



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
25. 05. 2006 |
Bir çaba göstermesek de AB bizi üye alır!
Avrupa
Birliği'ne üyeliğimize giden yolda gayet önemli bir merhale olan
müzakerelere başlama kararının alındığı 17 Aralık 2004'ten bu
yana ortalıkta giderek yaygınlaşan bir yanılsama var: Biz ne
yaparsak yapalım AB bizi üye alır!

Bu intibanın dayandığı birbirinden farklı gerekçeler var. En "ağır"
gerekçe ülkemizin jeostratejik ve jeoekonomik konumu: "Enerji
yolları üzerinde bulunan konumumuz ve petrol bölgelerine yakınlığımızdan
ötürü Avrupa bizden vazgeçemez."

Diğer
gerekçe daha somut ve gözle görülür olan ekonomik ve demografik
avantajlarımıza dayanıyor: "Avrupa bizden vazgeçemez zira,
genç nüfusumuza, dinamik ekonomimize, tüketime doymamış pazarımıza,
civar ülkelere ihracat potansiyelimize ihtiyacı var."

Siyasî anlamda, medeniyetler, dinler, kültürler
ve bilumûm farklılıkların çatıştırılması ve barıştırılması konusunda
Müslüman olup da demokrasi örneği olmamız diğer bir gerekçe..

Bu listeye yakın zamanda bir de Avrupa'nın askerî gücümüze olan
ihtiyacı varsayımı eklendi.

Olumsuz ve sık sık telaffûz edilen bir diğer gerekçe ise eğer
üye olmazsa Türkiye'nin başka ve Avrupa için tehlikeli arayışlara
tenezzül edeceği, böylece istikrarsız bir memlekete dönüşeceği
ve bunun sonuçlarının hem bulunduğu coğrafyaya hem Avrupa'ya büyük
zarar vereceği. Yakın zamanda Avrupa da dahil olmak üzere Batı
ile İran arasında ağır ağır derinleşen nükleer anlaşmazlık bu
endişelere yeni bir boyut kazandırıyor. İran'ın ve bölünmek üzere
olan Irak'ın komşusu Türkiye'nin artık vazgeçilmez bir ortak olduğu
ve kayırılması gerektiği dillendiriliyor.

Diğer taraftan kötümser olarak nitelendirilenlerin
kuşkularına rağmen Aralık 1999'da adaylığımızın teslim edilmesi,
Aralık 2004'te müzakerelerin başlatılması kararı ve Ekim 2005'te
müzakerelerin fiilen başlamış olması, günün birinde üye olacağımızın
kanıtları olarak görülüyor.

Velhasılı kelâm, pek çok Avrupalı yetkilinin de
sık sık dile getirdiği gibi Türkiye'nin AB üyeliği Avrupa'nın
da hayrına olduğu kanaati yaygın.

Potansiyel önemi reele dönüştürebilmek
Bu analizler ve gerekçeler doğru olabilir, önem arzeden husus
bu gerekçelere dayanarak yerleşen ve yerleştirilen atâlet ortamı.
"Biz hiçbir şey yapmasak da AB bizi sonunda üye yapmak zorunda"
tavrı. Bugün AB konusunda yaygın eylemsizliğin temel dayanaklarından
biri bu. Siyasî isteksizliğin, idarî karmaşanın, teknik yetersizliğin,
iletişimsizliğin ve toplumdaki genel umursuzluğun başlıca nedenlerinden
biri bu ruh ve şuur hali.

Tıpkı ulusalcıların "boşu boşuna demokratikleşmeyelim nasıl
olsa almayacaklar" hezeyanı gibi "boşu boşuna kendimizi
yormayalım nasıl olsa alacaklar" gafleti.

AB üye ülkeleri bu analizlere dayanan uzun vâdeli siyasî kâr-zarar
hesapları yaparak Türkiye'nin her durumda ve hazır olmasa da üyeliğe
kâbul edilmesi gerektiğini düşünebilirler. Ama hazır olmayan,
AB mevzuatıyla gereken uyumu sağlayamamış ve mevzuatı uygulamayan
bir Türkiye'nin teknik olarak üyeliğe kâbulu katiyen mümkün değildir.
Teknik olarak mümkün olamayacağı gibi böylesi bir üyeliğin AB
açısından bir manâsı da olamaz.

Zira Türkiye'nin önemi konusunda sayılan tüm gerekçelerin doğrulanabilmesi
için Türkiye'nin teknik uyumu bire bir ve eksiksiz gerçekleştirmesi
gerekiyor. Diğer bir deyişle Avrupa'nın ve dünyanın bize duyabileceği
ihtiyacın somutlaşması için Türkiye'nin ekonomik, politik her
anlamda değişmesi ve bunu AB mevzuatını uygulayarak sağlaması
gerekiyor. AB'nin ve dünyanın duyduğu ilgi, bu ülkenin hammadde
halindeki potansiyel önemine duyuluyor, ülkenin kendine yakıştırdığı
mutlak öneme değil.










Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
| |
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|