| AB
Editörü'nden |

Güncelleme: 01. 08. 2006
|
AB'de Organik Tarım
Yakın zamana kadar Avrupa'nın tarım politikaları İkinci Dünya Savaşı
sonrasında tarumar olmuş Avrupa'nın beslenme konusunda kendi kendine
yetmesi ilkesiyle belirlenmekteydi. Bu ilke, 1957 Roma Antlaşmasında
yer almış, akabinde temelleri 1958'de atılan, 1962'de hayata geçen
ve Avrupa'nın ilk federal politikası olma özelliği taşıyan Ortak
Tarım Politikası'nda (OTP) tam ifadesini bulmuştur.

Tamamen prodüktivist yani azamî verim
üzerine bina edilen ve muazzam sübvansiyonlar nedeniyle Komisyonun
yıllık bütçesinin yıllarca yarısını tüketmiş olan bu politika zamanla
AB'nin en fazla sorgulanan politikası haline gelmiştir. Tereyağı
tepelerini, kilolitrelerce süt fazlalarını, denize boca edilen sebze
ve meyve görüntülerini çoğumuz hatırlarız. OTP 1980'lerin başından
itibaren kontrolden çıkmış, pahalı, Avrupalı üreticiye verdiği destekten
ötürü gelişmekte olan ülke üreticisini iflasa mahkûm eden, tüketici
sağlığı açısından şaibeli bir politika konumuna geldi. Buna koşut
olarak varlıklı Avrupalı tüketici aldığı gıdanın sağlığına etkileri
konusunda giderek bilinçlendi.

1991'de ilk yönetmelik
AB işte böyle bir ortamda 24 Haziran 1991 tarihli
ve 2092/91 sayılı ilk organik tarım yönetmeliğini kabul etti.
(AB dillerinde en çok ekolojik ve biyolojik terimleri
ve sadece İngilizce ve Türkçe'de organik terimi kullanılıyor).
Nitekim yönetmeliğin dibacesinde OTP'nin bundan böyle çevre ve
kırsal alanların korunmasına, tüketici sağlığına ve organik tarımda
olduğu gibi toprağın aşırı kullanımının önünü alacak yeni üretim
metodlarına yönelmesi gerektiği belirtilir.

Kabulünün üzerinden geçen on beş yıl boyunca pek
çok değişiklikle zenginleşen bu yönetmelik AB'nin tarımsal ürünlerin
ekolojik üretimleri konusunda en gelişmiş hukukî aracıdır. Gerek
AB ülkeleri içinde yapılan ekolojik tarım ve hayvancılığın gerekse
üçüncü ülkelerden ithal edilebilecek ekolojik ürünlerin tarifleri
bu yönetmelikle yapılır. Üretim, sertifika, kontrol ve reklam kaideleri
en ince detaylara kadar bu metinde belirtilir, tüketici sağlığı
açısından çiftlikten çatala gelene kadar tüm ekolojik gıdalar
ve diğer tarımsal kaynaklı tüketim maddelerinin izi bu metinle kayıt
altına alınır. Organik Çiftçilik Bilgi Sistemi (OFIS) adlı
veri tabanı tüm bu bilgileri içerir.

Yönetmeliğin içerdiği konulardan bir iki örnek vermek
gerekirse: Üzerlerinde daha önce konvansiyonel tarım yapılmış arazilerin
ve burada üretilecek olan ürünlerin ekolojik olarak sertifikalandırılması
için, yetkili kontrol kuruluşunun belirlediği, genelde üç yıllık
süre boyunca yine bu kuruluş tarafından kontrol edilmek üzere, ekolojik
uygulamalara tabi olmaları; ekolojik arıcılıkta kovanların etrafındaki
en az üç kilometre yarıçapında alanın ekolojik tanımlara uyması
koşulu; ekolojik ürün logosunun satışta kullanılabilmesi için
işlenmiş ürünün muhtevasında en az %95 oranında ekolojik madde bulunması;
1 Temmuz 2005 itibariyle bio veya eko öntakılarıyla ekolojik
ürün çağrıştıran ancak ekolojik olmayan tüm etiketlerin AB içpazarında
yasaklanması; AB ülkelerine ihracat yapmaya hak kazanmış üçüncü
ülke üreticisinin ekolojik tarım konusunda Topluluk kaidelerinin
tıpkısını garanti etmesi koşulu gibi...

AB aynı zamanda ekolojik üretim konusunda
temel oluşturan iki uluslararası metne de referansta bulunur. Bunlar,
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) Dünya Sağlık
Örgütü (WHO) ile birlikte hazırladığı Gıda Kodeksi (Codex
Alimentarius) ve (IFOAM) Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri
Federasyonu'nun belirlediği ekolojik tarım temel standartlarıdır.

Ülkemiz açısından hayatî öneme sahip organik tarım konusunu işlemeye
devam edeceğim.

.



Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazıları için tıklayın
AB
YOLUNDA
Küçük bir Arşiv

|