



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
10. 02. 2006 |
Kıbrıs meselesini Avrupalılaştırmak
Türkiye Kıbrıs meselesinde yine bir 24 Ocak günü yeni bir adım
attı. 2004'te Başbakan Davos'ta BM Genel Sekreteri Annan'a "üzerinde
tarafların mutabakat sağlayamadıkları yerleri siz doldurun" diyerek
başlattığı ve son Annan Planını hazırlayan girişim de bir 24 Ocak'ta
yapılmıştı. Açıklanan Eylem Planının ana teması tüm ekonomik ambargoların
karşılıklı kaldırılması.

Türkiye gümrük birliği uyarınca limanlarını açacak, eşzamanlı
olarak da adanın kuzeyinin ekonomik tecridi bitecek.

AB sürecinin önünü açmak
Ankara'nın
girişimi açık bir şekilde Türkiye'nin AB yolunun önünü tıkama
potansiyeli çok yüksek olan Kıbrıs meselesini bertaraf etme amacını
taşıyor. Bu anlamda Kıbrıs meselesine olan siyasî yaklaşımın
bu girişimle birlikte usul usul Avrupalılaştığını söylemek abartı
olmayacak. Avrupalılaşma daha çözüm aşaması için öngörülmüyorsa
da girişim Türkiye'nin AB sürecine odaklı.

Müzakere Çerçeve belgesinin değişik paragraflarında Türkiye'nin
gümrük protokolünü uygulayarak limanlarını açması gerektiği vurgulanıyor.
Bunun olup olmadığı Komisyon tarafından yılın sonundaki İlerleme
Raporunda tespit edilecek. Diğer taraftan gümrük birliği kapsamına
giren üç müzakere başlığında (Rekabet Politikası, Gümrük Birliği
ve Malların Serbest Dolaşımı) fiilî müzakerelerin başlaması için
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de mutabık olması gerekiyor. Sonuçta müzakerelerin
sürebilmesi Türkiye'nin limanlarını açmasına bağlı. Ancak Türkiye'de
hiçbir hükümet limanları hiç bir şey elde etmeden açamayacağından
Eylem Planı ortaya çıkmış bulunuyor. Girişim, verilecek karşılıklı
tavizler konusunda güçlü bir irade beyanında bulunuyor ve Türkiye'nin
gidebileceği yerin sınırını uluslararası kamuoyuna yazılı olarak
bildiriyor.

Bundan sonra ne olur?
Türkiye girişimin hayata geçmesi için uluslararası kamuoyundan
destek istiyor. Cumhurbaşkanı Talat 28 Ekim'de Rice
ile görüştüğünden bu yana ABD'den Kıbrıs konusunda gür bir ses
çıkmadı. ABD'nin Türkiye'ye destek vermek için İran opsiyonları
da dahil olmak üzere bin bir tane hesabı olsa gerek.

BM'ye gelince, örgütün iradesi, üyelerinin ve daha doğrusu Güvenlik
Konseyi daimî üyesi beş ülkenin siyasî iradesi kadardır. Nitekim
Annan Planı'nın Rumlarca reddinden sonra Güvenlik Konseyinde
kuzeye uygulanan ambargonun hafifletilmesini öneren taslak Rusya'nın
muhalefetinden gündeme dahi alınamadı. Yakın zamanda Kemal
Derviş'in başında bulunduğu BM Kalkınma Programı'nın adanın
kuzeyine yapmak istediği yardımın akıbeti ortada. Bu yıl sonunda
terk-i makam edecek olan Genel Sekreter, oğlunun bulaştığı para
pul işlerinden epeyi itibar kaybetmiş durumda. Alvaro de Soto'nun
yerine düşündüğü özel temsilci Nijeryalı Profesör İbrahim Gambari
ise meşhur bir Afrika uzmanı!

Türkiye yıllardır AB'nin ve AB ülkelerinin Kıbrıs konusuna müdahil
olmalarını engellemek için özel çaba sarf eder. Bu arada AB, Kıbrıs'ın
güneyini adanın tek temsilcisi olarak AB üyesi yapmış olsa da,
bu "dış politika pozisyonu" mıh gibi yerinde durur.

AB'den çekinmemek
Halbuki Kıbrıs Cumhuriyeti AB'ye üye oldukça, biz de AB üyeliğine
aday olduğumuz sürece AB, istese de istemese de Kıbrıs meselesinde
taraf olacak. Mesele bugün Papadopulos hükümeti tarafından
istismar edilen o pasif AB'nin Kıbrıs meselesinde nasıl aktif
ve yapıcı bir politikaya doğru evrilebileceği. Eylem Planının
hedefi (AB müzakerelerinin önünü açmak) ve içeriği
(mesela gümrük birliğinin kuzeyi de kapsaması teklifi) AB kurum
ve ülkelerini göreve çağırıyor.

Nitekim Komisyon, İngiltere ve bazı AB ülkeleri bu hassasiyeti
göstermeye başladılar. Dışişleri Bakanı Ankara'da planı açıklarken
İngiliz muadilinin aynı saatlerde Cumhurbaşkanı Talat'la görüşmesi
tesadüf değil. Öte yandan, Kıbrıs'ta çözümün Avrupalılaşması Rumların
sandığı gibi her istediklerini yapabilecekleri ve Annan Planıyla
verdikleri tavizleri aynen geri alacakları bir dikensiz gül bahçesi
anlamına gelmiyor. AB'nin kuzeydeki Türk varlığını koruyacak envai
çeşit düsturu ve pratiği mevcut. Bölgesel politika bunlardan sadece
bir tanesi.

Hükumetin attığı adım ülkede herkes tarafından takdir edildi.
Ancak girişimin olumlu bir sonuç vereceğinin hiçbir garantisi
yok. Bu durumda AB ilişkimizin önündeki en somut engel olmasına
rağmen tek başına çözmemiz mümkün olmayan Kıbrıs engelini ancak
AB üyeliğinin gerektirdiği tüm diğer hazırlıkları lâyıkıyla sürdürerek
aşmak mümkün.





Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|