



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
29. 11. 2005 |
Şemdinli salt güvenlik meselesine benzemiyor
Ülkenin doğusunun çok acılı bir geçmişi var. Orada olup biten
her şeyin 1984-1999 arasında yaşananlarla, ondan önceki Kürt ayaklanmalarıyla,
hatta yeni yeni konuşmaya başladığımız Ermeni trajedisiyle doğrudan
veya dolaylı ilişkisi, bu geçmişe göndermesi var. Son yıllarda
Kürt meselesi sadece terörle anılır hale gelmişken bugünlerde
cereyan eden olaylar başka anlam taşıyor olmasın?

Harcanan beş yıl
Türkiye 1999'da Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla Kürt sorununda
yeni bir döneme girdi. Terörist örgüt eski gücünü yitirdi, bölgedeki
çatışma kısır döngüsü kırıldı, hayat geri gelmeye başladı. Bu
müspet gelişmeler kalıcı barışa tahvil edilebildi mi? Orası belli
değil.

Bu başarısızlıkta herkesin payı var. Irak'taki gelişmeler ve özellikle
Kuzey Irak'ta oluşan Kürt özerkliğinin yarattığı endişe, ABD'nin
Kürtleri yanında tutabilmek için PKK'nın Irak'taki varlığına göz
yumması, PKK'nın ilkel terör kültürü, hükümetin bölgenin kalkınması
adımlanndaki isteksizlik ve beceriksizliği... Bölgenin ve yaklaşımların
ortak hissiyat hâlâ korku.

Şemdinli'deki gösteriler 1999 öncesine dönüş mü yoksa yepyeni
bir itiraz biçimi mi? 1984-1999 döneminden epeyi farklı taleplerin
dile getirildiği yeni bir dönemin habercisi mi? Kızgın göstericilerin
attıkları taşları görenler Filistinlilerin "intifada"sına göndermeler
yaptı. Paris banliyölerinde ortalığı kırıp döken toplumdan dışlanmış
gençler belki daha fazla benzerlik arz ediyor.

AKP aslında Şemdinli gibi olayları çözme konusunda tecrübeli değil.
Üç yıl önce hükümete geldiğinde terör gündelik vaka olmaktan çıkmıştı.
AKP'den beklenen "barışın inşası" idi. Bu konuda pek sonuç alınamadı,
tarumar olmuş yöreden göç yoluyla kaçan kaçtı, kaçamayanlar da
bugün sokaklarda.

Kaçakçılık dışında iş yok
Hakkari, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın 2004 raporunda,
Kars, Batman, Mardin, Siirt, Iğdır, Urfa, Van, Bingöl, Bitlis,
Muş, Ağrı ve Şırnak ile tüm gelişmişlik endekslerinin son sıralarını
paylaşıyor. İl nüfusu 70.000, ilçe Yüksekova ise 140.000. Nüfusun
dörtte üçü genç.

Devlet memurluğu ve gayri resmî uğraş olan kaçakçılık dışında
iş yok. Hakkari halkının yanı başı komşusu ise bugün Irak'ın muhtemelen
en yaşanır yerlerinde oturan Iraklı Kürtler. Halbuki Hakkari bile,
yakın zamana kadar Süleymaniye-Dohuk-Erbil'in yanında Paris idi.
Bugün bir gerçek varsa o da Irak'ın kuzeyindeki Kürt bölgesi hızla
bölgenin referansı haline geliyor. Van'a, Hakkari'ye yatırım yapmaktan
çekinen iş adamlarımız dahi yatırıma gidiyor.

Şemdinli'deki halk esasen iş, aş istiyor, Batı'daki vatandaş gibi
yaşamak istiyor. PKK ve bazı Kürt politikacılar bu talepleri siyasî
talep kefesine koyarak sömürmeye çalışıyor. Tuzak, hükümetin (ve
siyasî gözlemcilerin) de algılama hatasına düşmesinde, bu talepleri
salt siyasî olarak ele almasında, PKK gölgesine paye verip bu
talepleri yeni ayaklanma taktiği addetmesinde.

Kürt sorununun halli için 1999'dan bu yana düşe kalka yürüyen
yeni yaklaşımın 1999 öncesine dönmemesi, döndürülmemesi gerekiyor.
Zira böylesi bir gidişat ülkenin yakaladığı istikrara zarar verebilecek,
AB sürecini ve makro-ekonomik dengeleri menfî etkileyebilecek
ve en vahimi bazı çevrelerin usul usul alevlendirmeye çalıştığı
Türk-Kürt zıtlaşmasına davetiye çıkartacak kapasitede.

Kürt politikacıların ise sorumluluk ilkesini siyasî hak arayışının
önüne koymalarında artık büyük yarar var. Epeyi zamandır burun
kıvırdıktan AB süreci yörenin sorunlarına çare üretebilecek, katılımcı,
sorumluluk isteyen bir süreç. Ayrıca Kuzey Irak'taki oluşumdan
daha demokratik ve müreffeh bir gelecek vaat ediyor.

Türkiye'nin AB sürecine dahil bir Hakkari Kuzey Irak'tan evlâ
olacaktır. Bugün hükümet her şeye rağmen oyunu kurallarına göre
oynuyor. Şemdinli olayının aydınlanması için söz verdi. Temenni
edelim ki Başbakan'ın olayların cereyan ettiği bölgeye ziyareti
1999 sonrası yaklaşımın pekiştirilmesi ve cesur adımların atılmasına
öncülük eder.



Bu yazı Vatan
Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.

| |
Cengiz
Aktar
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|