Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






AB Editörü'nden Güncelleme: 04. 03. 2004

Artık mesele siyasî kriter değil Türkiye'nin kendisi

Türkiye'nin demokratik özgürlüklerde yetersiz bir sicile sahip olduğunu dile getirmek ile bu yetersizliği Avrupa Birliği (AB) ile müzakere sürecinin başlamasının önünde hâlâ engel olarak sunmak birbirinden çok farklı iki konum. Türkiye'de konuya vakıf olmayanlar iyi niyetle de olsa bu iki konumu sürekli birbiriyle karıştırıyor ve farkında olmadan Avrupa'da Türkiye ile müzakerelere başlamaya niyeti olmayanların ekmeğine yağ sürüyor. Zira Türkiye'nin üyeliğini, dinî ve kültürel farklılıklardan ötürü istemediklerini hiçbir zaman açıkça dile getiremeyecek olanların elindeki en son gerekçe Kopenhag Siyasî Kriterindeki yetersizlik olacak.

Artık tartışmanın odaklanması gereken nokta Siyasî Kritere uyum veya uyumsuzluk değil, Türkiye'nin farkının AB'nin belli kesimlerinde yarattığı derin rahatsızlık ve buna karşı geliştirilmesi gereken gerekçeler olmalı. Kopenhag Siyasî Kriterine kilitlenmiş naif yaklaşımın en büyük tehlikesi de esas tartışmayı istemeyerek de olsa, gizliyor olması. Zira Türkiye ile ilgili rahatsızlık, örneğin Fransa'da, o kadar derin ki, sanıldığı gibi Kopenhag Siyasî Kriterinde sütten çıkmış ak kaşık dahi olunsa müzakerelerin başlamasının garantisi yok.

Konuya açıklık getirmek ve tartışmayı gereken yere doğru yönlendirmek amacıyla genişleme sürecinin teamüllerine göz atalım. Avrupa Birliği'ne aday olan ülkeler, katılım müzakeresi etabına başlamak için Kopenhag Siyasî Kriterinde somut ve güçlü bir irade beyanında bulunurlar. Aralık 1997'deki Lüksemburg Zirvesi'nde ilk altı aday, Aralık 1999'daki Helsinki Zirvesi'nde geriye kalan altı aday bu önkoşulu yerine getirdiler, haklarında alınan kararlar sonucu ve akabinde, yani yıl sonu tatili sonrasında müzakere sürecine başladılar. Ekonomik kriterlerde uyum bu etap için gerekli değil.

Müzakere sürecine giren adaylar uygulamayı, siyasî ve tüm diğer eksikliklerini süreç içerisinde tamamlamakla mükelleftirler. Bu olguya en çarpıcı örnek Letonya'dır. Bu küçük Baltık ülkesinde yaşayan 2.5 milyon insanın %40'ı Rus kökenlidir. Bu bir milyon Rus, Letonya'nın bağımsızlığından beri her türlü kamusal haktan yoksun vatansız sayılmaktaydı. Avrupa Parlamentosu (AP) Dışişleri komisyonunda 17 Şubat 2004'te görüşülen ve komisyon başkanı Elmar Brok'un imzasını taşıyan PE 359.354 sayılı "Aday ülkelerin üyeliğe hazırlık durumlarının kapsamlı denetimi"adlı raporda açıkça belirtildiği gibi daha hâlâ tam anlamıyla çözüme ulaşmamış olan bu muazzam sorun Letonya'nın 1999 Helsinki Zirvesi'nde müzakere başlatılmasına engel teşkil etmedi.

Letonya örneği tek değil. Kuzey komşusu 1.5 milyon nüfuslu Estonya'da da hatırı sayılır bir Rus nüfus bulunmakta ve onlar da "vatansız" sayılmaktaydı. Aynı AP raporu bugün dahi ülkenin tam üye olmasına iki aydan az kalmışken 165.000 Rus kökenli Estonyalının hâlâ her türlü haktan yoksun vatansız olduğuna dikkat çekiyor. Estonya müzakerelere Aralık 1997'de başladı!

Aday ülkelerde yaşayan 6 milyon Çingene'ye oralarda reva görülen muamele, Komisyon'un Mayıs 2002 tarihli raporunda son derece yaygın ve endişe verici olarak nitelendirilmiştir. AP'nin raporu da Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'da bu sorunun da hâlâ tam anlamıyla çözülmediğine işaret ediyor.

Ayrıca İnsan Hakları örgütü Human Rights Watch'un son raporunda, Slovakya'nın Birleşmiş Milletler'in silah ambargosu uyguladığı Liberya ve iç savaşın kol gezdiği Angola gibi insan haklarını hiçe sayan ülkelere silah sattığı öne sürülüyor. Slovakya'nın bu alanda daha sıkı yasal düzenlemelere gitmesi gerektiği belirtiliyor.

1 Mayıs Cumartesi günü üyelikleri fiiliyata geçecek olan on ülkenin siyasî eksiklikleri ile ilgili en mufassal çalışma Açık Toplum Enstitüsü'nün Budapeşte merkezli "EU Accession Monitoring" veya "AB'ye Üyeliğin Denetimi" programıdır. (www.eumap.org) Avrupa Komisyonunun İlerleme Raporlarından çok daha kapsamlı araştırmaların yer aldığı bu program üç yıldır adayların siyasî uyum konusunda ne kadar zayıf olduklarını sayısız örnekle ortaya çıkarmıştır.

Ancak bütün bu eksiklikler adayların müzakere sürecine başlamalarını engellememiştir. Türkiye ise, 2001 sonbaharı Anayasa değişiklikleri ve ardından yasalaşan yedi uyum paketi ile Kopenhag Siyasî Kriteri'nde somut ve güçlü irade beyanında bulunmuş ve katılım müzakeresi sürecine başlamak için gereken önşartı ziyadesiyle yerine getirmiştir. Dolayısıyla Prodi, Verheugen, Kretschmer ve AB'li siyasîlerden sıkça duyduğumuz, "müzakerelerin başlaması Kopenhag Siyasî Kriterinde tüm eksikleri tamamlamanıza bağlı, sonra bakarız, belki başlarız", biçimindeki beyanların, genişleme pratikleri açısından ve uyum paketlerinin içerik ve anlamları göz önünde tutulduğunda, bir dayanağı yoktur. Türkiye'de bu beyanlara paye vermek, entelektüel tembellikten başka bir şey değildir. Beteri, Türkiye'nin istenmemesinin ardındaki ana nedenleri görmemizi engellemekten ve dolayısıyla çareler üretmemizi kösteklemekten başka bir işe de yaramamaktadır.

Türkiye için yeni kurallar uydurulmaması gerekiyor. Buna koşut olarak AB'li yetkililerin Kopenhag Siyasî Kriterinin arkasına saklanmadan sorunun özünü tartışmalarını sağlamak, bu amaçla çok yönlü bir iletişimin ilke ve içeriklerini belirlemek, müzakerelere başlama veya başlamama kararının da artık sadece bu çerçevede alınmasını hedeflemek gerekiyor.



 
Cengiz Aktar
Galatasaray ve Bahçeşehir Üniversiteleri öğretim üyesi



Diğer yazılar için tıklayın


AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla