Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






AB Editörü'nden Güncelleme: 25. 01. 2006

Kaş yaparken göz çıkarmak
Dün Vilâyet’te valiliğin inisiyatifiyle kamu, yerel yönetim ve sivil toplumun katıldığı önemli bir toplantı vardı. Amacı önümüzdeki 1 Şubat’a kadar kentin kültür mirasının nasıl korunduğu ve ilerde nasıl korunacağına dair bir rapor hazırlamaktı. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün Eğitim, Bilim ve Kültür kuruluşu UNESCO’ya bağlı Dünya Miras Merkezi, İstanbul’un Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı ve doğru dürüst korunamayan tarihî alanlarını bu listeden çıkartmak ve Tehlike Altındaki Dünya Miras Listesi’ ne kaydırmak niyetinde. Kuruluş, Şehir Koruma ve Geliştirme Planı’nın bitirilmesi, yönetmeliklerinin hazırlanarak uygulanması, planın malî boyutunun açıklığa kavuşması, Şehir surlarının güçlendirme çalışmalarına özen gösterilmesini talep ediyor. Unesco Türkiye’yi 2003’ten bu yana mimlemiş durumda. Miras Komitesinin yıllık toplantılarında İstanbul’un durumu sabit bir gündem maddesi. UNESCO nezdindeki Daimî Temsilciliğimiz yıllardır kararın menfî çıkmaması için uğraşır durur. İstanbul ile ilgili karar bu yıl Temmuz ayında belli olacak. Dünkü toplantıda birlikte çalışma ve Dünya Miras Merkezi’nin Temmuz kararını olumlu yönde etkileyecek ciddî bir çalışma gerçekleştirme kararı alındı.

Küçük Ayasofya’nın başına gelenler
UNESCO ve diğer kurumları isyan ettiren, çalışmaların restorasyondan çok inşaat ve tamirat olması. Öyle olunca da koruma, tahribat anlamına geliyor. Zira korumanın ne kıstasları belli, ne de ortada çalışma öncesinde yapılmış doğru dürüst araştırma ve proje var. Bu durumda projeyi haliyle işi üstlenen ve umumiyetle müteahhit konumunda olan şirket yapıyor. Bu abes durumun en çarpıcı örneği yakın zamanda Ahırkapı’daki Küçük Ayasofya camiinin tamiratında yaşandı. Yerli ve yabancı uzmanların tüm uğraşına rağmen yerel yönetim bildiğini okudu. 16. yüzyılda camiye döndürülen bu mabed Ayasofya’dan önce M.S. 527 senesinde yapılmış. Uzmanlara göre özelliği planının önemli yapıtlara esin kaynağı oluşturması: İtalya’da Ravenna kentinde M.S. 547’de inşa edilen San Vitale kilisesi ve 790 yılında bu kiliseden esinlenerek Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun başkenti Aachen/Aix-la-Chapelle kentinde Charlemagne tarafından yaptırılan meşhur Katedral. Keza Sinan’ın ustalık dönemini Küçük Ayasofya’da okumak mümkün denir. İşte yakın zamanda yapılan güçlendirme çalışmaları sonucunda yapıtın temeli betonlanırken esas mimarî belleğin betonlanmış olduğu söyleniyor.

Restorasyon mu, tamirat mı, tahribat mı?
İstanbul’un tarihî ve arkeolojik dokusu yıllardır “ben yaptım oldu” mantığıyla bozuluyor. Ancak bu gidişattan herkes sorumlu. Sadece yerel yönetim değil pek çoğumuz kentin arkeolojik yapılarına ve bu yapılar içinde ve etrafında yüzyıllardır oluşmuş hayata mezbelelik gözüyle bakmıyor mu? Kentin tekrardan kazanılması çoğu zaman bu mekanların tazyikli suyla temizlenmesi, yıkanması ve sanki böyle bir şeyin anlamı varmış gibi, eski halini andıran bir görüntüye kavuşturulması demek...

Üzerinde oturduğumuz tarihî hazinelerle her fırsatta ve her tanıtıcı broşürde övünmeye pek meraklı olsak da onları lâyıkıyla yani bilimsel bir şekilde koruyabildiğimiz şüpheli. Bu şüphe başta UNESCO olmak üzere yerli veya yabancı ilgili kurumlar tarafından da paylaşılıyor artık. Türkiye’de bulunan ve sadece bize değil insanlığa ait olan kültür varlıklarına sahip çıkma konusunda hüküm süren beceriksizlik ve gayrî ciddiyetyeter” dedirtiyor.

Bu işler de hep böyle olmuyor mu zaten?
AB kıstaslarına, dış ivmeye, IMF’nin reçetelerine gelmiş geçmiş hükümetler bu ülkenin hak ettiği refah ve özgürlüğü sağlayamadıkları için muhtaç değil miyiz bugün?










Bu yazı Vatan Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

 
Cengiz Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi



Diğer yazılar için tıklayın


AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla