



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
12. 04. 2006 |
Kapsamlı bir Kürt politikası mümkün mü?
Kürtlerin temsilcilerinin, AB bayrağı dalgalandırmanın dışında
Türkiye'nin AB sürecinden söz ettiğini artık pek işitmiyoruz.
Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı, ülkenin yoksul bölgelerinin AB
hazırlık çalışmalarının ana hedeflerinden olması beklenirken bu
konuda ne Kürtler ne de hükümet tarafından gözle görülür bir odaklanma
yok. Aksine Kürtlerin ilgi odağı batıdan güneye, Irak'ın kuzeyindeki
resmî adıyla "Kürdistan bölge yönetimi"ne ve onu ayakta
tutan ABD'ye kaymış gibi görünüyor. Hükümet ise bölgenin
kalkınmasına yönelik çalışmaları bir türlü somutlaştıramıyor.

Ekonomik
çıkmaz
Örneğin 2002 ile 2004 arasında AB'nin verdiği sınırlı hibeden
doğuya tek bir proje çıkmış: Batı'daki beş ille birlikte Malatya,
Bingöl, Elazığ, Tunceli, Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan illerini kapsayan
ve AB'nin 70 Türkiye'nin de 20 milyon avro ile destek olduğu bölgesel
kalkınma projesi. Ulusal düzlemde ise doğu illerinin teşvik kapsamında
ayrıcalıklı bir yeri olması gerekirken ortada böyle bir gayret
yok.

Kamunun yatırım yapamadığı yere özel teşebbüs nasıl yatırım yapar
sorusunu sormamak elde değil. Bu konuda tayin edici olan, yatırım
ortamının ve risk algılamasının düzelmesi. Hükümet, kâh duyarsızlıktan
kâh ayrılıkçılığı besler endişesiyle ekonomik yatırım yapmadıkça
bölge bir türlü belini doğrultamıyor, bunun sonucunda muhtemelen
%50'lerde seyreden işsizliğin sokağa döktüğü insanlar ve başta
çocuklar şiddet yanlılarının potansiyel kurbanı haline geliyor.
Bu kısır döngüye, yatırımları bilerek engelledikleri söylenen
kimi Kürt siyasetçiyi de ilâve etmek gerekiyor. Ekonomik kalkınma
konusundaki genel gönülsüzlük de sonunda meseleyi salt bir güvenlik
konusuna indirgiyor.

Eskiyi
arayanlar
Güvenlik konusunda, PKK kışkırtmasıyla başladığı söylenen ama
çok daha ciddî toplumsal bir dip dalgasına işaret eden son olaylar
karşısında kolluk kuvvetlerinin itidalli ve iradeli tutumu önemli
bir gösterge. Buna rağmen bugün Kürt meselesinin geldiği yeri
ve PKK'nın silâhları bırakmamasını AB süreciyle birlikte gerçekleştirilen
siyasî reformlarla ilişkilendiren ve bu özgürlükçü reformların
işleri kontrol edilemez hale getirdiğini düşünenler var. Bunlar
çarenin 1984-1999 döneminde uygulanan eli sopalı politikalara
dönüşte olduğunu temenni ediyor. Sanki o politika Kürt meselesini
çözmüş gibi.

Kürt meselesini bir kan davası olarak görmek isteyenler mütemadiyen
otuz bin şehitten söz eder. Hâlbuki müteveffa üzerinden politika
üretilemez, acılardan ancak ileriye dönük dersler çıkartılabilir.
Tıpkı iki dünya savaşında, önce 7 milyon arkadan 46 milyon Avrupalının
ölümünden sonra "Bir daha asla" diyerek kıtada kalıcı bir barışın
yollarını arayan Avrupalılar gibi!

Doğu illeri müsteşarlığı
Bir sonraki milletvekili seçimlerinde Kürt kökenli siyasetçilerin
ulusal düzlemde siyaset yapabilmelerini; Kürtlerin ağırlıklı olarak
yaşadıkları yoksul bölgelerin başta organik tarım ve kırsal kalkınma
konularında AB mevzuatına ayak uydurmalarını; yatırım teşvik politikasının
gözden geçirilmesini; Irak'taki "Kürdistan bölge yönetimi" ve
Irak Cumhurbaşkanı Celâl Talabani'yi muhatap alacak yeni
bir Irak ve Kürt politikası geliştirilmesini; ve af kapsamının
genişletilmesini sağlayacak şekilde çok yönlü bir politika oluşturulması
gerekiyor. Bu amaçla nasıl terörle mücadelenin eşgüdümü Başbakanlığa
bağlandıysa yine Başbakanlığa bağlı, doğu illerini kapsayacak
ve doğrudan bölgede kurulacak yeni bir müsteşarlık düşünülebilir.

Bugünün Türkiye'si politik, sosyal, ekonomik ve hatta militer
anlamda 1990'larda telaffuz edilen "vur kurtul" siyasetinin artık
bir seçenek olmadığı bir ülke. Önümüzde yapıcı politikalardan
pek başka yol yok.








Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
| |
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|