



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
30. 06. 2006 |
Finlandiya dönem başkanlığı
Yarın AB'de yılın ikinci dönem başkanlığı başlıyor. Finlandiya
görevi Avusturya'dan devralacak. Türkiye için Finlandiya'nın başkanlığı
önemli. AB sürecimiz 1999'un ikinci yarısında yine bir Fin dönem
başkanlığı esnasında başlamıştı. Fin hükümetinin Helsinki kararının
alınmasındaki çabalarını ve etkin arabuluculuğunu hatırlayalım.
Ve bu çabaları Avusturya'nın bugün sona eren dönem başkanlığı
boyunca sürdürdüğü metodik engelleme çalışmalarıyla karşılaştıralım.

Benzerlikler ve farklılıklar
Avusturya ve Finlandiya, İsveç ile birlikte AB'ye 1995'te üye
oldular. Zenginler genişlemesi olarak bilinen bu genişleme dalgası
hem AB'ye hem bu ülkelere yeni perspektifler getirdi. Yaşam standartları
yüksek bu üç ülke AB'ye özellikle çevre koruması, rekabet, ar-ge,
şeffaflık gibi konularda yeni standartlar taşıdı. Bunun karşılığında
kıtanın kuzey ve doğu uçlarında bulunan bu ülkelerin ufukları
AB üyeliğiyle epeyi genişledi.

Avusturya ve Finlandiya arasında Soğuk Savaş döneminde önemli
benzerlikler bulunurdu. Her ikisi de "özgür Avrupa"nın
Doğu uçlarında, 1945 sonrası antlaşmaları sonucunda tarafsız kalmaları
gereken ülkelerdi. Bu konum o zamanlar her iki ülkeye de tecrit
olmuş görüntüsü verirdi. Finlandiya'nın Sovyetler'in etkisi altında
bir ülke olduğu, Avusturya'nın da Varşova paktı ülkelerinin orta
yerinde (nitekim Viyana Prag'dan daha doğudadır) bir casus yuvası
olduğu vurgulanırdı.

Bu benzerliklerin yanında katılımlarından on
yıl sonra iki ülkenin evrimi önemli farklılıklar arzediyor. Bugün
Finlandiya 21. yüzyılda AB vizyonu üzerine düşünen ve bunda söz
sahibi olmak isteyen bir ülke, Avusturya ise Avusturya-Macaristan'ın
eski etki alanıyla yetinmeye çalışan yerel bir ülke.

Finlandiya'nın çalışma programı
Finlandiya ilk önceliğini AB'nin geleceği olarak belirlemiş. İlgi
çekici olan, genişleme politikasının AB'nin geleceğinin bir parçası
olarak ele alınıyor olması, ayrı bir genişleme başlığı altında
değil. Genişleme, Avusturya dönem başkanlığının 15 önceliği
üzerinden 13'üncüsüydü.

Genişleme'nin bir başarı öyküsü olduğu vurguladıktan sonra, bu
politikanın AB için hem yeni katılan ülkeler hem sıradakiler açısından
bir siyasî ve ahlakî sorumluluk meselesi olduğunun altı çiziliyor.
Bu ay yapılan Avrupa Konseyi zirve toplantısında "hazım kapasitesi"nin
Avusturya ve birkaç üyenin ısrarına rağmen yeni bir kriter olarak
kabul edilmemesine ve Haziran 1993'te belirlenen Kopenhag Kriterleri
ile devam edilmesine "taahhütler yerine getirilmelidir" denerek
vurgu yapılıyor.

Belirlenen diğer öncelikler arasında üçü göze çarpıyor.

Rekabet ve yenilikçiliğin teşviki. Finlandiya'nın araştırma-geliştirme'de
parmak ısırtacak başarıları mevcut. Yurtiçi hasılasının %3.39'u
ar-ge'ye ayrılmış (bizde 0.66), çalışan her bin kişiden onsekizi
ar-ge'ci (bizde binde bir kişi), dünya patent sıralamasında İsviçre'den
sonra ikinci.

Rusya ile ilişkilerin güçlendirilmesi. Finlandiya'nın Soğuk
Savaş'tan miras engin bir Rusya birikimi var ve bunu enerji arzı
üzerinden iyice gerilen AB-Rusya ilişkilerini normalleştirmek
için değerlendirmek istiyor.

2007-2013 dönemi için hazır olması gereken ve aralarında
7. Çerçeve Program'ın bulunduğu 40 kadar AB programı. Dönem
başkanlığı sitesi için: www.eu2006.fi/the_presidency

Avusturya'da Türkleri AB yurttaşı olarak görmek istemeyenlerin
sayısı nüfusun %80'i. Finlandiya'da ise %64. Az değil.
Finlandiya hükümeti buna rağmen Türkiye ile AB'nin bütünleştiği
büyük resmi görebilen ve popülizmin esiri olmayı reddeden bir
politika izliyor. Avusturyalı siyasetçi ise yelpazenin
en solundan en sağına, 1683 Viyana Kuşatması'nda donup
kalmış bir vizyondan öteye geçebilmiş değil.












Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|