



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
29. 04. 2006 |
Dr. Strangelove her tarafta
Komşumuzun
nükleer hezeyanları buradaki pekçok Batı ve İsrail karşıtını heyecanlandırıyor.
Sinop'ta kurulması düşünülen ilk Türk nükleer santralı da "günün
birinde biz de belki sivil nükleerden askerî nükleere geçiveririz"
rüyaları gören "dünya gücü Türkiye" sevdalılarının ağzını sulandırmıyor
değil.

Bizi epeyi meşgul edecek gibi gözüken bu uluslararası nükleer
atışmanın yanısıra İran'daki haleti ruhiye nedir hep merak ederdim.
İran'da ortalığı kasıp kavuran sansür, bilgilenmeyi, haber akışını
ve her türlü iletişimi olanaksız hale getirdiğinden sağlıklı bilgiye
ulaşmak kolay değil. Yakın zamanda, birisi Tahran'da diğeri gezgin
iki değerli gözlemcinin aktardıklarını dinleme fırsatım oldu.
Tablo aşağı yukarı şu şekil:

Sanılanın aksine ve komşunun meşhur gururuna rağmen korkular ülkesi
İran'da nükleer mesele yeni bir korku nedeni. Fars ülkesinde
yaşayan mâkul insanlar "atom bombası sahibi olacağız, başımız
göğe erecek" gibi bir yanılgı içerisinde değil. Aileler
askerlik çağındaki oğullarını ve ortamdan zarar görebilecek kızlarını
özellikle Avrupa ve Türkiye'de güvence altına almak istiyor. Kızlar
yurtdışına ancak evli çıkabildiğinden uyduruk evliliklerde artıştan
söz ediliyor. Nitekim son istatistiklere göre son aylarda Avrupa'ya
gözle görülür bir İranlı göçü var. Türkiye için de aynı eğilim
sözkonusu ancak girişte vize koşulu olmadığından bu Avrupa'daki
kadar bariz değil. 1979 sonrasında İran'ın devriminin en beter
sonuçlarından olan beyin göçü belki yeni bir ivme kazanmakta.
Hayra alâmet değil.

Buna mukabil sokakta hergün hükümet kontrollü nükleer nümayiş
var. İran hükümetinin, bir taraftan yemin billah atom bombası
yapmayacağız derken diğer taraftan sokağa sürdüğü güdümlü güruha
"bombamızı isteriz" gösterisi yaptırtması, ne kadar inandırıcı
olmadığının en basit ifadesi. İnandırıcılık konusunda bir
diğer talihsizlik de petrol ve gaz zengini olup nükleer enerjiye
yönelmiş olmak elbet.

İkinci
devrim
Dinlediğim gözlemciler İran'da yönetimin, aşikâr toplumsal, politik
ve ekonomik iflası ötelemek amacıyla mecali kalmamış İslam devrimini
canlandırmak istediğini vurguluyor. Mollaların lumpenproletarya
ile birlikte ikinci bir devrime doğru yöneldiklerini dile getiriyorlar.
Bunun aracı ilki kadar kanlı, acılı ve şüheda edebiyatıyla yoğrulmuş
ikinci bir seferberlik. 1979 sonrasında ABD'nin teşvik ve desteğiyle
Irak'ın komşusuna saldırmasıyla başlayan ve 1980-1988 arasında
cereyan eden İran-Irak savaşında resmen 262.000 İranlı 105.000
Iraklı can vermişti. Gayriresmî rakam ise milyon ölü mertebesindeydi.
Özellikle Irak'ın fütursuzca kullandığı kimyevî silahdan ötürü
pekçok İranlı da sakat kalmıştı. İran devrimi liderleri bu faciayı
yıllarca kullandılar, kutladılar. Benzer bir algılama bugün için
sözkonusu. Her derde deva olan devrimin yeni bir soluk kazanması
ve bekâsı için ABD'yi kışkırtmak, saldırtmak ve saldırının muhtemel
fecî sonuçları üzerine bir mazlum meşruiyeti bina etmek.

İran petrol ve gazdan elde ettiği gelirin aslan payını temel toplumsal
hizmetleri feda ederek, Pakistan üzerinden girdiği düşünülen silah
alımına ayırıyor. Radyo ve televizyonlarda seferberlik ve kahramanlık
marşları çalınıyor. Nükleer uğultudan hiçbir mâkul söz duyulmuyor
ve paldır küldür tüm coğrafya yeni bir çılgınlığa doğru hızla
yol alıyor. Bu gidişatta ve İran'da türeyen çılgın doktor Strangelove'ın
ortaya çıkmasında ABD ve İsrail'deki Strangelove'ların önemli
payını da unutmamak gerek.

Önümüzdeki ikilem, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ı ve ekonomiyi
iyice batıracak bombasını görmezden gelmek ve yapacağı bombayı,
karşılığını misliyle alacağından hiçbir zaman kullanamayacağını
varsayarak yeni bir "terör dengesi" oluşturup savaşı önlemek ya
da Farsın oyununa gelerek ortalığı eşi benzeri görülmemiş bir
yangına vermek.










Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
| |
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|