AT
Editörü'nden...
Güncelleme:
24.12.2000

Renkler ve Şakralar


Rengin gerçekte ne olduğunu ve bizi her açıdan, ne kadar etkilediğini
hiç düşündünüz mü? Ve eğer renkler, fiziksel, duygusal, zihinsel
ve ruhsal dünyamızı derinden etkileyebilme gücüne sahiplerse,
onları hayatımıza mutluluk getirmek veya sağlığımızı düzeltmek
için kullanabilir miyiz? Bütün bu soruların cevaplarını öğrenmeye
çalışacağız.

Renklerle tedavi çalışması yapmak isteyen bir kişinin, öncelikle
imgeleme konusunu ve renklerin özelliklerini çok iyi bilmesi şarttır.
Çünkü bir metod olarak renkleri, şakralar üzerinde imgeleyerek,
bozulmuş olan sağlığınıza kavuşabilirsiniz.

İmgeleme: (İmajinasyon, hayalgücü)
Renklerle tedavi konusuna geçmeden önce öğrenmemiz gereken önemli
bir konu var. İmgeleme. Bütün şifa çalışmalarında imgeleme gücü
çok önemlidir. Renklerle yapılan şifa çalışmalarında da şakraların
harekete geçirilmesi, birçok bilginin ve enerjinin özümsenmesi,
madde ortamının ve duyu ortamının terkedilip, imgeleme gücünün
tezahür ettirilmesiyle sağlanabilir.

İmajinasyon, ruhun yeteneklerinden biridir. Tarif edecek
olursak, herhangi bir şeyin zihinde şekillendirilmesi, resimlendirilmesi
olayıdır. İmajinasyon gücümüz sayesinde ve yeteneklerimiz oranında,
olaylara ve maddeye hakim olabiliriz. Ruh bir şeyi biçimlendirmek
istediği zaman, onu, imajinasyon yeteneğinin yardımı ile yapar.
İmajine edilen şey veya obje, fizik planda kendini göstermeden
önce astral planda oluşur. İmajinasyonda ön planda olan şey, kendi
duyularımızdan kopup, duyular ötesine geçmektir.

İnsandaki
imajinasyon yeteneği, insanın tasarım halinde bulunan düşüncelerinin
uygulamasına yarar. Ve herhangi bir isteğin yerine gelebilmesi
için, önce onun iyice tahayyül edilmesi gerekir, yani zihinde
resimlendirilmesi, canlandırılması, adeta elle tutulacak hale
getirilmesi gerekir. Ruhsal istek, ruhsal etki maddelere imajinasyon
yoluyla ulaşır. İradesini ve imajinasyon yeteneğini geliştirmiş
bir insan, sağlığını, huzurunu ve mutluluğunu kısaca bütün hayatını
düzenleyebilir.

Renklerle
tedavi
Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime
sahiptir. Renkler de bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması
sonucunda ortaya çıkar. Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda,
yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu
görürüz. Aynı şekilde, insan vücudundaki hücre, organ, kas ve
kemik de belirli bir frekansla titreşir. Bu frekansın değişmesi,
hastalığa sebep olur. Bu değişikliklerin birçok nedeni vardır
ama bu nedenlerin en büyüğü içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar
ve negatif düşüncelerdir. (Streslerdir.)

Renkleri
tek başına ya da başka bir tedavi yöntemiyle birlikte, beden titreşimlerini
düzeltmek ve sağlığı temin etmek için kullanabiliriz.

Eğer
vücudumuzun bir hücresi yanlış bir frekanstaysa, bu durum elektromanyetik
alanı etkiler. Bu hücrenin bulunduğu organ ve bedeni çevreleyen
auramızın da kötü etkilenmesine neden olur. Eğer bir rengin frekansını
kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani
hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan
titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz. Çünkü beden, uygun
şartlar altında, her zaman, orijinal yapısını yeniden kazanma
eğilimine sahiptir.

Sağlıklı
yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir
denge halinde bulunmasıdır. Bu denge durumunun bozulması hastalığı
doğurur. Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri
arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla
mücadele etmektir.

Renklerle şakralar arasındaki ilişki
Renklerin özelliklerine girmeden önce renklerle şakralar arasındaki
ilişkiden söz etmek istiyorum. Daha öncede söylediğimiz gibi vücudumuzda
7 tane şakra, "enerji merkezi" vardır. Bunların her birinin kendine
ait bir rengi vardır. Yani her bir şakranın, enerji merkezinin
kendine ait bir ana rengi vardır. Fakat bu şakralar diğer renklerden
de yardım alabilirler. Her bir şakranın (enerji merkezinin) kendi
rengine ana renk, yardım aldığı renge de ara renk veya tamamlayıcı
renk diyoruz. Ana ve ara renkler çeşitli nedenlerden dolayı
dengesi bozulmuş enerji merkezlerinin dengeye gelmesinde, birbirleriyle
tamamlayıcı unsurlar oluştururlar.
Herhangi
bir tedavide kullanılan ana ve tamamlayıcı renk tablosu şöyledir.
|
Ana
renk
|
Tamamlayıcı
renk
|
|
Kırmızı
|
Turkuaz
|
|
Turuncu
|
Mavi
|
|
Sarı
|
Mor
|
|
Yeşil
|
Eflatun
|
Renklerin
özellikleri
Kırmızı: Kırmızı, oldukça canlandırıcı bir renktir. Taşıdığı
özelliklerle kök şakrayı harekete geçirir. Kırmızı, sahip olduğu
yoğun enerji sebebiyle fiziksel bedenimize enerji ve canlılık
veren bir ışındır. Bedenin özellikle yapıcı, üretici ve onarıcı
fonksiyonlarını düzenler. Bu renk, üşütmelerde, dolaşım bozukluklarında
ve tükürük bezi rahatsızlıklarında tedavi amacıyla kullanılabilir.
Kırmızı, vücut sıcaklığını arttırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak
için çok uygun bir renktir. Yorgunluk ve atalet duygusunu da geçirir.
Ama bu renk, intikam, kin, öfke, aşk ve seks duygularını da harekete
geçirebileceği için, çok dikkatli kullanılmalıdır. Kırmızı, aşırı
bir dozda uygulandığı zaman, duygusal düzensizliklere ve depresyonlara
yol açar. Kırmızı ile beraber tamamlayıcı rengi olan turkuazı
da beraberinde kullanmak gerekir. Ayrıca yüksek tansiyon, bu rengin
yoğun olarak varolduğunun bir göstergesidir.

Turuncu:
Turuncu ışın ikinci şakrayı kontrol eder. Bu renk en basit tanımıyla,
neşenin ve bilgeliğin rengidir. İnsanlardaki sosyalleşme duyguları,
turuncu yardımıyla faaliyete geçer. Psikolojik yönden, turuncu
ışın zihinsel bastırmaların ve çekingenliklerin giderilmesinde
birebirdir. Akılcı yaklaşım gerektiren durumlarda, mantal seviyenin
yükseltilmesi açısından büyük faydası dokunabilir. Zihinsel genişlik
kazandırdığından, anlayışı ve hoşgörüyü artırır. Kişinin içinde
bulunduğu depresyon ve duygusal dengesizlik hallerinde de turuncu
renk kullanılabilir. Duygusal kökenli inmelerde olumlu cevap verebilir.
Bu rengin beden içinde en etkin olduğu yer, adele sistemidir.
Dalak, pankreas, mide, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarında turuncu
renk tedavi amacıyla kullanılabilir. Turuncunun aşırı kullanımı,
sinir sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle onun tamamlayıcı
rengi olan maviyi de beraberinde kullanmak gerekir.

Sarı:
Sarının en etkin olduğu bölge, güneş sinirağı adını verdiğimiz
üçüncü şakradır. Bu rengin enerjisi, kişinin zihinsel faaliyetlerini
her yönüyle harekete geçirir. Ayrıca, moral çöküntüsünü ortadan
kaldırabileceği gibi, kişiye yeni bir yaşama sevinci ve gücü aşılayabilir.
Sarının yardımıyla insandaki iyimserlik ve kendine güven duyguları
artar. Karaciğer, mide, bağırsak, sinir zayıflığı (nevrasteni),
deri ile ilgili sorunlar, ve şeker hastalığı durumlarında sarı
ışın kullanımı faydalı olabilir. Kısaca sarı renk ve onun altın
sarısı tonları, hem hayati vücut fonksiyonları, hemde zihin üzerinde
olumlu etkiler yaratır.

Yeşil:
Yeşil ışın, kalp şakrası tarafından emilir ve kalp merkezini kontrol
eder. Dünya üzerinde en çok bulunan renklerden biridir. Yeşil,
doğanın, dengenin, barış ve uyumun rengidir. Yeşil renk sakinleştirici
bir özellik taşıdığı için, enerjimizi dengeler ve şefkat duygularımızı
arttırır. Dostluk, ümit, inanç ve barış duygularının geliştirilmesine
yardımcı olur. Yeşil, kalp rahatsızlıklarında, yüksek tansiyonda,
baş ağrısı ve bitkinlik hallerinde tedavi amacı ile kullanılır.
Unutulmaması gereken bir nokta ise, yeşilin kanser ve tümör gibi
hastalıkları iyileştirmek amacıyla asla kullanılmaması gerektiğidir.
Çünkü yeşil renk her türlü büyümeyi ve ilerlemeyi hızlandırdığı
için, bu tür hastalıkları daha da tehlikeli bir hale getirebilir.

Mavi:
Mavi, gırtlak şakrasının rengidir. Bu merkez, insanın en gelişkin
kendini ifade etme melekesini idare eder. Mavi, enerji sistemimizi
serinletici ve dinlendirici bir özellik taşır. Vücut enerjilerini
dengeleyerek, etkin bir antiseptik görevi yapar. Vücut ısısında
yükselmeye yol açan enfeksiyonlu hastalıklarla mücadele etmek
içinde kullanılır. Ayrıca solunum sistemini güçlendirip düzene
sokar. Bunlardan başka yüksek tansiyonun düşürülmesi ve çeşitli
boğaz sorunlarının giderilmesi için de mavi renk kullanılır. Astım,
suçiçeği, sarılık, romatizma ve çeşitli çocuk hastalıkları, bu
rengin enerjisi yardımıyla engellenebilir. Şoklar, uykusuzluk
ve dönemsel ağrılar içinde yararlıdır. Ayrıca sezgilerin güçlendirilmesi
ve üzüntü duygusunun giderilmesi için mavi renk çok uygun bir
renktir. Mavi rengi fazlaca kullandığınız zaman ise, kişi melankolik
ya da karamsar bir ruh haline girebilir. Onun için tamamlayıcı
rengi olan kırmızı veya turuncu rengi de beraberinde kullanmak
gerekir.

Lacivert
(Çivit mavisi): Lacivert renk, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların
giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir. Bu rengin en önemli
etki alanları alın şakrası bölgesinde bulunur. Dolayısıyla da,
söz konusu şakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi
ve bir düzene kuvuşturulmasıyla ilgilidir. Turuncu ışın gibi zihnin
genişlik kazanmasına yardımcı olur. Onu korkulardan ve çekingenliklerden
kurtarır. Ayrıca laciverdin yatıştırıcı ve dinlendirici özelliği
de vardır. Bu renk, lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki
bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlar. Bu rengin enerjisi
çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden
arınmasını kolaylaştırır. Beynin her iki yarımküresi arasındaki
uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerdendir. Bu renk,
yüz ile ilgili (göz, kulak, burun, ağız, sinüslerde) meydana gelen
tüm rahatsızlıkların tedavisinde, rahatlıkla kullanılabilir.

Mor
(Menekşe):
Bu renk, tayfın enerji ışınları içinde en yüksek titreşime sahip
olanıdır. Başın üzerindeki tepe şakrasını kontrol eder. Mor bütün
öteki renklerden farklı olarak, vücudun iskelet yapısını etkiler.
Ayrıca ruhsal ve fiziksel açıdan vücudu toksinlerden arındırıcı,
antiseptik (mikrop kırıcı) bir özelliğe sahiptir. Bu yönüyle de,
fiziksel ve ruhsal dünyamızın enerjileri arasında sağlıklı bir
denge kurulmasını kolaylaştırır. Mor renk enerjisi çeşitli kanser
türlerinin tedavisinde kullanılabilir. Özellikle eklem iltihabı
hastalıkları mor renkle iyileştirilebilir. Ayrıca, bu renk yıpranmış
olan sinir sistemi üzerinde fevkalade teskin edici, yatıştırıcı
bir etki yapar. Bu renk ayrıca ruhsal, sezgisel melekelerin geliştirilmesine
yardımcı olarak da kullanılabilir

Diğer
yazılar için tıklayın