



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
10. 02. 2006 |
Medeniyetler ittifakı?
Pazartesi günü İspanya ve Türkiye Başbakanları dünya basınına
medeniyetler ittifakı girişimi çerçevesinde ve karikatür yangını
vesilesiyle ortak bir çağrıda bulundular. İspanyolların kaleme
aldığı metinde şu pasajlar ilginç: “İfade özgürlüğü demokratik
sistemlerimizin köşe taşlarından biri ve bundan asla vazgeçmeyiz.
Fakat farklı hassasiyetlere karşı sorumsuzluk ve saygısızlık hakkı
da yoktur... Daha adil bir uluslararası sistem inşa etmemizin
tek yolu, her iki tarafın inançlarına azamî saygı göstermektir.”


Hangi
medeniyetler?
Başbakanların donuk metninde iki ciddî sorun var. Birincisi Batı
ile İslam olduğu farz edilen sadece iki taraftan söz ediliyor.
İkincisi bu iki tarafın inançlarına saygıdan söz ediliyor. Nedir
bu inançlar? Hıristiyanlık ile İslam ise “dinler ittifakı”ndan
söz etmek daha doğru. Değilse Batı’nınki herhalde laik modernlik,
İslam dünyasınınki de Müslümanlık. Bu konum ise ittifak değil
zıtlaşmaya açık!

Metinde adı edilen daha adil bir uluslararası sistemin
inşası ise herhalde inançlara azamî saygıdan çok siyasî, iktisadî
ve çevresel sorun ve eşitsizliklere bulunacak çarelerden geçiyor.

“Medeniyetler ittifakı” içi doldurulması son derece zor
bir kavram. Felâket tellalı Huntington’un “çatışma”
iddiasının antitezi olarak üretildiği aşikâr. Diğer taraftan Türkiye
gibi bir ülke tarafından telâffuz edildiğinde buraların başka
bir medeniyete mi ait olduğu ima ediliyor? O medeniyet acaba dinle
mi tanımlanıyor? Dinle tanımlanmıyorsa Türkiye’nin temsil ettiği
veya dahil olduğu medeniyet hangisi? İkincisi, medeniyetler ittifakı
şu sırada böyle bir ittifakın olmadığını, aksine bir husumet olduğunu
varsayıyor. Ama acaba insanlık tarihinde medeniyetler arası bir
ittifak hiç olmuş mu? Kavramdan çok iyi niyete benzeyen bu girişime
karşılık ve daha adil bir dünyayı beklerken Müslüman düşmanlığına
karşı alınabilecek bir-iki somut politik önlem olabilir.

Somut girişimler
Özellikle Batı’da Yahudi düşmanlığının cezalandırılmasına karşılık
Müslüman düşmanlığı için hiçbir önlem yok. Otosansürden medet
ummamak gerekiyor. Dinle imanla alakası olmayan Avrupalı kendini
bir yere kadar gemler. Musevîliğin “Anti Defamation League”i
benzeri İslam dinini hedef alan her çeşit saldırıyı izleyerek
ulusal hukuklar yoluyla engelleyecek ve cezalandıracak bir yapı
düşünülebilir. İslam Konferansı Örgütü, Birleşmiş Milletler ile
birlikte bu konuda işlevsel olabilir.

Müzakere eden aday ülke Türkiye’nin AB içinde yapacağı girişimlerle
AB kurumları nezdinde bir İslam otoritesi tesis edilebilir. Her
ne kadar İslam dininin tek bir temsilcisi yoksa da müstakbel AB
üyesi Türkiye’nin başını çekeceği bir etik kurum yararlı olabilir.

Tıpkı “Yahudi karşıtlığına karşı önlemler” gibi “Müslüman karşıtlığına
karşı önlemler” de hukukî ve siyasî literatürde artık yer etmeli.

Türkiye’nin inandırıcılık sorunu
Ancak bu nazik konularda Avrupa ve dünya çapında girişim yapmak
için Türkiye’nin temel özgürlükler konusunda ve bu durumda inanç
özgürlüğü konusundaki sicilinin inandırıcı olması gerekir. Frenk
usulü laiklik yoluyla devleti din etkisinden, Anglosakson usulü
sekülerlikle de dini devlet etkisinden koruyan hukuk ve uygulamayı
gerçekleştirmiş olması gerekir. Devletin her dine eşit mesafede
olması gerekir. Çoğunluk dininin diğerlerine müsamahakâr olması
değil onlara empatiyle yani diğerkâmlıkla yaklaşması ve onlarla
bir arada yaşamayı öğrenmesi gerekir. Bunların hiçbiri bugün için
yeterli derecede değil.

Diğer mezhep ve dinlere olan yaklaşıma ilâveten dinin toplum ve
siyasetteki yeri de soru işaretlerine neden olmakta. AB’deki kimi
ülke ve kamuoyları Türkiye konusunda, kendileri Hıristiyan olduğu
için değil, Türkiye fazlasıyla dinle haşır neşir olduğu için tereddüt
ediyor. Bu tavır özellikle sol, laik ve feminist çevrelerde yaygın.
Bu anlamda Türkiye’nin şu sıradaki zıtlaşmaya tepkileri, ittifak
konularına da yaklaşımı dinî değil politik olabilirse bu, ortak
gelecek için verdiği garanti anlamına gelecektir.

Galiba dinleri, medeniyetleri dünya çapında buluşturmaya kalkmadan
onları önce burada buluşturmak gerekiyor.




Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|