Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






AB Editörü'nden Güncelleme: 25. 05. 2006

Avrupa'nın sindirimi ve sınırları üzerine
AB birkaç aydır sindirim ve sınır tartışması yapıyor. Tartışma Haziran zirvesinde de sürecek. Sindirim başta Türkiye olmak üzere yeni üye olacakların nasıl sindirileceği, sınır ise Birliğin sınırlarının tarifi. Her iki tartışma da gayet teorik hatta ezoterik. Zira bu tartışmalar sonucunda elle tutulur, gözle görülür kıstaslar çerçevesinde anlaşmak neredeyse imkânsız. Bu kısır tartışmaya rağmen, iki yılını dolduran son genişleme dalgasının getiri ve götürülerini tartmak ve böylelikle sindirim ve sınırın somut olarak nasıl işlediğini görmek mümkün. Son günlerde bu konuda iki rapor yayımlandı. İlki Danimarka işçi ve işveren temsilcisi "Dansk Industri" için Avrupa Reformu Merkezi'nce hazırlanmış olan çalışma (www.cer.org.uk/pdf/essay_enlargement_two_%20barysch.pdf), diğeri Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Malî İşler Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan iki yıl sonra genişlemenin ekonomik değerlendirmesi raporu (europa.eu.int/comm/economy_finance/index_en.htm).

Takdire şayan başarı
Genişlemeyle birlikte Avrupa kıtasının ortasına ve doğusuna artık gözle görülür bir ekonomik ve siyasî istikrar gelmiş durumda. 1989'da Demir Perde'nin birdenbire açılmasıyla ortaya çıkan belirsizliğin yerini barış, demokrasi ve esenlik almış. Komünist cilanın kaybolmasıyla uyanan eski hüsumetler ve etnik kavgalar, Yugoslavya istisnasıyla, diyalog ve işbirliği yoluyla halledilme yolunu tutmuş durumda. 191 milyar avroluk doğrudan dış yatırım stoku, hazırlık döneminde verilen 28 milyar avroluk hibe, katılım sonrası yıllık ortalama 12 milyar avroluk AB desteği ve giderek şeffaflaşan rekabetçi bir çalışma ortamı sayesinde bu ülkeler eski dönemle karşılaştırılması mümkün olmayan bir refah içinde.

2683 bağlayıcı yönetmeliğin 2654'ünü harfiyen uygulayan AB-8 ülkeleri bugün mevzuata uyum konusunda eski üyelerden daha ilerde.

Yersiz korkular
Çalışmalar genişleme konusunda AB-15 diye anılan eski üye ülkeler kamuoylarının çoğunda yaygın olan klişeleri rakam ve olgularla çürütüyor. Bu klişeler arasında üçü, doğudan gelecek yoğun işçi göçü, batıdaki üretimin doğuya kayacak olması ve genişlemenin eski üyelere getirdiği varsayılan malî yük özellikle irdelemeye değer. Zira sonuçta bu şablonlar bizi de ilgilendiriyor.


Göç konusuna daha önce değinmiştim. 1989 sonrasında da batı Avrupa'da benzer korkular yaşanmış ve yersiz oldukları meydana çıkmıştı. Bu sefer AB-15'ten sadece üç ülkenin yeni üyelerden gelecek işçiyi kabûl etmiş olmasına rağmen bu üç ülkenin aldığı göç çok sınırlı. Yoğun göçün safsata olduğu tüm istatistiklerce doğrulanıyor. 1989- 2004 arasında epi topu 3 milyon doğulu batıya gelmiş; bir kısmı dönmüş. Göçmenin %14'ü yüksek vasıflı.

Genişlemenin pahalı olduğu kanısı ise gülünç. Dünya savaşı sonrasında ABD'nin harabolmuş Avrupa'ya 1948-1952 arasında verdiği Marşal yardımı o zamanki ABD yurtiçi hasılasının yıllık ortalamayla % 1.1'ine tekabül ederken bugün AB-15'in yeni üyelere yılda verdiği 12 milyar avro toplam yurtiçi hasılalarının % 0.1'ine tekabül ediyor. Genişleme ile kıtanın elde ettiği barış ortamı ise cabası.

Üçüncü şablon eski üyelerdeki sanayinin daha uygun maliyet ve vergi koşulları sunan yeni üyelere kaçtığı yönünde. Raporlar böyle bir kaçış olmadığını ve 2004 itibariyle AB'nin toplam yatırımının sadece %4'ü yeni üyelerde yapılmışken, %53'ünün AB-15'de ve %12'sinin ABD'de yapıldığını belirtiyor. Kaldı ki bu %4'lük pay eski üyelerin sanayilerine rakip olacak nitelikte yatırımlara gitmiyor.

AB'nin sindirim kapasitesi 2004 genişlemesiyle kanıtlanmış durumda, sınırları ise ilerde AB projesine ve bu projenin marifetlerine duyulacak ilgiyle belirlenecek. Coğrafya, tarih veya değişmez addedilen herhangi başka bir veriyle değil. Ama bugün esas mesele, tarihî bir başarı olan genişleme projesinden gurur duyabilmek, bugün olduğu gibi utanmak değil.


















Bu yazı Vatan Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

 
Cengiz Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi



Diğer yazılar için tıklayın


AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla