



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
29. 04. 2006 |
2010'da Avrupa Kültür Başkenti İstanbul
Salı
günü Brüksel'de Alman Essen ve Macar Peç kentleriyle
birlikte İstanbul'un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti (AKB)
olması konusunda seçici kurul olumlu görüş bildirdi. Parlamento'nun
görüşünden sonra son kararı Kasım ayında 25 üye ülkenin Kültür
bakanları verecek.

Üç kentin birlikte kültür başkenti olacak olmaları hoş bir tesadüf.
Peç Osmanlı yapılarının yoğun olarak ayakta kaldığı vakanüvis
İbrahim Peçevi'nin kenti. Essen Almanyalı Türklerin
yoğun yaşadığı Ruhr bölgesi kenti. Alman ve Macarların
İstanbul'la ilişkileri ise eski ve köklü.

Baştan sivil bir girişim
Bu başarıda içerik olduğu kadar yöntem de belirleyici oldu. Nitekim
jüri kararına giren "Aşağıdan yukarıya (bottom-up) yapılanan süreç
ve sivil toplumun oynadığı aktif rol, teklifin hayatî değerleri
(crucial assets) olarak görülmüştür" ifadesi girişim grubunun
becerdiği en önemli işlerden birine atıfta bulunuyor. Girişim
grubu ülkenin idarî kültürünün aksi yönünde, toplum, yerel yönetim
ve merkezî yönetimin eşit biçimde çalışıp karar aldığı bir yapıdaydı.
Eğer bu yapı kentin yönetimini yönetişime dönüştürebilirse
bu AKB'nin en değerli getirilerinden biri olacak.

Kentin ayakta kalan değerlerini ortaya çıkarmak veya birlikte
yaşama kültürü gibi kaybolmaya yüz tutan değerlerini yeniden keşfetmek
konusunda ise jüri "Dört element etrafında şekillenen bir program
fikri, hem yenilikçi olması hem de kentin köklerine dayanan bir
görüntü sergilemesi açısından son derece değerli bulunmuştur"
diyor.

Hazırlık
döneminde çok çalışmak gerekecek. Nasıl AB üyeliği farklı beklentiler
demekse AKB olmak da kentte ve kentten yaşayanlar için farklı,
hatta bazen birbirine zıt beklentiler demek. Örneğin kentin bir
mahalini yıkıp yeniden yapmak kimisi için estetik ve ticarî anlamlar
taşıyacak diğeri için ise modern kent dönüşüm pratikleri açısından
modası geçmiş ve insan dokusuna zarar verecek nitelikte olacak.
Farklı yaklaşımlar ve zıt çıkarlardan yapıcı bir sonuç elde etmek
herhalde kurulacak yapıların en çetin işlevlerinden olacak.

Kentin, yeni bir kültür politikası vasıtasıyla, yaşayan dokularına
zarar vermeden geri kazanılması ortak hedeflerden biri olarak
benimsenirse sorunlar giderilir. Bunun aracı beş yıllık hazırlık
aşamasında yerleşen birlikte çalışma kültürü olacak. Eğer
bu ekip çalışması ruhu Salı günü açıklanan kararın alınmasında
belirleyici olabildiyse bu, seçici kurulun da altını çizdiği gibi,
ilerdeki sorunların giderilmesi açısından ümit vericidir.

AB sürecine taze kan
AB üyelik süreci açısından İstanbul'un 2010'da AKB olacak olması
iyice tavsamaya yüz tutmuş AB işlerini bir nebze gündeme taşıyacak
nitelikte. Aynı doğrultuda, eğer AB süreci kopmadan sürerse 2010,
olası katılım tarihimiz 2014 öncesinde yolun yarısı demek. Ayrıca
2014 resmen telaffuz edilmiyorsa da 2010 İstanbul'u dönüştürmek
için kesin bir tarih olarak önümüzde duruyor. Bizi, hiç alışık
olmadığımız "geleceği düşünmek ve hazırlamak" için zorluyor.

"Tanıtım" konusuna gelince, AKB Avrupalının Türkiye
ezberini, Türk'ün de Avrupa ezberini bozmak için gayet işlevsel
bir çalışma olacak. Her iki tarafta hakim olan "biz-onlar" yaklaşımını
değiştirebilecek güçte. Zira sonuçta "onlar" diye adlandırdıklarının
kültür başkenti oluyorsun; Avrupalının daima "ötekiler" diye algıladığının
bir kenti de onun kültürünün başkenti oluyor. Birbirini anlamak
için bundan iyi fırsat mı olur?

Avrupa'daki Türkiye tartışmasının büyük ölçüde kültür farkı üzerinden
yürüdüğünü hatırlarsak AKB projesinin muhtemel katkısı ortada.
Ama İstanbul veya Türkiye'nin kültürel olarak Avrupalı olduğunu
kanıtlamak için değil, hem Avrupalı hem de daha fazlası olduğunu
anlatabilmek için.

Başbakan Çarşamba günü yapılan basın toplantısında salondan gelen
"ne kazanacağız" sorusuna, şu kadar para bu kadar pul değil "İstanbul'u
kazanacağız ve Avrupa'ya kazandıracağız" dedi. Genişletirsek,
bu çalışma gerçekten herkesin kazanacağı bir iş gibi duruyor.
Zira "kültür" dar anlamını aşarak idarî kültürden birlikte yaşam
kültürüne, barış kültüründen siyasî kültüre kadar farklı konulara
sıfat olabiliyor.
Bilgi için: www.istanbul2010.org










Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
| |
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|