arttırır. Kısaca hastalıkların
ortaya çıkmasına neden olan yalnızca düşüncelerdir."

Şimdi
konuya bir başka açıdan yaklaşalım. Akupunktur, T'ai Chi, Chi
Gong, yoga gibi alternatif terapiler, insan bedenini tamamen
çevreleyen bir elektromanyetik alandan bahsederler. Buna "Aura"
veya "enerji beden" denir. Ayrıca bu enerji bedende Chakra
adı verilen yedi adet enerji merkezi bulunur. Bütün bu terapiler
temelde hastalığı şöyle tarif eder: Hastalık, herhangi bir düzeyde
bloke edilmiş, akışı engellenmiş bir enerjinin yansımasıdır. Varlığımızdaki
bir dengesizliğin dışa vurumudur. Aura ve Chakralardaki
enerji akışında meydana gelen bu dengesizlikler, fizik bedende
hastalıkların oluşmasına sebep olur. Bütün dengesizliklerin nedeni
ise, insanın içinde bulunduğu ruhsal durumdur.

Düşüncelerimiz,
duygularımız birer enerjidir. Olumlu düşünceler auramızı güçlendirir,
enerjimizi arttırır ve sağlık içinde olmamızı sağlar. Olumsuz
düşünce ve duygular ise, enerjimizi azaltır, hastalığa davetiye
çıkartır.

Eğer
sağlıklı olmak istiyorsak, enerji tüketen duygu ve düşüncelerimizi,
enerji üreten duygular haline çevirmeliyiz. Onun için düşünce
ve duygularımızı her zaman kontrol etmeyi öğrenmeliyiz.

Diğer
yazılar için tıklayın