Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






AB Editörü'nden Güncelleme: 30.01.2001

AB'de Ulusal Egemenlik kavramı üzerine
Ulus-devletin dört egemenlik hakkından üçü (para basma, güç kullanma ve sınırı kontrol) AB sürecinde ulusüstü yönetimlere devredilirken, 'Avrupa yurttaşlığı' kavramı da ön plana çıkıyor

Avrupa Birliği ilk kez egemen devletlerin gönüllü olarak temel egemenlik haklarından vazgeçtikleri bir süreçtir. Ortaçağ boyunca biçimlenen ve ulus-devletlerin ayrıcalıkları olan dört temel egemenlik hakkı para basma, vergi salma ve silahlı gücün tekelleri ile sınırlardan kimin alınacağının tayinidir. Avrupa'nın birlik süreci şimdilik vergi salma dışında bu ayrıcalıkların sistematik bir biçimde ulus-devletlerin tekelinden ulusüstü yönetimlere devredildiği süreçtir.

Para basma tekelinin devri, Maastricht Antlaşması uyarınca üye devletler paralarının, kıstasları yerine getirmek koşuluyla, euro'ya dahil olmalarıyla gerçekleşiyor. 1 Ocak 2002'de euro, 12 'üye devlet'in ortak para birimi olacak. Aday ülkeler ise istisnasız euro'ya dahil olmak istemekte ve üyelikle beraber Avrupa Merkez Bankası'na (AMB) para basma tekellerini devretmeyi hedeflemekteler. Kıstasları yerine getirmelerine rağmen değişik nedenlerden dolayı egemenliklerini devretmemekte direnen Danimarka, İngiltere ve İsveç ise kendi iş çevrelerinin baskısına ilaveten 10 yıla kadar 22 ülkede 360 milyondan fazla AB yurttaşının kullanacağı ortak para karşısında uzun müddet direnemeyecekler. Para basma tekelinin ulusüstü ve özerk bir otoriteye devredilmesi o ülkenin yürütme erkinin elinden para politikasını bütünüyle alır. Hükümetler artık, özerk bir ulusal merkez bankasından da etkin AMB'nin para politikalarına uymak zorundadırlar. Dolayısıyla yönetimleri sırasında popülist amaçlarla para politikasıyla oynamaktan yoksun oldukları gibi AMB kararlarına diğer iktisat politikalarını da uyarlamak zorundadırlar.


Sınırlardan kimin alınacağının tayin hakkı da para basma tekeli gibi 'regalien' bir haktır. AB ülkeleri Amsterdam Antlaşması'yla Birliğin üç temel sütunundan biri olan Adalet ve Polis İşbirliği'ni (APİ) şu anki 'hükümetlerarası işbirliği' konumundan federal politika konumuna getirmeyi amaçladılar. 1 Mayıs 2004 itibarıyla APİ içerisindeki göç ve iltica politikaları topluluk politikası haline gelecek ve böylece, bugünden federal politika olan vize politikasıyla eklemlenerek 'üye devletler'in 'sınırdan kabul' tekellerini tamamen devretmelerini sağlayacak. Dış sınırların siyasi kontrolünün 2004'te federal makamlara devri, 'kişilerin serbest dolaşımı' ile iç sınırlarını kaldırmış olan AB devletlerinin sınırlarından kimin alınacağı ile ilgili egemenlik haklarını devretme süreçlerini tamamlayacak.

İç ve dış güvenlikten sorumlu güçlerin tedricen ulusüstü yapılara devredilmesi AB oluşumunun çok anlamlı bir diğer sürecidir. Polis ve jandarma teşkilatları, APİ sütununun topluluk politikasına dönüşmesi sayesinde daha etkin bir işbirliği ortamına kavuşacaklar. 1975' ten bu yana 'hükümetlerarası işbirliği' mekanizmasıyla yürütülen eşgüdüm çalışmaları, APİ konularının 2004 itibarıyla federal politikaya dönüşmesiyle gerçek anlamında ulusüstü bir temelde somutlaşacak. Ulusal hükümetler APİ konularındaki egemen karar haklarından zor vazgeçiyor olsalar da iç sınırların kalktığı ve ortak dış sınırların oluştuğu Avrupa coğrafyasında ancak ulusüstü bir işbirliği ile güvenlik sağlanabileceğini anlamış bulunmaktalar. Kabaca, uyuşturucu ticareti, terörizm, dolandırıcılık ve insan ticareti ile mücadele ve kriminal konularda adli işbirliğiyle yapılan polis işbirliği, bugün salt bilgi alışveriş merkezi olan EUROPOL'ün ilerde gerçek bir federal yapıya dönüşmesiyle güç kazanacak.

Dış güvenlikte ortaklık ise Avrupa'nın temelinde olan konulardır. AB genel kanının aksine ekonomik bir birliğin çok ötesinde, savaş tehlikesini ekonomik araçlarla kontrol altına almış siyasi bir birliktir. Avrupa'nın temelleri, Fransa ve Almanya'nın, silah yapımındaki en önemli girdi olan çelik ve kömürün üretimlerinin kontrolünü ilk ulusüstü otorite olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'na devrettikleri anda atıldı. Amaç 1945 sonrası perişan olmuş Avrupa'da yeni bir askeri maceranın önünü ekonomik denetimle kesmek, aynı zamanda bunu derinleşerek gelişen bir çıkar ilişkisi haline getirip savaşı tamamen gündemden çıkartmaktı. Bu başlı başına siyasi bir yaklaşımdır.

1950'den bugüne kadar Avrupa bu idealle çalıştı, önce Batı Avrupa Birliği'ni (BAB) kurdu ve özellikle 1989 sonrası Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla ABD'nin askeri vesayetinden kurtulmak amacıyla ortak bir savunma ve güvenlik sistemi kurmak için politika üretmeye başladı. Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) bu düşüncenin ürünü ve ilk aşamada acil müdahale ve kriz yönetimi gibi öncelikleri olacak 60 bin kişilik bir federal askeri güç öngörüyor. AGSK, üye devletler arasında savaş riskini asgariye indirmiş olan AB'nin siyasi modelini bu coğrafyada perçinleyecek ve genişleme sonrası siyasi ağırlığını dünyada hissettirecek olan Avrupa ordusunun çekirdeğidir. Somut olarak bu, Almanya'nın tekelinden vazgeçtiği Deutche Mark'a karşı Fransa ve belki daha ilerde İngiltere'nin askeri güç tekellerinden vazgeçmeleri ve onu paylaşmaya razı olmalarıdır.

Ulus-Devletlerin tekellerinden vazgeçerek egemenlik haklarını ulusüstü yapılara devretmeleri ve devredilenin paylaşımı sürecinin temelinde AB'nin kurucu felsefesi yatar. Kuruculardan Monnet: "Devletler arasında yeni bir koalisyon değil insanlar arasında birlik kuruyoruz" ve daha ilerde: "Münferit ülkelerin kazançları kendi çabaları, komşularına karşı elde ettikleri avantajlar ve komşularına taşırabildikleri sorunlarla sınırlıdır. Halbuki Topluluk içerisinde her üyenin avantajı geriye kalan üyelerin refahına neden oluşturur" der. Görüldüğü gibi AB birey ve dayanışma üzerine inşa edilmiş siyasi bir oluşumdur. AB'de amaç devletlerin çıkarı ve refahı değil onların egemenlik haklarını paylaşarak güçlü ve etkin bir dayanışma ortamı inşa etmeleri ve bu ortam sayesinde bireylere refah, istikrar ve güvenlik sağlanmasıdır.

Tepede Avrupa yurttaşlığı kavramının giderek yerleştiği, altlarda da çalışılan şirkete olan sadakatin, oturulan yöreye olan bağlılığın ve ebeveynden işitilen dile duyulan aidiyet hissinin ön plana çıktığı bir Avrupa coğrafyasında ulusal egemenlik kavramının ağırlığı 21. yüzyılda ne olacak? II. Dünya Savaşı esnasında işgal kuvveti olarak bulunduğu Fransız köyünde ev satın alıp muayenehanesini oraya taşıyan, verdiği hizmet karşılığı euro alan ve yerel seçimlerde oy kullanan Alman diş hekimi için hangi ulusun ne konudaki egemenliğidir söz konusu olan? Ulusüstü ve ortak para, polis ve ordu, ilerde de ulusüstü ve ortak iktisat politikası, sosyal politika, dış politika ve hukuk kaidelerinin geçerli olacağı, birey ve toplum hayatını ilgilendiren kararların daha bugünden sadece yüzde 20'sinin ulusal merkezi kurumlar, geriye kalan yüzde 80'inin ise Brüksel ve yerel kurumlarca alındığı AB'de ulusal egemenlik ve tam bağımsız ilkeleri ile onların uygulamadaki sonucu olan iç politika/dış politika ayrımının ne anlamları kalacak?

Şiarı 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' olan AB adayı Türkiye'nin bu soruları şimdiden sorması kendi hayrına olacaktır.


 



Diğer yazılar için tıklayın



AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla