



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
19.12.2000 |
AB
Adaylığına sahip çıkalım


Türkiye'nin
Avrupa Birliği adaylığının kabul edildiği Aralık 1999 Helsinki
Zirvesi'nden bu yana geçen bir tam yıl boyunca ne ülkenin yapması
gereken üyelik hazırlıklarında ne de kamuoyunun AB ile bütünleşme
konusuna bakışı ve tavrı konularında hissedilir bir ilerleme kaydedilmedi.
AB ile Türkiye arasında mevzuatı karşılaştıracak olan ön tarama
sürecini kapsayan 8 alt komitenin Nisan ayında kurulması ve çalışmalara
başlaması, Gümrük Birliği Anlaşması'ndan arda kalan Serbest Hizmet
Arzı müzakerelerinin başlaması, AB Genel Sekreterliği başkanlığında
uyumu gerçekleştirecek yapılanmanın büyük zorluklarla kanunlaşarak
yavaş yavaş kurulma aşamasına gelmesi ve son olarak AB işlerinden
sorumlu bir Başbakan Yardımcılığı'nın kurulması dışında 2000 yılının
üyeliğe giden yolda kayıp hanesine yazılacak bir yıl olduğunu
söylemek zor değil. Bu kayıp yılın nedeni gerek siyasi saplantıları
ve dünyayı doğru okuyamamaları nedeniyle gerek güç ve çıkarlarını
kaybetmemek amacıyla değişimi istemeyen dolayısıyla Avrupa Birliği
ile bütünleşmeyi temenni etmeyen etkin ve muktedir bir kesimin
hükûmet içerisinde ve bürokrasinin belli yerlerinde varolmayı
sürdürmesi. Toplumda ise sürecin hızlanmasını sağlayacak ne bir
siyasi yapılanma ne de güçlü bir talep var. AB adaylığı bir bakıma
ortada kalmış durumda. Öte yandan 13 aday arasında çekişmeli bir
yarış halinde gelişen genişleme süreci içerisinde Türkiye'nin
malum nedenlerden ötürü diğer Avrupalılara oranla daha fazla handikapla
yola çıktığı ortada. Türkiye'nin adaylıktaki gönülsüzlüğü, pek
bir çaba sarfetmemesine rağmen Birlik'e üye olmanın kıstasları
konusunda sürekli itirazcı tavırlar sergilemesi handikaplarına
yenilerini eklemekte ve Avrupa'da Türkiye'nin adaylığına soğuk
bakan çevrelere taze gerekçeler sunmakta. Her iki tarafta da Türkiye'nin
üyeliğine karşı olanlar neredeyse gizli bir ittifak içindeler.
Ülkenin istikbali açısından AB üyeliğinin tarihi bir fırsat olduğunun
bilincinde olan kesimlerin artık çok yönlü bir sivil seferberlik
başlatmaları gerekiyor. Bu çerçevede AB hazırlığı için gevezeliğe
değil eyleme yönelik ve önem sırası gözetmeksizin neler yapılabilir?
Sürmekte
olan Enflasyonla Mücadele Programı (EMP) ile Avrupa Birliği'ne
uyum amacıyla gerçekleştirilecek olan çeşitli programlar arasında
sinerjiler aranmalı. Bu iki süreç sonuçta aynı normalleşme amacına
hizmet edecek. Nitekim Avrupa Komisyonu'nun Kasım başında Katılım
Ortaklığı ile birlikte açıkladığı 2000 yılı Türkiye İlerleme Raporu
EMP'na tam destek veriyor ve programın amacının tek para birimi
euro'ya dahil olabilmek için uyulması gereken Maastricht kriterlerinin
yerine getirilmesindeki rolünün altını çiziyor. EMP belli makroekonomik
dengeleri yerleştirmeye çalışan mali bir program ve hernekadar
Aralık'ta ciddi bir güven kaybına uğratıldıysa da sürecek. Program
başarıya ulaştıkça uygulamalarının ekonomiyi ve toplumsal barışı
etkileyecek önemli sonuçları olacak. Kapsamlı bir reformlar paketi
niteliği taşıyan AB uyum programları bürokrasi ve sosyal partönerlerce
EMP'ın acı reçetelerinin sonuçlarını hafifletecek bir biçimde
düşünülmeli. İlerleme Raporu'nda doğrudan olmasa da bu sinerjiye
açık kapı bırakan birçok görüş var ve örneğin AB'nin Ortak Tarım
Politikası (OTP) mekanizmalarını temel alan bir Eylem Planı'ndan
söz ediliyor. Tarımda destekten giderek vazgeçecek olan Türkiye
için burada önemli olan illa mali kaynak değil ürün yerine üreticiye
destek olunan bir sistemin nasıl işleyeceğinin anlaşılması ve
ilerde Avrupa Komisyonu ile OTP çerçevesinde bir ortak eyleme
doğru yönelmek olabilir. Elbette böylesine kapsamlı, bürokrasi
ve değişik toplum katmanlarını biraraya getirecek sinerjiler ancak
Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) gibi istişare kurullarında gerçekleşebilir.
Bunun için de Konsey'i bir an önce çağdaş ve etkin bir kurum haline
dönüştürmek gerekiyor. ESK keza, AB Genel Sekreterliği'ne ve yan
kurullarına, uyum yasaları, yasaları uygulayacak kurumların reforme
edilmesi, bazılarının kaldırılması, yenilerinin kurulması ve yeni
mevzuatın uygulamaya konması konularında gerekli uzmanlık, insan
kaynağı ve mali kaynak konusunda bir çeşit "clearing house" işlevinde
bulunabilir. Çünkü ülkenin önünde duran şantiyenin boyutları ve
yapılması gerekenlerin içeriği, bir taraftan yasama ve bürokrasi
diğer taraftan toplum ve onu temsil eden kurumların etkin bir
koordinasyon içerisinde çalışmalarını zorunlu kılıyor. AB reform
sürecinin altından ne kimse tek başına kalkabilir ne de bu süreç
en geniş katılım olmadan hayata geçirilebilir.
Bireyin refahını esas alan AB reformları bireylerin sahiplenmesi
gereken ve onların katılımıyla gerçekleşebilecek bir süreç. Bunun
da koşulu bilgi aktarımı. AB sürecinin bireylerin ve farklı grupların
hayatlarına ne getireceği konusunda bilgilendirilmeleri bütün
medya kuruluşlarının asli görevi konumunda. Bunun yanı sıra toplumun
farklı kesimlerini temsil eden kurumların konu temelinde ve uzman
bir bilgilendirme stratejilerine gerek var. Diğer taraftan 1945
sonrası yeşeren ve Avrupa fikrinin topluma anlatılmasını hedef
alan "Avrupa Hareketi" gibi girişimlerin aynı adla burada kurulması
ve böylelikle Avrupalı ağlarla ortak faaliyette bulunmaları hem
Türk kamuoyu hem de Avrupa kamuoyu için yararlı olacaktır.
Nihayet
ülkede kamuoyunun çağdaşlaşma taleplerini siyasete taşıyacak ve
bu taleplere tercüman olacak sağ ve sol liberal partilere şiddetle
ihtiyaç olduğu aşikar.


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|