



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
02.02.2001 |
"Sonuç"
Son Düzenli Rapordan bu yana yaşanan olumlu bir gelişme, Türk
toplumunda AB'ye giriş amacıyla gerekli siyasal reformlar konusunda
geniş çaplı bir tartışmanın başlatılmış olmasıdır. Bu bağlamda
iki önemli inisiyatif gerçekleştirilmiştir: bir çok uluslararası
insan hakları belgesinin imzalanması ve İnsan Hakları için Koordinasyon
Üst Kurulu'nun çalışmalarını yakın zamanda hükümet tarafından
desteklenmiş olması. Bununla birlikte, geçen yıla kıyasla temelde
politik durumda pek az iyileşme olmuştur ve Türkiye hala Kopenhag
ölçütlerini yerine getirmiş değildir.

Demokratik
bir sistemin temel özellikleri devam etmektedir, ama Türkiye demokrasiyi
ve hukukun üstünlüğünü güvenceye almak için gerekli olan kurumsal
reformları uygulamaya koyma konusunda yavaştır. AB - Türkiye ilişkileriyle
ilgili olarak yürütmede değişiklikler olmuştur, ama sivillerin
ordu üzerindeki denetimi gibi bir dizi temel kurumsal konu hala
ele alınmamıştır. Yargı konusunda, devlet memurlarının yargılanmasını
kolaylaştıran yeni usul cesaret verici bir gelişmedir. Geçen yıla
ait raporda sözü edilen, yargının işleyişi ile ilgili önemli yasa
taslakları hala sonuçlanmamıştır. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
ile ilgili olarak, 1999 Haziran ayında bu mahkemelerle ilgili
reformdan bu yana yeni iyileşme gerçekleşmemiştir. Yolsuzluk hala
önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

Ölüm
cezası, Abdullah Öcalan davası da dahil olmak üzere, uygulanmamaktadır,
ama insan haklarının genel durumu bir çok bakımdan endişe vericidir.
Bu sorunun yetkililer ve parlamento tarafından ciddi olarak ele
alınmasına ve insan hakları konusunda eğitim programlarının uygulanmasına
karşın, işkence ve kötü muamele hala büyük ölçüde ortadan kaldırılmaktan
uzaktır. Türkiye'nin cezaevi sisteminde önemli bir reform uygulamakta
olmasına karşın, cezaevi koşulları iyileşmemiştir. Gerek ifade
özgürlüğü gerek örgütlenme özgürlüğü hala sıksık kısıtlanmaktadır.
Din özgürlüğü konusunda Müslüman olmayan topluluklara karşı olumlu
bir yaklaşım benimsenmiş görünmektedir, ancak bunun, Sünni olmayan
Müslümanlar da dahil tüm dinsel topluluklar için geliştirilmesi
gereklidir.

Geçen
yıla kıyasla ekonomik, sosyal ve kültürel hakların durumu, özellikle
etnik kökene bakılmaksızın tüm Türkler için kültürel hakların
kullanımı söz konusu olduğunda iyileşme göstermemiştir. Nüfusun
ağırlıklı olarak Kürtlerden oluştuğu Güneydoğudaki durumda önemli
bir değişiklik olmamıştır.

Türkiye
ekonomideki en acil dengesizlikleri ele alma konusunda kayda değer
bir ilerleme göstermiştir, ancak yine de pazar ekonomisinin işlerliğe
kavuşturulması süreci tamamlanmamıştır. Türk ekonomisinin önemli
bir bölümü AB ile gümrük birliği içinde rekabetçi baskılara ve
pazar güçlerine dayanabilecek duruma gelmiştir.

Türkiye
makroekonomik istikrarı sağlama konusunda önemli ilerleme göstermiştir.
Devlet teşebbüslerinin özelleştirilmesi başarılı olmuş ve tarım
sektörü, sosyal güvenlik sistemi ve finans sektörünün reformu
yönünde önemli adımlar atılmıştır.

Ancak,
makroekonomik istikrar henüz sağlanamamış ve orta vadede sürdürülebilir
bir kamu maliyesi için sağlam bir temel oluşturulamamıştır. Gerek
imalat sektörü gerek finans sektöründe devletin ağırlığının pazara
müdahale ettiği pek çok alan bulunmaktadır. Türk insani ve fiziki
sermayesini rekabet gücünün arttırılması ve mevcut sosyal ve bölgesel
eşitsizliklerde bir azalma sağlanabilmesi için eğitim, sağlık
ve altyapı kalitesinin iyileştirilmesi gerekmektedir.

Yetkililer
enflasyonist baskıları ve kamu açıklarını azaltma konusuna odaklanmayı
sürdürmeli ve yapısal reformlar ve piyasanın serbestleştirilmesi
hedeflerine olan bağlılıklarını korumalıdırlar. Eğitim, sağlık
ve sosyal hizmetlere yeterli fon sağlayabilmek için orta vadeli
bir perspektifte öncelikleri yeniden tanımlamaları gerekmektedir.
Orta vadede bir bütün olarak ekonominin rekabet gücü elde edebilmesi
için bankacılık, tarım ve devlet teşebbüsleri gibi çeşitli sektörlerde
önemli bir yeniden yapılanma hala gereklidir.

Genel
olarak Türkiye'nin topluluk müktesebatına uyumu en çok Gümrük
Birliği kapsamına giren alanlarda ileri düzeydedir. Bununla birlikte,
son düzenli rapordan bu yana bu alanlarda mevzuat uyumu sınırlı
olmuştur.

Bir
aday ülke olarak Türkiye'nin diğer tüm alanlarda da müktesebata
uyum konusunda ciddi ilerleme göstermeye başlaması zorunludur.
Müktesebatın bu ilgili alanlarının uyumu ve uygulanması için stratejiler
ve detaylı programlar (öncelikler dahil) gereklidir. Müktesebatın
analitik incelemesinin hazırlık sonuçları ve Müktesebatın Kabulü
için Türkiye tarafından oluşturulacak Ulusal Program bu çalışmanın
önemli araçları olacaktır.

Farklı
AT politikalarının uygulamaya konulması ve yeterli bir şekilde
uygulatılması için önemli idari reformlar gereklidir. Türk istatistiksel
temellerinin Eurostat ile uyumunu ilk önceliktir.

İç
pazar mevzuatı ile ilgili olarak, malların serbest dolaşımı alanında,
özellikle standartların uyumu ve ticaretin önündeki teknik engellerin
kaldırılması konusunda çaba gösterilmesi gerekmektedir. Gümrük
Birliği kapsamındaki yükümlülüklerin bir sonucu olarak, bu sürecin
2000 yılı sonunda tamamlanması gerekmektedir. Tarım ürünleri ticareti
bir sorun teşkil etmeyi sürdürmektedir. İç pazar için Türkiye'nin
Yeni ve Küresel yaklaşım ilkeleri temelinde çerçeve mevzuatı uygulamaya
koyması gerekmektedir. Bankacılık sektöründe önemli reformlar
yapılmıştır. Sermaye hareketli mevzuatının aktarılması konusunda
ilerleme kaydedilmemiştir. Kara para aklanması konusunda ciddi
sorunlar devam etmektedir. Mali olmayan hizmetler ve kişilerin
serbest dolaşımı alanlarında uyum henüz çok erken bir aşamadadır.
İç pazarın diğer tüm alanları ile ilgili olarak ve, örneğin devlet
yardımı sektöründe kurum oluşturma ile ilgili olarak daha fazla
çalışma yapılmalıdır. Türk tekellerinde de yeni ayarlamalar gereklidir.
Türk şirketler kanunu AB mevzuatına uygunluk bakımından Komisyonun
değerlendirilmesine tabi tutulacaktır. Vergilendirme alanında
hala önemli ölçüde uyum gereklidir. Gümrük alanında neredeyse
tam olarak uyum vardır.

Telekomünikasyon
alanında rekabetin sağlanması konusunda önemli ilerleme kaydedilmiştir.
Topluluk müktesebatı ile daha da uyum gereklidir. Görsel-işitsel
materyallerin mahremiyeti hala ciddi bir sorundur.

Tarım
ve balıkçılık alanında ilk öncelik bu politikaların yürütülebilmesini
sağlamak için temel mekanizmalar ve yapıların (istatistik, arazi
sicili, iyileştirilmiş balıkçılık filosu sicili, hastalıkla mücadele,
bitki ve hayvan tanım sistemleri, donanımın yükseltilmesi) uygulanmaya
başlanmasıdır. Türk filosunun deniz güvenliği sicili hala kaygı
uyandıran bir konudur. Deniz ve karayolu ulaşımının AB standartlarına
uyarlanması gerekmektedir.

Sosyal
politika alanında Türk mevzuatı, özelikle de standartlar, yöntemler
ve izleme gerekleri bakımından Topluluk mevzuatından hala çok
farklıdır. Farklı alanlarda hala yapılması gereken çok şey vardır.
Aynı durum hala sonuçlanmamış olan, enerji ve gaz sektörlerinde
reform için anahtar nitelikte enerji yasaları için de geçerlidir.
Çevre sektöründe ilk adım olarak müktesebatın uyumunu amaçlayan
stratejiler tavsiye edilmektedir.

1999
yılına kıyasla, adalet ve içişleri alanında kayda değer bir ilerleme
olmamıştır. Göç konusunda, yasadışı yollardan giriş yaparak Batı
Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışanların sayısını azaltmak için
çabaların ciddi biçimde hızlandırılması gereklidir. Türkiye'deki
çeşitli resmi kuruluşların denetimlerin, özellikle çıkış kapılarındaki
denetimlerin etkinliğini arttırmak için daha iyi eşgüdüm önerilmektedir
tavsiye edilir.

Mali
denetimin daha iyi oluşturulması için kapsamlı bir politika çerçevesi
gereklidir. Aynı zamanda AB mali çıkarlarını korumayı da amaçlayarak,
mali yönetimin modernleştirilmesi için hala önemli çabalar gerekmektedir.

Genel
sonuç, Gümrük Birliği dışındaki politika alanlarında müktesebata
daha çok uyum için, yeterli uygulama ve yaptırım mekanizmalarının
oluşturulması da dahil olmak üzere kapsamlı çabaların gerekli
olduğu yönündedir. Bu da idarenin her düzeyinde önemli reformlar
gerektirecektir. Bazı durumlarda, örneğin devlet yardımları ve
bölgesel kalkınma alanlarında bu amaçla yeni yapıların oluşturulması
gerekecektir. Yukarıda sözü edilen çeşitli hususlar Türkiye için
AB'ye Katılım Ortaklığında öncelikler olarak belirlenmiştir..."


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|