



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
16. 06. 2006 |
Lafla AB gemisi yürümüyor
Önümüzdeki
günler Türkiye'nin AB ilişkileri açısında zorlu geçecek. Avrupa
ve Amerika basınında ardı ardına Türkiye'nin AB yoluyla ilgili
endişe dolu makale çıkıyor. AB'li politikacılar ve AB kurumları
da endişeli. Bu gözlemler dayanaksız değil. Nitekim hükümetin
taahhüt altına girmek istememesinden bazı başlıklarda müzakere
açılmayacak. 19 Mart 2001 tarihli Ulusal Program'da uyum için
verilen taahhütlerin sadece %30'u gerçekleşti. Bütün bunlara
rağmen hükümet, geçen Aralık'tan bu yana çocuğa masal anlatır
gibi "asayiş berkemâl, herşey yolunda" mesajı veriyor.

12
Haziran'da Lüksemburg'da Türkiye ile AB arasındaki en üst düzey
karar organı olan Ortaklık Konseyi'nin 45'inci toplantısı gerçekleşecek.
Son toplantı Nisan 2005'te yapılmıştı. Aynı gün taraması biten
ve fiilî müzakereye hazır olunan ilk başlık 'Bilim ve Araştırma'nın
müzakeresi başlayacak. Bu konuya Cuma günü değineceğim. Ortaklık
Konseyi toplantısı akabinde ayın 15 ve 16'sında Brüksel'de Avrupa
Konseyi yani Avusturya dönem başkanlığını noktalayacak zirve toplantısı
var. Brüksel toplantısında da Türkiye gündemde olacak.

Geçtiğimiz günlerde AB ülkelerinin Ortaklık Konseyi toplantısında
sunacakları tutum belgesi sızdırıldı. 19 sayfalık belgede âdet
yerini bulsun diye, eskiden yapılmış bir kaç özgürlükçü reformdan
duyulan memnuniyet dile getiriliyor ve hemen arkasından hepimizin
yakından bildiği eksiklikler birbir sıralanıyor. Reform sürecinin
genelde yavaşlamış olması; dinî özgürlükler konusunda hiç bir
somut ilerleme kaydedilmemiş olması ki bu konuda artık üstüne
basa basa Heybeliada Ruhban okulunun açılması konusu işleniyor;
askerin sivil denetimi ve siyasetteki rolü; yargı bağımsızlığı
ve yargının reformları uygulamadaki rolü; Ceza Yasası'nın 288
ve 301'inci maddelerinin yargı tarafından yapılan dar yorumlarının
ifade özgürlüğüne getirdiği kısıtlamalar; PKK'nin tekrar şiddete
başvurmasıyla tırmanan gerilim ortamı; ve elbette Gümrük Birliği
ek protokolünün onaylanması ve Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil olmak
üzere uygulanması talebi.

Karşılıklı bocalama dönemi
15 ve 16 Haziran Avrupa Konseyi sonuç bildirisinin Türkiye ile
ilgili 3'üncü paragrafında bütün bu eksiklikler ayrıntılarıyla
dile getirilmeyecekse de içerik farklı olmayacak. Ancak burada
bir yenilik var. Bir önceki makalede sözünü ettiğimiz "AB'nin
sindirim kapasitesi" artık açık seçik bir kıstas halini alıyor.
Ama aday ülkeler için değil, AB için bir kıstas. Sindirim kapasitesi,
ne idüğü belirsiz ve ilerde AB'nin elini kolunu bağlayacak bir
lakırdı. AB'nin kendisine ve başarılarına duyduğu güvensizliğin
ifadesi. Önümüzdeki aylarda, önce Parlamento ve şimdi de Konsey'in
Komisyon'dan sindirim kapasitesi konusunda talep ettikleri değerlendirmeyle
havanda epeyi su dövüleceğe benziyor .

AB yaz aylarıyla birlikte mutad rehavet dönemine girecek. 20 Temmuz
ile 6 Eylül arasında tarama süreci bile askıda. Buna mukabil İlerleme
Raporu şimdiden kaleme alınmaya başlandı. 15 Ekim'de yayımlanması
beklenen rapor, bu gidişle Türkiye açısından hiç hoşa gitmeyecek
bir fotoğraf çıkartacak. Piyasalar ve siyasî aktörler fotoğraftan
gereken sonuçları çıkaracaklardır.

Türkiye'de AB işleri 17 Aralık 2004'ten bu yana yavaş yavaş tavsadı,
gündemden büyük ölçüde düştü. Bu endişe verici gidişatın arkasında
hükümetin irade eksikliği olduğu kadar Avrupa tarafından ve özellikle
Avusturya ve Fransa gibi ülkelerden gelen menfî mesajlar, hasmane
tutum ve baltalama girişimleri de var. Bu ay içindeki toplantılarda
Avrupa tarafının Türkiye'ye çıkışırken, üyeliğimiz konusunda kendi
bocalamalarını da gözden geçirmesi ve bir vicdan muhasebesi yapması
sürecin bekâsı ve istikbali için çok önemli.

















Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|