



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
27. 06. 2006 |
Sıradaki ulusal politika: Organik tarım
AB üyeliğine hazırlık çalışmaları arasında Türkiye'nin en çok
başını ağrıtacak konulardan biri şüphesiz ki tarım olacak. Ekonomik,
sosyal ve siyasî anlamda tarım dev bir sorun olarak önümüzde duruyor.
AB'nin Ortak Tarım Politikası'na (OTP) uyum için büyük değişim
ve fedakârlıklar gerekecek. Ancak, uyum için "verimci" bir yaklaşımla
sadece konvansiyonel tarım zemininde gerçekleştirilecek bir dönüşüm
ülkenin bekâsı açısından muazzam risk taşıyor. Halbuki durumumuz
bu denli riskli bir dönüşümü gerektirecek kadar kötü değil zira
Türkiye'nin kayda değer bir ekolojik (organik) tarım potansiyeli
mevcut.

Ekolojik tarım insanın ve doğanın kazançlı çıktığı bir tarım ve
yaşama biçimi. Gıdada kendine yeten Türkiye'de verimliliği artırmak
amacıyla küçük tarım işletmelerinin ortadan kalkmasını, üretimin
mekanize olmasını ve konvansiyonel tarımda yoğunlaşılmasını önerenler
bu dönüşüm sonucunda üretilecek sebze ve meyvenin kime satılacağını
düşünmez; sokağa atılacak, milyonlarla telaffuz edilen vasıfsız
tarım işçisinin ne olacağını ise hiç hesaba katmaz. Sanayii
işçisi olmaları, onları istihdam edecek artık öyle bir sanayii
kalmadığından mümkün görünmeyen ve tek çareleri göç etmek olan
bu insan yığınlarının kentlerde nasıl lumpenleştiğini bugünden
görüyoruz. Bu kâbus senaryosuna karşılık çözüm ekolojik tarım
ve kırsal kalkınmada.

Ekolojik tarım Türkiye'nin hayat sigortasıdır
Ekolojik tarım ilgi ve dikkat istediği ölçüde emek-yoğun bir
tarım biçimi. Konvansiyonel tarım 100 işçi çalıştırıyorsa
ekolojik tarım 180 işçi çalıştırıyor. Bu anlamda istihdam sorunsalına
kayda değer bir çare olarak önümüzde duruyor. Ekolojik tarımın
artı değeri de konvansiyonel tarımınkinden kıyaslanamayacak kadar
yüksek; bu beslenme ve tüketim biçimine AB ve diğer gelişmiş ülke
pazarlarından talep olağanüstü boyutlarda. Buna karşılık konvansiyonel
ürünün hiçbir cazibesi yok. Bilinçli tüketici herkesin her
yerde ve her serada üretebildiği sası domatesi yemek, kokmayan
çiçekleri vazosuna koymak istemiyor. Türkiye elindeki olanakları
iyi değerlendirerek, tarım politikasını ve tüketim alışkanlıklarını
hızla o tarafa yönlendirmekte olan AB'nin ekolojik ürün ambarı
haline gelebilir. Ekolojik tarım yaygınlaştıkça, çığ gibi büyüyen
çevre sorunlarımıza da çare oluşturacak, yerli tüketicinin de
vasıflı ürünle beslenmesini sağlayacak.

Avrupa'nın 50 yıl boyunca aşırı kullanımla tükettiği
doğayı şimdi tekrardan kazanmaya çalışmasını ibret alarak önlemlerimizi
bugünden almalıyız.

İki
önemli etkinlik
Ülkemiz, elindeki insan gücü, toprak kalitesi, 11.000'den fazla
türle son derece zengin biyolojik çeşitliliği, iklimi ve daha
kaybolmamış asırlardır süregelen bilgi birikimine rağmen ekolojik
tarım dünyasında son derece zayıf bir konumda. Buna karşılık elimizdeki
olanaklar ve önümüzdeki AB hazırlık dönemi bu konumdan hızla kurtulmamızı
sağlayabilecek dinamikler. Bu hayat bilgisinin öncülüğünü yapan
pekçok kuruluş var. Aralarında "Buğday Ekolojik Yaşam Destekleme
Derneği" yakın zamanda önemli iki etkinlik gerçekleştirdi.

Geçen haftasonu Şişli Belediyesiyle birlikte her cumartesi kurulacak
olan ekolojik pazar projesini hayata geçirdi. Adı pahalıya çıkmış
olan ekolojik ürünün pazaryerine inmesi önemli. Aralık 2004'te
yürürlüğe giren Organik Tarım Yasası ekolojik ürünleri
Sebze Meyve Hali Yasası'ndan muaf tutuyor. Pazar bulmakta
güçlük çeken ekolojik üretici ile taze ürün arayan tüketici arasında
aracının kalkması fiyatı da olumlu etkiliyor.

Buğday Salı günü de Ankara'da Tarım Bakanlığı, Felemenk
Avalon Vakfı ve Londra merkezli Avrupa Çevresel Politika Enstitüsü
ile birlikte ilk kez "Doğa Dostu Tarım Politikaları" konferansını
gerçekleştirdi. Türkiye'nin ekolojik tarım ve kırsal kalkınma
konularında ki muazzam potansiyelini değerlendirmek için toplum
kadar devlet ve politikacının da bilinçlenmesi gerekiyor.
















Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|