Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






AB Editörü'nden Güncelleme: 29. 04. 2006

Bakalım AB çevre korumasında ne işe yararmış
Çevre ve Orman Bakanı'nın geçen hafta sonu gazetelerdeki fotoğrafı sadece kendi hayalkırıklığını değil ülkenin çevre konusundaki derin duyarsızlığının da resmiydi. Nedeni, 2872 sayılı 1983'te kabûl edilmiş, modası geçmiş Çevre Yasası'nda değişiklikler öngören ve özellikle cezaların caydırıcılığını güçlendiren yeni yasanın Genel Kurul'da "vakitsizlikten" görüşülememiş olmasıydı.

Bir diğer anlamlı ifade, yine hafta sonu, günlerdir Tuzla'da tesbit ve tahliye çalışmalarını yürüten İl Çevre Müdürü'nün olup bitene gelip bakmaya dahi tenezzül etmeyen yerel yönetimin meraksızlığı konusundaki yakınmasıydı. Saldım varili çayıra mevlâm kayıra…

Çevrenin kirletilmesi uyanık sanayicinin de faydalandığı bu derin duyarsızlığın sonucu değil mi?

AB çevre politikası toplantısı
Türkiye'deki kirlilik ve çöplük buzdağının görünen ucu Tuzla kepazeliği esnasında Üniversitede Türkiye'nin AB çevre mevzuatına uyumunu konuştuk. Bahçeşehir AB Buluşmaları kapsamındaki toplantı tüm AB mevzuatı için olduğu gibi, çevre başlığının vecibelerine yerine getirmek durumunda olanları bilgilendirmek ve farkındalık yaratmak amacını taşıyordu. Bir anlamda, bilgilenme vasıtasıyla bilinçlenmek ve süreci sahiplenmek.

Komisyon'un çevre konusunda Türkiye masası sorumluları gayet çarpıcı rakam ve bilgileri paylaştılar. Örneğin ülkemizin çevre uyumu için asgarî 70 milyar avro gerektiğini ve özellikle bu mevzuatın yatay olduğunu, tüm diğer mevzuata yansıdığını belirttiler. Sunumlara Bahçeşehir Üniversitesi websitesinden ulaşmak mümkün. Ellisi bağlayıcı olan ikiyüzyetmiş civarında mevzuat içinde güncellikleri açısından ikisi dikkatimi celbetti.

Avrupa Adalet Divanı 2000 yılında Yunanistan'ın Girit'in Hanya kentinde sivil toplum kuruluşu şikayeti üzerine atık yönetimi konusunda 75/442 sayılı direktif ile zehirli ve tehlikeli atık konusunda 78/319 sayılı direktifin ihlal ettiğini saptamış ve Yunanistan 5.400.000 avro ödemeye mahkum edilmiş.

Diğer bir örnek İspanya'dan. Deniz banyosu sularının %65'ini, 1976'da kabul edilmiş olan 160 sayılı "Banyo Suları Direktifi" uyarınca yıllık raporlama dışı bırakmış. Bir yazlık bölgedeki suyun kalitesi şikayet konusu olmuş. İspanya 2004'te Avrupa Adalet Divanı tarafından 12.483.000 avro cezaya mahkum edilmiş.

Esasında Komisyon, başa çıkmak mümkün olmadığından ve denetim daha etkin olacağından "kirleten öder" ilkesinin daha çok ulusal yargının tasarrufu olmasını tercih ediyor.

Çevre koruması öncelik değil
Çevre ve Orman Bakanlığı bürokrasisi AB uyumu konusunda diğer icracı kurumlar arasında epeyi iş yapan bir kurum olarak öne çıkıyor. Ancak çevre ülkede öncelikli bir mevzu değil. Arasıra zehirli varil bulununca gündeme geliyor. Kirliliğin insan ve hayvan sağlığı üzerindeki sonuçları çoğu zaman uzun vadeli olduğu için kirlilik konusunda bilinç seviyesi de denizdeki karpuz kabuğu ile sınırlı. Dilimizde kavramın, "pollution" sözcüğü gibi kendine has bir karşılığı dahi yok.

Fakat en vahimi çevrenin en tepede dahi, gelişmekte olan Türkiye'nin sanayileşmesinin önünde bir engel olarak algılanması ve kalkınma ideolojisinin kibri karşısında esamisi okunmaması. Türkiye de çevrenin değerini, gelişmiş sanayi ülkelerinde olduğu gibi çevreyi berbat ettikten sonra anlamaya mahkûm. Halbuki önümüzde bugün yirminci sene-i devriyesini idrak ettiğimiz Çernobil kazası gibi tüyler ürperten olaylar ve bunlardan çıkarılacak ne dersler var.

Komisyon'un çevre politikasına adayların uyumundan sorumlu yetkililer Türkiye'nin hazırlık, müzakere, uyum ve uygulama döneminin dört yılı aşabileceğini belirtiyor. Çevre konusunda duyarlılık, bilinç ve zihniyet değişikliğinin ne kadar vakit alacağı konusunda ise daha bir tahmin yapılmamış

















Bu yazı Vatan Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

 
Cengiz Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi



Diğer yazılar için tıklayın

 

AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla