



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
12. 04. 2006 |
Avrupa'ya girmek değil Avrupa ülkesi olmak
Burada olsun Avrupa'da olsun Türkiye'nin AB yolundan bahsedilirken
daima "Avrupa'ya girmek" sözü kullanılır. Halbuki bu deyim Türkiye
ile AB ilişkilerinin bugün bulunduğu yerde her iki taraf açısından
gayet olumsuz bir algılamaya işaret ediyor. İfade her şekilde
yanıltıcı.

Avrupa'dan Türkiye'ye bakınca, girmek sözü "Avrupa'ya alınmak"
anlamına geliyor ki AB'nin ortak karar mekanizmalarına dâhil olmaktan
başka bir yere alınmamız söz konusu değil. Ancak Avrupalı sade
vatandaşın kafasında Türkiye'nin AB'ye girmesi, denklerini sırtına
vurup Avrupa yollarına düşmüş bir dolu aç insan imajına karşılık
geliyor. Bu da malûm korkuları ve eşliğinde gelen dışlayıcı ve
olumsuz tepkileri doğuruyor.

Esasında işsizlerimizin hayali olan Avrupa'da çalışma olasılığı
bugün için ham bir hayal. Üye olduğumuzda gerçekleşebilecek olan
serbest dolaşım otomatik olarak da işlemiyor. AB'nin eski ve varlıklı
üyeleri yeni üyelerden gelebilecek olan vasıflı ve ucuz işgücüne
uzun yıllara yayılmış sınırlamalar getiriyor. Örneğin bugün, 2004'te
üye olan on ülkeden sekizinin vatandaşları eski üyelerden sadece
İngiltere, İrlanda ve İsveç'e gidip çalışabiliyor. 1 Mayıs'tan
itibaren onları kabul eden eski ülkelere muhtemelen Belçika, Finlandiya,
Fransa, İspanya ve Portekiz eklenecek.

Göç çare olmamalı
Ancak yakın zamanda yayımlanan çalışmalar bu haktan dahi yararlananların
sayısının sanıldığından epeyi düşük olduğunu gösteriyor. Kişilerin
serbest dolaşımı ilkesine rağmen insanın ve bu durumda Avrupalının
hop o ülkeye hop bu ülkeye gitmediğini bilmek lâzım. Zira dünyada
kimse keyiften göç etmez. Nitekim serbest dolaşım, yani evini
barkını başka bir AB üyesi ülkeye taşıyarak hayatını orada sürdürmek
sanıldığı kadar revaçta bir uygulama değil. Yıllardır serbest
dolaşım hakkına sahip olan Avrupalıların sadece %4'ü başka bir
üye ülkeye yerleşmiş! Üstelik bu veriye emekliliğini Akdeniz'de
yaşayan kuzey Avrupalılar ve kültürel anlamda birbirlerine çok
yakın ülkeler vatandaşları dâhil.

Serbest dolaşım olanağı ülkemizde işsizler için çok çekici görünüyorsa
da doğduğumuz yerde çalışmak elbette en insanî çare. Türkiye gibi
esasında tüm işsizlerini doyurabilecek bir toprakta çalışıp yaşamak
varken oralara, uzaklara gidip Avrupa'nın her anlamda soğukluğuna
katlanmak ne kadar anlamlı? AB perspektifi ve IMF bağlantısı sayesinde
ülkenin kazandığı ekonomik itibar şimdiden ekonomik bir hareketliliği
ve esas yabancı yatırım sermayesini ülkeye taşıyor. Eğer AB perspektifi
önümüzden yok olmaz, istikrar devam ettirilebilir, tarımın değişimi
kazasız belâsız gerçekleşir ve özellikle yabancı sermaye ciddî
bir plan çerçevesinde yönlendirilebilirse bunun büyüme, istihdam
ve ulusal gelir üzerindeki etkileri kayda değer olacak.

Yeni üye olan ülkelerdeki adaylık dönemi sondajlarında Avrupa'yı
iş bulma fırsatı olarak görenler çoğunluktayken üyelik yaklaştıkça
bu öncelik tercihlerin son sıralarına düşmüştü. Diğer bir deyişle
adaylar kendilerini Avrupa'da hissettikçe ve AB dinamiği ülkelerine
iş, aş ve güvenlik olarak yansıdıkça diğer ülkelere gitmeye gerek
görmez oluyorlar. Aynı şekilde Türkiye'dekiler de ülke üyelik
yolunda ilerledikçe perçinlenecek istikrarın bireysel hayatlarına
yansıması sonucunda çözümü "Avrupa'ya girmek"te aramayacaklar.
Aksine Türkiye eğer Avrupa'nın dışında tutulur hatta kıtadan koparılırsa
işte esas o zaman "Avrupa'ya girmek" hatta "zorla girmek" işsizin
sürekli gündeminde kalacak.

"Girmek" eylemi sanki oralara gidince tüm sorunlarımızdan kurtulacak,
paklanacak ve her işimizi yoluna koyacakmışız gibi bir anlamla
yüklü. Halbuki amaç bu ülkenin de, yakın zamanda üye olan Orta
Avrupalılar gibi AB kurallarını uygulayan bir Avrupa ülkesi haline
gelmesi. O vakit "giren" daha ziyade, tıpkı İspanya için olduğu
gibi, Türkiye'de yerleşmek isteyecek olan diğer Avrupalılar olacaktır.









Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
| |
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|