



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
25. 05. 2006 |
Kıbrıs teknik değil siyasî bir konudur
Geçen
Pazar Ada'nın güneyinde Temsilciler Meclisi seçimleri vardı.
Sonuç herkesin beklediği gibi çıktı ve çözümsüzlük taraftarları
seçimi kazandı. Pazartesi günü İstanbul'da Avrupa Komisyonu Genişleme
Genel Müdürlüğü'nün en üst örokratı Gümrük Birliği'nin en kısa
zamanda uygulanması konusunda tavsiyelerde bulundu.

Ayrılmanın
tescili
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu hergün Rum basınından
yorum ve haber tercüme eden değerli bir hizmet sunuyor. Sabırla
okumaya çalıştığım bu metinlerde akıl almaz bir tekrar var.

Seçim sonuçlarını yorumlayan yazılar bu sıkıcı mükerrer üslubun
dışına çıkamamış. Komünist Haravgi gazetesinde "AKEL, Avrupa'nın
diğer komünist partilerini de bir fener gibi aydınlatan ve onlara
eylemde bulunma ve mücadele etme örnekleri sunan bir partidir."
diyen taşralı bir komiklik de yok değil. Ancak bu sefer bildik
lakırdıların dışında bir hava seziliyor: Çözümden, adanın tekrardan
birleşmesinden, iki toplumdan bahseden yorum veya demeç yok denecek
kadar az. Çünkü adada artık böyle bir kaygı yok. Olsa olsa
Cumhurbaşkanı Papadopulos'un çekinmeden ifade ettiği, kuzeyi yavaş
yavaş yutma politikası var.

Nitekim seçim sonuçlarında Papadopulos politikasını tasvip eden
partilerin oyu Nisan 2004 referandumunda güneyden çıkan %76'lık
hayır oyuna neredeyse eşit. Çözümden ve çözümün yeniden birleşmeden
geçtiğini savunan tek muhalif parti DİSİ'nin aldığı %30 oyun dışında
adada birleşmeden bahseden kalmadı.

Bu durumda artık Kıbrıs Cumhuriyeti'in tek politikası AB'yi kullanarak
müzakere eden Türkiye'yi sıkıştırarak öç almak. Kıbrıs bunu AB'ye
katıldığı günden beri sistemli bir şekilde uyguluyor. Bu politika
seçim sonrasında seçmenin güçlü onayıyla ve Gümrük Birliği ek
protokolunun uygulanması koşulu etrafında giderek şiddetlenecek.

Ek
protokol teknik ama doğrudan ticaret siyasî konu
İşte böyle bir ortamda Avrupa Komisyonu birkaç zamandır tüm üst
düzey yetkililerin söylediğini tekrarlamaya geldi. Komisyon "Gümrük
Birliği ek protokolunu Kıbrıs Cumhuriyetini de kapsayacak şekilde
imzaladınız. Gerekli onay sürecini ve limanlarınızı açarak uygulamayı
başlatın. Eğer bunları yapmazsanız müzakere süreciniz askıya alınabilir"
diyor ve meseleye teknik olarak yaklaşıyor. Türkiye ise 24 Ocak'ta
açıkladığı eylem planı uyarınca bu uygulamanın karşılıklı olması
ve kuzeyin doğrudan ticaretten yararlanması gerektiğinde ısrarcı.

Gerçekten de ilk bakışta bu, basit bir teknik mesele gibi gözüküyor.
Ancak biraz deşince meselenin diğer yüzü ortaya çıkıyor.

AB ülkelerinin 2004'te referandumun akabinde, Annan planına "evet"
diyen kuzeye uygulanan ekonomik tecridin kalkması amacıyla ve
kendi inisiyatifleriyle Komisyon'a hazırlattıkları destek paketi
7 Temmuz 2004'te açıklanmıştı. Paket 259 milyon avro ve doğrudan
ticaret teklif ediyordu. Geçen yıl sonunda paketin doğrudan
ticaret ayağı Kıbrıs Cumhuriyetinin tasarrufuyla, "tanınma paranoyası"
sonucu ve teknik hiçbir gerekçeye dayandırılmadan metinden çıkarıldı.
Geçtiğimiz 27 Şubat'ta Konsey tarafından onaylanan tüzükte doğrudan
ticaretin adı edilmiyor ve Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi olmaya
devam ettikçe de edilmeyecek. Kısacası, Konsey ve Komisyon teknik
değil siyasî nedenlere dayanan bir manevranın sonuçlarını kabûl
etmiş bulunuyor.

Nitekim 1 Mayıs 2004'ten beri AB'nin Kıbrıs politikasını Papadopulos
belirliyor. Diğer AB ülke ve kurumları pasif bir şekilde bunu
onaylıyor. Bu olgular ışığında Türkiye'de hükümetin, karşılığı
olmaksızın adım atması imkânsız. Komisyon'un iyi niyetle de olsa
bu konuyu teknik bir pürüz olarak sunması yapıcı değil. "Ek protokolü
onaylayıp uygulayın, biz bu arada doğrudan ticaret tüzüğünün kabûl
edilmesi için uğraşıyoruz" demek çaresizliğin diplomatçası olsa
gerek...
















Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|