Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






AB Editörü'nden Güncelleme: 05 09. 2006

Basit Lübnan Gerçekleri

Lübnan'da BM gücüne katılacak asker konusu hak ettiğinden çok aşırı bir tartışma yarattı.

UNIFIL savaşmaz
Son yazıda UNIFIL'in adı konmamış bir barış dayatma operasyonu olduğunu belirtmiştim. Bunun 1701 sayılı kararın 8 ve 11. maddelerinde açıkça yazdığını, yorum farklılığının ise kararın orada konuşlanacak gücü ve savaşın taraflarını bağlayıcı olacak BM Sözleşmesi 7. başlığına açıkça dayandırılmamış olmasından kaynaklandığını söylemiştim.

BM Barışkoruma Operasyonları Departmanı (DPKO) 19 Ağustos'ta tüm BM üye ülkelerine UNIFIL için belirlenen "çatışmaya girme kuralları"nın (rules of engagement) müsveddesini verdi. Belge "Lübnan hükümetini onun talebi doğrultusunda desteklerken, yabancı güçler, silâh ve mühimmatın hükümetin rızası olmaksızın ülkeye girmelerini engellemek amacıyla, Lübnan'ın hudutlarını ve diğer giriş noktalarını güvence altına almak için ölümcül güce varana kadar ve ölümcül güç de dahil olmak üzere güç kullanımı"ndan söz ediyor.

Muğlaklık çatışmaya girme kurallarının kamuoylarına yansımasıyla bir nebze olsun azaldı ve mesele şimdi UNIFIL komutasının ölümcül güç kullanımını nasıl yorumlayacağında.

Nitekim UNIFIL Bosna'daki UNPROFOR (BM Koruma Gücü) operasyonuyla benzerlikler arzediyor. Bosna'da bir iki kahramanlık öyküsü vardı. Mesela, daha sonra Avrupa Parlementeri seçilen ve ilk Türkiye raportörü olan Fransız general Philippe Morillon Sırplara kafa tutardı. Ama UNPROFOR bunun dışında bir işe yaramadığı gibi onbinlerce Boşnak ve Hırvat'ın Sırplarca katlini seyretti. Öyle ki biçare UNPROFOR'a, adından esinlenerek "BM'yi koruma gücü" lâkabı takılmıştı.

Ayrıca BM'nin Hizbullah taraftarları gözündeki prestiji konusunda bir fikir edinmek için Genel Sekreter'in son Lübnan ziyareti esnasında maruz kaldığı muameleyi görmek yeterli. BM ne Lübnan ne de başka bir Arap ülkesinde tarafsız olarak algılanır. Aksine ABD'nin ve genelde Batı'nın güdümünde bir yapı olarak bilinir. Bunda Arap ve Müslüman ülkelerin çoktaraflı politikalar ve ilişkiler konusundaki gönülsüzlük ve deneyimsizlikleri kadar BM'nin bölgedeki kâh tarafgir kâh etkisiz konumu belirleyici olmuştur.

Sonuçta BM gücü elinde yeterli görev tarifi olmadığından değil, güç BM gücü olduğundan muharebeye girmez ve Lübnan'da da girmeyecek.

Lübnan'a faydası olur mu?
Dolayısıyla gidecek asker önce kendini koruyacak ve çatışmaya girmeyecek. UNIFIL sayesinde ne Hizbullah silahsızlandırılacak, ne silah ve mühimmat girişi engellenebilecek. Sadece İsrail bombalarıyla yıkılan bina ve altyapı tamir edilecek. BM gücünün Filistin meselesine dolaylı katkısı ise kocaman bir sıfır olacak.

ABD'nin, BM şapkası altında, azamî sayıda ülkeyi Ortadoğu'da kendisinin ve İsrail'in yapamadığı jandarmalığa teşvik etmesi de, sözkonusu güç BM gücü olduğundan hiçbir sonuç vermeyecek.

Sonuçta ne Lübnan, Filistin ve hatta İsrail, ne de Ortadoğu bölgesi bu operasyondan kalıcı barış anlamında bir sonuç elde edecekler.

Türkiye'nin çıkarı ne olur?
Kardeşlik ve kahramanlık temalarını bir kenara bırakırsak geriye ülkemizin asker yollayarak ağırlığını koyacağı ve AB ile ABD'nin gözüne gireceği tezleri kalıyor. Bu iki aktörün beklenti ve gündemleri çok farklı. ABD bize jandarmalık biçmişken AB Türkiye'nin laik/müslüman kimliğinden yola çıkan farklı bir yaklaşım içinde.

AB'nin Ağustos sonu toplantısında Almanya, Belçika, Danimarka, Fransa, Finlandiya, İspanya, İsveç, İtalya, Letonya, Polonya, Portekiz ve Yunanistan asker verme taahhüdünde bulundu. Bulgaristan düşünüyor. Ancak Türkiye, dillerden düşmeyen askerî önemine rağmen bu toplantıya çağrılmadı. Sadece Chirac, Merkel ve Prodi'nin Başbakanı aradığı ve BM gücüne katkı istedikleri söyleniyor.

Bugüne kadar ABD tarafından daima kenarda tutulmuş ve sadece malî yardım sözkonusu olunca hatırlanan AB'nin bu "boşluğu" doldurması olası mı? Bu yeni rol hemen somutlaşacak bir gelişme olmasa da ABD ve İngiltere'nin bölgede uğradıkları derin prestij kaybı AB için bir fırsat olabilir. Türkiye'nin bu çerçevede kendine bir yer edinmesi en mâkul olasılık olarak duruyor. Zira eğer bir gün Ortadoğu barışa nail olacaksa bu katiyen 1948'den bu yana denenen ve herkesin kaybettiği çatışma yoluyla değil AB'nin iktisadî bütünleşme ve diyalog üzerine kurulu "yumuşak gücü"nü örnek alarak olacak. Ülkemiz de bugün için tamamen soyut olan bölgesel ağırlığını AB üyeliği vasıtasıyla somutlaştıracak. Moda tabiriyle, Türkiye'nin ağırlığı AB liginde.

Lübnan'a asker yollayarak AB ile aramızın düzeleceği söylentisine gelince, Türkiye Bosna'da AB'nin bizzat başını çektiği EUFOR gücüne asker veriyor. Bu, ülkemizin AB sürecinde işini ne kolaylaştırdı ne zorlaştırdı. UNIFIL için de aynı durum mevzu bahis.

Bugün itibariyle Hizbullah rehin aldığı İsrail askerini geri vermiyor. İsrail ne BM Genel Sekreteri'nin talep ettiği Lübnan'a attığı misket bombası haritalarını veriyor ne Lübnan kıyılarında uyguladığı ablukayı kaldırıyor. Lübnan ise 1701'in adını vermeden işaret ettiği ve Hizbullah'a giden silahların transit ülkesi Suriye ile olan sınırını denetlemesinin söz konusu olmadığını söylüyor. Bu tablo UNIFIL II'nin konuşlanmasıyla değişmeyecek.






Bu yazı Vatan Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

 
Cengiz Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi



Diğer yazılar için tıklayın


AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla