



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
20. 07. 2004 |
Yeni NATO kimi, nasıl,
kime karşı savunacak?
NATO'nun İstanbul Zirvesi esnasında ve sonrasında gözlemci ve
yorumcular Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı'nın yepyeni bir görev
tarifiyle küllerinden yeniden doğduğunu, Soğuk Savaşı tek mermi
sarf etmeden kazandıktan sonra artık dünya çapında bir teşkilat
olduğunu yazdılar. Kimileri ABD Senatosu Dışilişkiler Komisyonu
başkanı Cumhuriyetçi Lugar'ın NATO'ya biçtiği yeni küresel
role inanıp işi daha ileri götürerek NATO'yu artık küresel dünyanın
askerî savunma teşkilatı olarak algılamak gerektiğini bile dile
getirdi.

ABD'nin her ayrıntıyı düşünerek organize ettiği bu küresel şov
gözlerimizi kamaştırmış olsa da NATO'nun Soğuk Savaş sonrasında
içinden çıkılmaz bir açmaz içerisinde olduğunu gözden kaçırmamalıyız.

Bugün 26 üye ve 20 partner ülkeyle Kuzey yarı küreyi boydan boya
kapsayan NATO, 1949'dan bu yana olduğu gibi Avrupa'nın savunmasına
odaklanarak anlamsızlaşmak ile "out of area" tabir edilen
Avrupa dışı savunma görevleri üstlenerek sulandırılmak tehlikesiyle
karşı karşıyadır.

NATO Soğuk Savaş yıllarında nereden geleceği belli olan, tanımlanmış
ve hatta gücünün ne kadar olduğu dahi bilinen bir hasıma karşı
duran bir teşkilattı. Denilebilir ki komünizm sonuç itibariyle,
batılı siyasî tahayyülün parçası olduğu ölçüde, "bilinen" bir
hasımdı. Nereden geldiği belli olmayan, ulusötesi bir ağ ile şekillenen
ve batının pek aklının ermediği bir tahayyülle yoğrulan "terör",
selefi "komünizm" kadar yenilir yutulur değil.

Ne teşkilatın el alem alışverişte görsün misali Afganistan ve
Balkanlarda üstlendiği işlevler ne de Avrupa Birliği'ni bölmek
amacıyla ABD ve İngiltere'nin tezgahladıkları " NATO'cu Yeni Avrupa"
yaklaşımları kuruluşun ayakta kalmasını sağlayacak işlevler olabilirler.

Kısaca söylenecek olursa bugün NATO, Yalta parantezini kapatmış
ve yeniden birleşmiş Avrupa'nın savunması için anlamsız, pahalı
ve üstelik Avrupa'daki ABD varlığını pekiştirdiği için de tehlikeli
bir teşkilat; Avrupa dışı, tarifi yapılmamış bir tehdide karşı
küresel bir savunma için ise çok yetersiz bir teşkilat görünümü
veriyor.

Savunmamızı ucuza getirelim derken ABD'nin elini güçlendirdiklerinin
farkında bile olmayan AB'liler, AB projesinin barış ve güvenlik
için askerî yol ve yöntemlerden sonuç olarak karşılaştırılamayacak
kadar daha etkili ve kalıcı olduğunu unutup duruyorlar.

AB kurucu üyesi Hollanda'dan yeni Genel Sekreter, de Hoop Sheffer,
başında bulunduğu kuruluşun artık dünya sathına "istikrarı yaymak"
misyonu olması gerektiğini bize söylerken askerî yöntemlerle yayılabilse
dahi o istikrarın nasıl kalıcı ve sürdürülebilir olacağını belirtmeyi
unuttu. Eğer yöntem Afganistan'daki gibi Kabil'den pek dışarıya
çıkmadan savunma yapmaksa bu Devlet Başkanı Karzay'ın şaka
yollu Kabil Belediye Başkanı olarak adlandırılmasından ve oradaki
askerin para kazanmaya devam etmek için evvela kendini korumasından
başka bir işe yaramayacaktır. NATO'nun karar vericileri, barışın
olmadığı yerde "barışı kollama" (peace keeping) ve "barışı inşa
etme" (peace building) gibi kulağa hoş gelen kavramlarla vakit
geçirirken iki hayatî gerçeği unutuyorlar: Askerî yöntemlere başvurulan
her yer siyasetin ve sözün bittiği yerdir; askerî yöntemler, öncelikli
olarak terörün temel nedenleriyle uğraşıldığı vakit esas işe yararlar.

Irak savaşı ile birlikte kendimizi içinde buluverdiğimiz savaşçı
söylem ve davranışlar girdabı özellikle Soğuk Savaş sonrasındaki
barışçı akıl ve ruh halini silip süpürdü. İstanbul Zirvesi'nde
salonu süsleyen Atatürk'ün "Yurtta sulh cihanda sulh"
sözü bu kan ve barut kokan dünyanın savunma ve savaş sorumlularına
takdim edilebilecek en anlamlı hatırlatmaydı.

| |
Cengiz
Aktar
Galatasaray ve Bahçeşehir Üniversiteleri
öğretim üyesi
|


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|